B.
"Bir zamanlar orta sınıf bir mühendis varmış, bahtı kendisine gülmüş, Cumhurbaşkanı'na damat olmuş, ülkenin bütün imkanları damada verilmiş, o da Karaköy'den temin edilebilecek basit malzemelerle basit dronelar yapmış; bu imkanlar damada değil babama verirse babam da yaparmış aynısını...". Bu saçma hikayeyi duymayanınız yoktur, hatta şimdi herhangi bir sosyal medya mecrasına Selçuk Bayraktar yazarsanız benzer şeylere denk gelirsiniz. Hikaye gerçekten böyle olduğu için değil, bulabildikleri saçmalık bu olduğu için bunu çiğniyorlar sakız gibi; yoksa domuz gibi biliyorlar kazın ayağının hiç de öyle olmadığını.
Merhum kurucusu Özdemir Bayraktar'ın anısına bir belgesel hazırlattı Baykar şirketi, Cumartesi günü lansmanı vardı, şimdiden YouTube'da 300.000'e yakın sayıda izlendi, daha da çok izlenir. Sevgili Cüneyt Polat ve ekibi çok gayret ettiler bu belgesel için ve neticesinde merhum Özdemir Bey'in hüviyetini biraz olsun anlatan bir hikaye çıktı ortaya: Özdemir Bayraktar/ Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti Belgeseli... Özdemir Bey'in hakiki hüviyetini tam olarak anlatacak bir iş yapmanın çok da mümkün olmadığı malumdur, işin o kısmı ancak ahirette mümkün olur. O, bütün imkanlar ayağına sunuldu denilen Baykar'ın ne gibi engelleri aşmak durumunda kaldığını, sürekli nasıl sabote edildiğini, bırakın beş kuruşluk faydayı, kendilerine sürekli köstek olunduğunu bu belgeseli bir kez olsun sıradan bir film izler gibi izleyen herkes görecektir. Dahası bir Özdemir Bayraktar'ın nasıl Özdemir Bayraktar olacağının şifrelerine dair birkaç ipucu bulmak da mümkündür. Vatani görevini kısa dönem yapmak durumunda olan oğluna "4,5 ay askerlik mi olurmuş Bir saniyen boşa geçerse hakkımı helal etmem. Hiçbir şey bulamazsan taşları oradan al oraya taşı, boş durma bir iş yap" diyen annenin oğlu olarak hayata başlayınca vatana ve millete himmet etmek bir refleks haline geliyor. İTÜ'de asistan, henüz 28 yaşında Burtrak traktör fabrikasının genel müdür yardımcısı başarılı bir mühendisin hayat hikayesi gençlerimize Teknofest'ten daha fazla şey anlatıyor. Zira bu filmde görüyoruz ki Özdemir Bey merhum bizzat "Yürüyen Teknofest'in ta kendisiymiş. Teknofest O'nun hayali, vatan evlatlarına gösterdiği hedefmiş. Fedakarlık etmeden olunamayacağını, küçük çıkarlar için değil millete hizmet ve himmet etmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmaması gerektiğini ortaya koydu. Bıyığını bile kesmiş bıyığını! İzlerseniz göreceksiniz, az şey değildir o bıyığı kesme hadisesi, ehli bilir ne demek olduğunu. Öyle bütün imkanlar önüne açılmış da başarabilmiş de değildir üstelik başardıklarını. Evlatları, kardeşleri hatta Yasin ekibi haline getirdiği aile fertleri ile bir şeyleri başarmak için mücadele etmiş bir zata, vatan haini değilseniz eğer, ancak minnettar olabilirsiniz, şükran duyabilirsiniz. Elbette bu filmden pek çok kesit alınacak, sosyal medyada "kaz uçar da laz uçamaz mı" gibi vurucu kısımlar sloganlaştırılacak, insanlar Özdemir Bey'in hizmetleri üzerinden bazı şeyleri tartışacak. Ancak filmde benim ilgimi özellikle çeken birkaç hususu oldu. Bunları beyan ederek bitirmek isterim: Ergenekon-Balyoz süreçlerinde herkesten daha uyanık ve neyin ne olduğunu anlamış bir zat Özdemir Bey; iş işten geçmeden tarafını doğru seçmiş. Belki de dünya görüşü yahut yaşam tarzı hiç örtüşmeyen kimselerle aynı ülkü uğruna çalışırken ahbap olmuş, onlara karşı vefasını her vesileyle ortaya koymuş. Bence en önemlisi ve ben başta olmak üzere pek çoğumuzun ders çıkarması gereken özelliği, hiçbir hal ve şartta hizmet etmekten vazgeçmemiş, gücenmemiş, kırılmamış olması. Filmin en güzel sahnesi ise Haluk Bey'in o binbaşı bozuntusuna "sensin şerefsiz" dediği andır bana kalırsa. Hepimizin ciğerini bir parça soğutan o sahne olmasaydı film sonunda her birimiz mahrum izleyiciler olarak yerimizden kalkacaktık. Bir dönemin mazlumlarını teselli hainlerine tokat bir sahne olmuş. Rahmetle, minnetle, gıpta ile yad edelim Özdemir Bey'i. Rahmeten vasia...

6