Ağıralioğlu ve Patchwork toplum

B.

Parti kurma sürecinde olduğunu bildiğimiz Yavuz Ağıralioğlu'nun siyasal ajandası uzun süredir merak ettiğim bir husus. Yavuz Bey'i dinlemek, kendisine sorularımı sormak imkanı buldum. Birkaç tespitimi aktarmak isterim.

Ak Parti'nin son dönemdeki kan kaybını ciddi şekilde analiz etmiş Ağıralioğlu. Kamuoyunda Ak Parti'ye yönelik dillendirilen, hatta önemli kısmı Ak Parti seçmeni tarafından da kabul gören eleştirileri, siyasal motivasyonunun merkezine koymuş. Fakat motivasyondan ziyade politik imkanların neler olduğu benim asıl merak ettiğim husustu. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Yavuz Ağıralioğlu'nun Türkiye siyasetinin ikonografisine son derece uygun bir duruşu var. Bu duruşu, İYİ Parti'de görev yaptığı süreçte, Lütfü Türkkan, Aytun Çıray, Bahadır Erdem gibi isimlere rağmen muhafazakar kitlenin Meral Hanım'a teveccühünü uzun süre sürdürmesini sağlayacak bir emniyet hissi sağladı. Maziden getirdiği ve duruşuyla tahkim ettiği sermayesinin, kendisiyle yan yana tasavvur edilmesi mümkün olmayan kimseler tarafından müsrifçe harcanması, ışıltısı olan bir siyasetçi için talihsiz şeydir. Zaten Ağıralioğlu da "İyi Parti'de vatan nöbeti tuttum" şeklinde tarif ettiği bu devreden yana mutlu olmadığını beyan ediyor. Buna rağmen Ağıralioğlu, İYİ Parti enkazından kurtarabildiği; aşınmış da olsa kendisine güçlü bir sermaye sunacak imaja sahip.

Siyaset sahnesine çıkan bu tarz oluşumlar açısından belirleyici soru, kurulacak olan partinin oy alıp almayacağı değildir. Mühim olan, siyasal hareketin nasıl bir sosyolojiye hitap edeceği ve temadisini sağlayacak bir tabana sahip olup olmayacağıdır. İYİ Parti bu bakımdan en ideal örnek olarak karşımızda duruyor. Saman alevi gibi parladı, ancak bir taban tutamayışı ve çıkar birliğine dayalı reaksiyoner yapısı İyi Parti'yi çöküşe götürdü. Patchwork toplumların sahip olduğu arızaların hemen tümüne sahip olan Türkiye toplumu, kendi içinden çıkan siyasal hareketlere, ancak taşıyıcı bir sınıfın omuzlarında yükselmek şartıyla devamlılık imkanı sunar. Ak Parti'nin başarısı, orta sınıf Anadolu Türkü'nün omuzlarında yükselmesi ve toplumun diğer sınıflarında makes bulmasında gizlidir. Ağıralioğlu, siyaseti bir mıknatıs olarak kullanıp, toplumun her kesimini birleştirecek bir siyasal hareketi hedeflediğini söylüyor. İdealist bir tutumu var Sayın Ağıralioğlu'nun, eleştirirken oldukça dinamik ve doğru noktalara parmak basıyor. Fakat tedavi olanakları ve yöntemler konusu henüz müphem. Asırlık sosyolojik arızalarımızı siyasal sorunlar olarak görmek; dolayısıyla siyasette yapılacak birkaç hamleyle bu sorunların giderileceğini varsaymak, yanıltıcı olabilir. İaneye bu kadar düşkün, fertlerinin en önemli hedefinin birilerini tanımak, birilerinin tanıdığı olmak olduğu bir kitleyle muhatap olacağının Ağıralioğlu da farkında. Peki, bence de çok kıymetli ve methedilmesi gereken bir şey olan siyasal idealizminiz toplumun çeşitli kesimlerinin çıkarıyla çatışınca ne gibi bedeller ödemeyi göze alacaksınız Bu önemli bir sorudur. Hiçbir mesuliyeti olmayan ben de, bana sorsalar imar vermeyeceğim bir yerlere. Lokal dengeler, kırılgan seçmen, hemşeri dernekleri, finans desteği vs. hiçbir kaygım yok. Bekarım anlayacağınız ve yek celsede talak-ı selaseyle boşuyorum. Fakat, viran olası hanede evlad-u ıyal olunca nasıl bir tutum sergileyeceğim konusunda en ufak fikrim yok. Çünkü henüz sınanmadım. Sayın Ağıralioğlu'nun tenkit ettiği ve hepimizin hak verdiği hususların kahir ekseriyeti ne yazık ki siyasetin neticesi olarak ortaya çıkıyor değil, aksine Patchwork toplum oluşumuzun bize cevri- cefası. "Ben de biliyorum öyle olması gerektiğini, lakin yapmaya ihtiyarım yok" diyen Said Paşa gibi olmak bu işin zaman zaman kaderi. Günü gelir de saye-i ikbal, Ağıralioğlu'nu serinletecek olursa, en büyük imtihanını idealleri ve ülke gerçekleri arasındaki gerilimde verecek Yavuz Bey. Bakalım edineceği yeni tecrübeler bu idealist siyasiye ne gibi tercih olanakları sunacak