Başaşağı giderken
İsrail'in 'yenilemez güç' mitinin çöküşü Hizbullah gibi hibrit yapılar karşısında gerçekleşiyorken, bu başarısızlığın perdelenmesi için artan vahşet kaçınılmaz mı?
Yazar, 20. yüzyılda Müslümanların yaşadığı katliamların 21. yüzyılda da devam ettirilmek istendiğini, ancak Hizbullah gibi hibrit örgütlerin düzenli güçlere karşı daha dinamik ve başarılı olacağını iddia ediyor. Bu görüşü, düzensiz güçlerin düzenli güçlerden daha düşük kayıplara katlanarak her mevzi başarıyı zafer havasına büründürebilmesiyle destekliyor. Peki, kayıpların nispi düşüklüğü gerçekten stratejik üstünlüğün göstergesi midir, yoksa yaşanan insan trajedisinin sayısallaştırılması mı?
B.
20. yüzyılın hikayesi yazıldığında şarkta ve garpta müslümanların büyük bir hevesle katledildiği bir asır olarak bir alt başlıkta zikredilecektir. Yüzyıl yılbaşında Balkanlar'da yaşayan 8 milyon Müslüman'dan geriye ne kaldı hepimizin malumdur. Zorla göç ettirilenler bir yana katledilip de ismi zikredilmeyen milyonla insanımız var. Bu kötü alışkanlığı 21. Yüzyılda da devam ettirmek isteyenler hiçbir olmayan basit topluluklarla karşılaşmayı talep ediyorlar. İğdiş edilmiş rejimler ve devletler eliyle bu projeye karşı tepkisiz kalacak, mukavemet etmeyecek bir öteki tasarladılar. Buna mukabil düzensiz grupların direnişleri terör yaftası ile yaftalandı. Fakat düzensiz gruplar o kadar zayıftı ki düzenli güçler kendilerini durdurmak konusunda büyük bir zorluk yaşamadı.
"Düzenli güçler düzensiz güçleri ortadan kaldıramazlarsa düzensiz güçler düzenli güçleri mutlaka mağlup eder" kuralı tarihin her döneminde nispetle daha kat'i biçimde işlemeye başladı. Suriye Savaşı'nın neticesi hepimizin malumudur. Şu sıralar Hizbullah İsrail'in Güney Lübnan'a karşı giriştiği pervasızca savaşa karşı çeyin bir direniş ortaya koyuyor. Amerika gibi bir müttefike sahip olmasına rağmen İsrail bu mücadelede köşeye sıkışmış durumda. Bir örgüt olarak hizbullah hibrit bir karaktere sahiptir. Düzensiz örgütlerden biridir diyemiyoruz; zira Lübnan'da sisteme entegre bir parti hüviyetine de sahip, sokakta bir karşılığı var ve sadece şeyi Müslümanlardan değil Hristiyanlardan da aktif şekilde destek buluyor. Ermeni kökenli Julia Boutros konserlerinde Hizbullah'ın müteveffa lideri Hasan Nasrallah için ortaya konulan destek gösterileri hepimizin hatırındadır. Dolayısıyla Hizbullah'dan bahsederken düzensiz güçlerden bahisle başlayan bir cümleyi tekrar ediyor değiliz. Buna mukabil uluslararası sistemin bir parçası olarak da görülebilecek bir yapıdan bahsedemiyoruz. Buna mukabil literatüre artık beşinci nesil savaş olarak geçen yeni savaş konseptinde Hizbullah gibi yapılar İsrail gibi devletlere nispetle çok daha dinamik ve başarılı yapılar olacağa benziyor. Bunun en önemli sebebi Hizbullah kayıplarının İsrail kayıplarına nispetle çok daha düşük faturalı oluşu ve kazanılan her mevzi başarının zarardan kar olarak değerlendirilerek bir zafer havasına büründürülmesidir. İşte düzenli güçlerin düzensiz güçler karşısındaki en büyük zaafı tam olarak budur. Çok değil bundan on sene öncesine kadar asla yenilemez ve yıkılmaz bir güç olarak pazarlanan İsrail'in baş aşağı gidiş hikayesi tam olarak burada başlıyor. İsrail Lübnan'ın güneyini yoğun şekilde bombalarken, yaşanan sivil kayıplar bölge halkını kuzeye göç etmeye zorluyor. Bu elbette İsrail politikasının bir parçası zira Suriye'de yaşananlar gibi demografik bir dönüşüm ve nüfussuzlaştırma siyaseti İsrail stratejisinin önemli bir bölümünü kapsıyor. Buna rağmen İsrail ordusunun kuzey kuvvetleri Komutanı Rafi Milo Hizbullah'ın iddia edildiği gibi zayıf bir örgüt olmadığını aksine hala son derece güçlü bir yapı olduğunu dile getirmek mecburiyetinde kalıyor. Bu başarısızlığı perdelemek için vahşetin dozunu artıran İsrail'in önümüzdeki süreçte daha açık başarısızlık hikayeleri anlatması yukarıda anlatılanlar sebebiyle kaçınılmazdır. Bu vesileyle bizler de bir gün "İsrail'in başaşağı gidiş hikayesinin başladığı güne şahitlik ettik" diye anlatabileceğiz.

2