B.
Taş Mektep namıyla maruf Fatih İlkokulu'nda sınıf arkadaşlarım arasında çingeneler vardı. Hiçbir bariyeri olmayan normal bir arkadaşlığımız olduğu için ben onlara çingene demenin incitici bir şey olduğuna dair bir kanaate sahip olmamıştım. Zaten kendileri söylerdi oğlum "biz çingeneyiz" diye. Belki en nazif değil ama en nazik en hisli arkadaşlardı onlar. O gün bugündür büyük zaafım vardır çingenelere, çocuklukta en saf, tabii hallerini tanıdığım dostlara. "Roman Vatandaş" demez de çingene dersek hakaret kategorisine giriyormuş. Bunu iddia edenlerin zihninde girebilir; benim zihnimde girmiyor kusura bakmasınlar, onların sol teoriler icat edebilmek için ortaya koydukları hakaret-değil kategorilerine iştirak edemeyeceğim. Her dem neşeli, mübarek adamlar olarak tanıdım hala öyle tanırım.
Bu sevgili cemaatin bana en sevimli fertlerinden, dostum Hasan Pandır -ki kendisi Çorlulu Ali Paşa Külliyesi'nin kademhanelerine abilik yapar, sayesinde ümmet-i Muhammed tertemiz görür işini gücünü- Sarıgöl Gacolarındandır; ki bunlar tüm memlekette rastgelegileceğiniz Romanlar arasında belki de en ilginç dindarlık pratikleri olanlardır. Zilan Şeyhlerine bağlıdırlar ki, her sene mütemadiyen bunları ziyarete Batman'a giderler. "Asan abi bulamadınız mı İstanbul'da bir şeyh, eer yıl te Batman'a gidiyorsunuz" demiştim de "yaş tahtaya basmayız abi, eem dünyada eem ahırette garanti veriyor burası" demişti. Kendilerine mahsus pratik, pragmatik bir dindarlıkları var. Bana uymaz ama ben benim o o. Ona çok yakışıyor, bana sakil kaçar.
Sanat pratikleri de böyledir malumunuz, henüz beşikte ellerine sazlarını aldıkları için amuda kalkıp keman çalmaları mümkündür. Hem de ne çalmak. Konservatuvarlarınızın önünde aciz kalacağı bir müzikal kabiliyetleri vardır. Fakat o da kendilerine benzer, başkalarının tarzına benzemez. Onlara yakışır, size bize yaraşmaz.
Cümle memleketin çok hoşuna gitmiş Celal Karatüre isimli abimizin klipleri. Kapı kapı dolaşıp ilahi okuyormuş. Şöyle bir dinledim, ne yalan söyleyeim bana hitap etmedi Celal abinin müziği. Ne bileyim, Zekai Dede'nin "İlahel Aleminsin Rabbi Âla"sından zevk alan kulağa pek hitap etmiyor. Fakat öyle güzel, mütebessim, nurani bir zat gib duruyor Celal Karatüre, cemalinin hatrına dinlerim he ne olsa.
Sosyal medyada her türlü şebekliği yaparak dikkat çekmeye çalışanları mübah görenler, dahası izleyici sayısını artırabilmek için irtikab etmedikleri kepazelik bırakmayanlar adamcağızın çektiği şu bir tanecik klibe tahammül edemediler. Evvela ben Celal Bey'in yerinde olsam "size mi soracağım lan" derdim. Kendimce roman sanatı yapacaksam roman sanatı yapacağım, ilahi söyleyeceksem ilahi söyleyeceğim. Size mi beğendireceğim Hem özden düşmanı olduğu bir şeyin formunu belirleme hakkını kendinde görme hadsizliği ancak bunlara mahsustur muhtemelen. Gerçi alışkınız, yapamazsınız, yaptırmayız dedikten sonra "madem yaptınız, adını şu koyamzsınız, bu koyacaksınız" demelerine. Hakikaten meselemiz tam olarak bu haddini bilmezlik ve şımarıklıktır. Özüne karşısın, onunla hiçbir işin olmamış olmayacak, elinden gelse külliyen ortadan kaldıracak bir zihnin var; tutmuş formunu eleştiriyorsun. Bu riyakarlık, bu mürayilik ancak bunlara yakışır.

7