Anonim semtlere cami inşa etmek hakkında

B.

Patchwork toplumların en gözle görülür özellikleri, bir şekilde bir araya gelmiş ve beraber yaşamak durumunda olan grupların kendi aralarındaki çıkar çatışmalarını çeşitli alanlarda ve suretlerde yürütüyor olmalarıdır. Türkiye hakiki bir patchwork toplumdur. Göçlerle bir araya gelmiş bir imparatorluk bakiyesi, tanışırken ilk sorulan sorunun "nerelisin" olduğu, büyük dedesinin kabri ile aynı yerde yaşamayanların yaşayanlara nispetle daha fazla olduğu ilginç bir ülkedir Türkiye. Gündelik hayatta karşılaştığımız pek çok düzensizliğin temelinde de bu özelliğimiz yatmaktadır. Bununla birlikte toplumun çeşitli katmanları ve kesimleri arasındaki çıkar kavgaları, hakimiyet mücadeleleri, alan kapma yarışları kendisini sürekli farklı suretlerde tezahür ettiriyor. Zülf-ü yare dokunmasın diye açık açık tartışmadığımız ancak bir türlü çözemediğimiz asırlık sorunumuz budur. Dindar-seküler gerilimi olarak sık sık karşımıza çıkarılan suni gündem, esasen kaynağını bu sosyolojik gerilimde bulmaktadır.

Böyle bir ortamda özellikle büyükşehirlerde anonim mekanlar ve mahallere duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Hiç kimseye ait olmadığı varsayılan, her türlü marjinalliğin bir şekilde tolere edilebileceği semtler, kendisi de bizzat hiçbir yere ait olamayan toplum kesimleri tarafından yoğun şekilde talep ediliyor. Üstelik anonim mekanları talep etmekten mada bir de köklü semtlerin anonimleştirilmesi talebi karşımıza çıkıyor. Bunun bir toplumsal ihtiyaç olup olmadığı elbette tartışılır lakin asırlık gelenekleri ve kurumları olan semtlere nevzuhur semtler muamelesi yapma temayülü doğal olarak toplumsal gerilimlere sebebiyet veriyor. Kendisini bir yere ait hissetmeyen kimse, kendisini bir yere ait hisseden ve o muhiti sahiplenen kimsenin hassasiyetlerini ve taleplerini anlayamıyor, klişeleşmiş itirazlarla hadiseyi çözebileceğini düşünüyor. Anonim semtlere ihtiyaç duyanların ise ilginç şımarıklıkları yadsınamaz bir gerçektir. Bu anonimliğin sadece marjinal eğilimlere yönelik olması gerektiğine yönelik ilginç bir tez geliştirmiş ve bunu canhıraş biçimde savunduklarını görüyoruz. Her isteyenin her istediğini yapabileceği iddia edilen muhitlerde aslında her isteyenin her istediğini yapabilme imkanına sahip olmaması gerektiğini savunuyorlar. Elbette hiyerarşik bir kitle, sistematik bir talepler bütünü yok karşımızda; sadece kendi yankı odalarında oluşturdukları bir homurtu ve ötekini ortadan kaldırabilmek yahut minimalize edebilmek sayesinde var olabileceğini zanneden ürkek bir hoşnutsuzluk var. Kadıköy'e yapılacak cami ile ilgili sürekli giden kavganın temelinde de bize göre bu vardır.