Van Sizi Bekliyor
Van misafirlerini bekliyor. Uzaktan ve yakından. Uzak demeyin, gelin! Bediüzzaman'ın misafiri olun! Hizmet erlerinin misafiri olun!
Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri için Mevlid-i Şerif okutulacak. Nice dostlar, kardeşler, güzel insanlar kucaklaşacaklar, hasret giderecekler. Onca insanı Van'ın Cemaat-i Nuraniyesi karşılayacak, ev sahipliği yapacaklar.
Heyy canlı, capcanlı ruh, hey Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsi!
Rahmete medar, berekete vesile, Allah'ın rızasına müştak, Resulullah'ın (asm) muhabbetine âşık, hizmetine meftun, memleketin salahına duacı kutlu cemaat!
Muhabbetle kucaklaşın, sevgiyle kaynaşın, göz bebekleriyle dualaşın diye, şevk verin, şevk alın diye...
Üstadın Van dönemindeki talebelerinden Molla Habib orada, Molla Hamid, Molla Resul, oravanisli Ali avuş, Hasan Paşa, Eski Van Valisi Tahir Paşa, aycı Emin Ağabey... Ve daha niceleri, orada, Van'da sizi bekliyor!
Eski Van Valisi Vali Tahir Paşa deyince, şu hatıra anlatmadan geçilir mi
Bediüzzaman Van'da bulunduğu ilk talebelik yıllarında bir gün gazetelerden şu haberi okur:
"İngiliz Meclis-i Mebusanı'nda Müstemlekat Nazırı Gladston, elindeki Kur'ân-ı Kerîm'i göstererek: "Bu Kur'ân, İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp etmeliyiz, bu Kur'ân'ı onların elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kur'ân'dan soğutmalıyız."
Bediüzzaman adeta kükredi ve dedi ki: "Kur'ân'ın sönmez ve söndürülemez manevî bir güneş hükmünde olduğunu dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim!"
O günden bugüne, bir asır! Van bir kez daha bayram yapacak inşallah sizlerle.
Mevlidi düzenleyen tertip heyetine binler teşekkürler. Allah razı olsun.
Erek Dağı Asil Başıyla
Üstad'ın iki yıl ikamet ettiği Erek dağı asil başıyla hala dimdik ayakta sizi bekliyor. Erek dağı Zernebat suyu hâlâ Üstad'ın Molla Resul'e, Molla Yusuf'a, Molla Maruf'a, Molla Hamid'e verdiği dersleri fısıldıyor.
Orada, Van'da!
Dağın yamaçlarında hâlâ Üstad'ın Şeyh Said'e verdiği cevap yankılanıyor: "Türk Milleti asırlardan beri İslâmiyet'in bayraktarlığını yapmıştır. ok veliler yetiştirmiş ve şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz Müslüman'ız ve onlarla kardeşiz. Kardeşi kardeşe çarpıştıramayız. Bu şer'an caiz değildir. Kılıç, harici düşmana karşı çekilir. Dâhilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegâne kurtuluş çaremiz Kur'ân ve iman hakikatleriyle tenvir ve irşad etmektir. Teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Zira akim kalır. Birkaç cani yüzünden binlerce masum, kadın ve erkekler telef olabilir!"

9