Zerre kadar iyiliğe mükâfat

İzmir'den isimsiz okuyucumuz: "Mahşerde zerre kadar kötülüğün cezasının verileceği, her iyiliğin de zerre kadar da olsa mükâfatı verileceği ne demektir"

Son Söz Maşerde

Mahşer günü, adaletin eksiksiz tahakkuk edeceği büyük adalet günüdür. Hükümlerini esasen dünyadan itibaren icrâya koyan İlâhî adalet, Mahşer gününde artık son sözünü söyler; o gün hak yerini tamamen bulur. O günden geriye, tartılacak bir husus, görülecek bir dava, hüküm verilecek bir mesele kalmaz.

Kur'ân'da buyurulur ki: "O gün tartıları ağır gelen kimse, hoşnut olacağı bir yaşayış içinde olacaktır. Mizanı hafif gelenlerin ise sığınacağı yer haviyedir, Cehennemin kızgın ateşidir."1 Buyurulur. Cenab-ı Hak, bir diğer ayette ise, "Kim zerre kadar hayır yaparsa onun mükâfatını görecek, kim de zerre kadar kötülük yaparsa onun cezasını görecektir."2 buyurmaktadır.

Bu ayetler adaletin tam tahakkuk edeceğini, hiç kimsenin hiçbir davranışının görmezden gelinmeyeceğini, her davranışın muhakkak bir bedeli olduğunu ısrarla dile getirir.

Allah'ın adaletinin tahakkuk yeri sadece mahşer değildir. Yaşadığımız, nefes alıp verdiğimiz her bir günde de adalet-i İlâhî'nin tecellileriyle karşı karşıya bulunmaktayız. Burnumuzun kanamasından, başımızın ağrımasına ve işimizin ters gitmesine kadar her tecellinin, bir bakıma adaletin tahakkuku olduğu hadislerce de bildirilmiştir.

Allah'ın Adaleti

Allah'ın adaleti dünyada da tecellî eder. İlâhî adalet, yaşadığımız hayatı her boyutuyla kucaklar, tüm canlıları kuşatır. Halk arasında, "Eden bulur," "Gülme komşuna, gelir başına," "Ne ekersen onu biçersin" gibi sözler İlâhî adaletin gerek beşerî ilişkilerimizde gerekse hayatımızın her kesitinde önemli bir yere sahip olduğunun tanık ifadeleridir. Üstad Said Nursî, Semûd, Âd ve Fir'avun kavimleri gibi geçmiş kavimlere gelen dünyevî musibetleri Âdil isminin bir tecellîsi olarak zikreder ve bu musibetlerin, o kavimlerin Peygamberlere isyanlarına mukabil başlarına geldiğini belirtir.3

Adaletin tecellisi bakımından dünya-ahiret dengesi kurulur. Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: "Zulümden sakınınız. ünkü zulmün cezasından daha sür'atli gelen hiçbir şey yoktur."4

Peygamber Efendimiz (asm) bir diğer hadislerinde Cenab-ı Hak'tan bildiriyor: "Kullarımdan herhangi birine bedeniyle, çocuklarıyla veya malıyla ilgili bir musîbet verdiğimde bunu sabırla karşılarsa; Kıyamet Günü onun için mizan kurmaktan ve onun için divan açmaktan haya ederim."5

Konu Hakkında Başka Hadisler de Vardır