B.
Cumhuriyetimiz 103 yaşında. Kimileri için en önemli aidiyet cumhuriyetin bir parçası olmak, sinirleri için ise belli bir ideolojinin kalıplarına sıkıştırılmış, bir kesimin asla sahiplenmeyeceği bir kurum. Türk toplumu monarşi hayalleriyle yaşayıp, yeniden bir hanedana sahip olmayı düşleyen bir toplum değildir. Cumhuriyet fikri, Türk insanı tarafından sindirilmiş ve önemli bir kazanım olarak kabul görmüştür. Buna karşın, cumhuriyet adına toplumun bir kesimini muhatap alarak yargılar mahiyette konuşan bir azınlık sanki cumhuriyetin asıl sahibiymiş de diğerleri onun hoşgörüsüyle bu vatanda yaşıyormuş gibi bir hava her zaman esmektedir. Ben 40 yıl öncesini hatırlayabiliyorum, yaşım daha eskiye yetmiyor, o zaman da böyleydi şu anda da maalesef böyle. Belli bir dünya görüşünün ve yaşam tarzının temellük edebileceği bir şey değildir cumhuriyet. Ancak cumhuriyet o yaşam tarzları için elverişli ortamı mümkün kılar. Taşradan şehri göçenlere "bastılar burayı" diyenlerin aslında sahip olmadıkları bir şeyi başkalarına çok görüyor olmaları gibi bir şeydir bu. Bizim cumhuriyetimiz, biz tahammül ediyoruz ve siz de bizim izin verdiğimiz kadar yaşıyorsunuz diyenler hepimizin malı üzerinden bizlere cumhuriyet havariliği yapıyor. Cumhuriyeti methederken bir yandan, diğer yandan sürekli geleneksel değerleri aşağılama çabasına girenler 2026 yılının Türkiye'sinde de yaşıyor. Oysa cumhuriyetten anladığımız, halkın değerlerine karşı değil, toplumu oluşturan kesimlerin değerlerinin her birinin ayrı ayrı değer gördüğü bir rejim olmalıydı. Daha bu şuuru dahi elde edebilmiş değiliz. Cumhuriyet projemizin en başarısız olduğu nokta belki de tam olarak budur. Toplumun her kesimi tarafından eşit derecede sahiplenilmemiş bir cumhuriyet... Dini, dili, mezhebi ne olursa olsun bu toprakların insanlarının sahip oldukları bir müşterek değer şuuru ortaya koymak gibi bir mükellefiyetimiz var. 103 yılda başaramadık, bundan sonra başarırız inşallah.

10