B.
Özgür Özel'in cumartesi günü Lüleburgaz mitinginde yaptığı konuşma bana Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarını hatırlattı. Özgür Özel polisleri, doktorları, infaz koruma memurlarını, doktorları ve öğretmenleri alkışlattı. Çok değil üç sene önce bir başka durumla karşı karşıyaydık oysa. Kılıçdaroğlu "AKP'ye oy veren öğretmene ben öğretmen demem" diyordu, astsubaylara Erdoğan'ın paramiliter kuvveti muamelesi yapıyor, gece bekçilerini, imamları, doktorları çok sert eleştiriyordu. O zamanlar bir soru sormuştu bendeniz: Memurların ve bürokratların temsil ettikleri bu kurumlar bir araya gelince devlet ortaya çıkıyor; Kılıçdaroğlu'nun bu devletle bir alıp veremediği mi var ki bunları sıradan hain ilan ediyor" şeklinde. Özgür Özel yukarıda zikrettiğim isimleri alkışlattı, ardından "inşallah kaybederler" diyen kitlesinin rağmına millî takımımıza tezahürat yaptırdı. Özel'in Lüleburgaz'da verdiği mesaj bence gayet açıktı: Ey devletimiz ve devletlilerimiz, sizin aradığınız vatana- millete bağlı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu değil, benim!
Özgür Özel'in bu tutumu bendenize hiç de şaşırtıcı gelmedi; aksine bu tutumun alametlerini daha önce de gördüğümüzü hatırlattı. AKM çıkışında yumruk yediği günü hatırlıyoruz Özgür Özel'in. Yumruk hadisesi sonrası yaptığı konuşmada oldukça sorumlu bir tutum ortaya koymuş, hiç kimseyi suçlamamış; Kılıçdaroğlu'nun hatta Ekrem İmamoğlu'nun ortaya koyduğu keskin tavrın çok dışında bir duruş ortaya koymuştu. O dönemde yazdığın bir yazıda Özgür Özel'in Ekrem İmamoğlu vesayetinden kurtulması halinde Türkiye siyasetine yeni bir soluk getirecek, gerilimden değil ulusal çıkarlarımızdan beslenen bir siyasetçi olabileceğini söylemiştim. Aradan geçen zaman Özgür Özel'in bu fırsatı teptiği, her geçen gün daha fazla Ekrem İmamoğlu vesayetini mahkûm hale geldiği bir sürece dönüştü. Karşımızdaki tabloya dönüp şöyle bir bakıyorum ve Özgür Özel'in bu yaşananların faili mi yoksa kurbanı mı olduğu konusunda zihnimin karıştığı alametlerle karşılaşıyorum. Neticede vardığım nokta Özgür Özel'in bir politik mahkûm olduğu çıkarımı oluyor. Özel'in mahkûmiyeti, 19 Mart süreciyle daha da derinleşti. Silivri'ye giden her ne kadar Ekrem İmamoğlu olsa da politik mahkûmiyet Özgür Özel'e nasip oldu. Lüleburgaz konuşması bu sebeple ba'del harab-ı Basra bir çabadan fazlası olarak görünmedi gözüme. Keşke Özel bugüne kadar varan süreçte daha müstakil bir siyasetçi olmayı başarabilseydi.

11