AK Parti'nin en zor sınavı

B.

Editörlerinden olduğum aylık GENAR Türkiye Raporu Ekim ayı saha sonuçları kamuoyunun fon krizine nasıl yaklaştığını tespit etmemiz açısından son derece ilginç veriler sunuyor. Toplumun % 68,2'si tüm Türkiye'yi meşgul eden fon krizinde sorumluların tespit edilerek cezalandırılacağına inanmıyor. Kamuoyunun üçte ikisinden daha yüksek bir orana tekabül eden bu güvensizlik siyaseten kaldırılması mümkün olmayan bir yük ile AK PARTİ iktidarını karşı karşıya bırakmış durumda. AK PARTİ seçmeninin %23,3'ü ve MHP seçmeninin %30,9'u bu güvensizliği paylaşıyor. Bu azımsanmayacak derecede yüksek bir oran. Muhalefet seçmeninde bu oran %80'lerin üzerinde seyrediyor. Neticede vardığımız nokta, yöneten ve yönetilen arasındaki güven ilişkisinin büyük bir sınavdan geçtiğini bizlere gösteriyor. AK PARTİ seçmeni, partisini desteklemeye devam ediyor ancak süreçten yana memnuniyetsiz olduğu açık. Toplumun süreçteki en önemli talebinin ne olduğuna bakılacak olursa, fon hadisesinde dahili olanların tespit edilmesi ve ceza görmesi cevabı karşımıza çıkıyor. Bu talebin yerine geleceğine yönelik ise derin bir şüphe var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "kim olursa olsun" diyerek sorumluların cezalandırılacağına yönelik vaadi toplumun önemli bir kesimi tarafından güven verici bulunuyor fakat kamuoyu ilginç bir tereddüt refleksi ortaya koyuyor. İlginç olan şey, AK PARTİ'nin sadece kendi mensuplarının değil parti ile ve parti politikaları ile hiç alakası olmayan bürokratların da hesabını vermek durumunda olduğu bir süreç geçiriyor oluşumuz. Toplumun önemli bir kısmı bu noktada analitik düşünmeyi tercih etmiyor; aksine %81,8 gibi önemli bir kesim, hükümetin yaşananlarda çeşitli derecelerde olsa da sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyor. Bir buçuk aydır gündemi meşgul eden bu hadisede toplumun önemli bir kesiminin henüz teskin olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla denilebilir ki, süreç toplum açısından hala aynı dinamizmiyle sürüp gitmektedir. Geçen 25 yıllık süreçte karşı karşıya kaldığı tüm badireleri tabanına güvenerek atlatan AK PARTİ'nin şimdi aşması gereken yeni bir güven eşiği var. Tabanıyla arasındaki güven ilişkisini, tabanını ve potansiyel seçmenini ikna eder surette yeniden tesis etmek gibi bir vazifesi var AK PARTİ kurmaylarının. Zira AK PARTİ, hala yeni parti ve CHP'nin toplamından fazla teveccüh alan, Türkiye'nin birinci partisidir. Yaşanan krize rağmen, kendisine olan teveccühün aynı şekilde devam ediyor olması aslında AK PARTİ'ye tanınan kredinin öyle iddia edildiği gibi 25 yıl öncesinin siyasi ve ekonomik şartlarıyla oluşan psikolojiden çok daha fazlasına tekabül ettiğini gösteriyor. AK PARTİ Türkiye'nin gerçek iktidarıdır. Her gerçek iktidar gibi, her şeyin hesabı kendisinden sorulan siyasal yapıdır. Bu güven sınavı başarıyla verilirse, AK PARTİ adına başka şeylerden bahsedeceğiz. Şimdilik bu sınav sürmektedir.