Cami duvarının gösterdiği

B.

Ufukta bir son görülmeyince sondan sonrası ile ilgili hayal kurmak mümkün olmuyor. Bir sonunun gelmeyeceğini düşündüğünüz bir sürecin akabinde ne olacağını hayal etmezsiniz. Ne zaman ki sonun alametleri gözükür, bir nihayet bulacağına emin olursunuz sürüp giden şeyin, işte o gün o sondan sonra ne olacağına dair hayaller kurmaya başlarsınız.

Yıkılmayacak süper güç, yenilmeyecek düşman yoktur. İllüzyon genellikle süreç içinde bize kendimizi çaresiz ve çıkış yolu olmayan acizler olarak hissettiren illüzyondur. 50'lerin, 60'ların dünyasında asla yıkılmayacağına inanılan Sovyetler Birliği'nin bugün de ziyaret edilecek bir kabri bile yok. Ruslar hala hayatta ve ayakta, Ukraynalılar hakeza; Türkistan ahalisi, Kafkas halkları, Çekler, Slovaklar, Macarlar, Lehler hepsi hayatta ama dedelerinin ve babalarının sırtında kırbaç şaklatan Sovyetler'den eser yok... Elbette o zamanlar Demirperde içinde yaşayan halkların hiçbirisi Sovyetler'den sonra ne olacağına dair bir hayale sahip değildi; zira Sovyetler sonunun olacağına ihtimal veren belki birkaç kişiydi. O kadar hazırlıksız yakalanıldı ki hayali kurulmayan bir gerçek yaşandı duvar yıkıldıktan sonra.

Yine öyle olacak. Arkasında Batı'nın dimdik durduğu İsrail'in sonu ile ilgili Filistinli çocuklardan başka hiç kimse hayal kurmuyordu belki yakın zamana kadar. Sadece bölgeyi değil kendisi ile uzak yakın alakası olmayan coğrafyaları da kana bulayan bu vahşi yapının sonunun alametleri gördükçe insanlar İsrail'den sonrasının hayalini kurmaya başladı. Aynı Sovyetler'de olduğu gibi; bu yılan çukuru, akrep yuvası günü gelecek kuruyacak. Peki sonra ne olacak İsrail'den sonra yine Araplar olacak, Filistinliler olacak, Yahudiler olacak. Hıristiyanlar kiliselerinde özgürce ayinlerini yapacak, Müslüman çocukları korkusuzca dondurmalarını yalayacak, Yahudi yeşivaları eğitim vermeye devam edecek. Bu hayal sosislerin kurduğu sağlaması olmayan hayaller gibi bir hayal değildir. Aksine bu hayal, bölgenin kendi dinamiklerine terk edildiğinde nasıl bir hayata ortam sunduğunu yüzyıllar boyunca deneyimlemiş insanların tecrübelerinden yola çıkarak kurduğu bir hayaldir. Ne zaman bu topraklara ait olmayanlar bu topraklarda söz sahibi olduysa dirlik, düzen bozulmuş; bu toprakların evlatları ne zaman him etmeye başlamışsa ticaret yürümüş, çocuklar büyümüş, komşular birbirinden emin olmuştur.