Nasr Sûresinde esrarlı müjdeler

Abdulah Bey: "Nasr Sûresinde ne gibi müjdeler vardır"

İnen Son Sure

Nasr Sûresi kısa namaz sûrelerindendir. "İza cae nasrullahi ve'feth" diye başlayan suredir. Üç ayettir. 110. sûredir. Veda Haccı sırasında Mina'da inmiştir. Manası şöyledir:

"1-Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke ve diğer fetihler) geldiğinde... 1-Ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde... 3-Rabbine hamd ederek tesbihte bulun ve O'ndan bağışlanma dile. ünkü O tövbeleri çok kabul edendir."

Görüldüğü gibi, Allah'ın İslâmiyet'e ve Hazret-i Peygamber Efendimiz'e (asm) yardımlarından bahsediyor. Fetihler sonrasında da insanların grup grup İslâm'a gireceklerini müjdeliyor. Malum fetihler ve zaferlerle İslâmiyet yeryüzüne yayılmıştır. Şu anda da Avrupa'da, Amerika'da, Japonya'da, uzak doğuda, dünyanın hemen her yerinde en hızlı yayılan tek din, Allah'ın dini İslâmiyet'tir. Doğru biçimde ve tahrif edilmeden yayılıyor. Dünyanın hemen her köşesinde camiler yabancı ziyaretçilerle dolup taşmaktadır.

Resulullah Efendimiz (asm) bu sureyi günde üç kez okuyanın imanının korunduğunu ve kendisinin de şehit konumunda olduğunu bildirmiştir. Bu sure, okuyan kişi için kalkan hükmündedir. Surenin, Kur'ân'ın dörtte birine denk olduğu rivayet edilir.1

Fethi Müjdeleyen Sure

Bediüzzaman Hazretleri, sekiz remizli Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Beşinci Remzini bu sûrenin sırrına ayırmıştır. Rumuzat-ı Semaniye'de yer alır.

İhtar kısmında der ki: "Onuncu sözün tevafukatı dahi, sure-i izacae Nasrullah sırrına yetişmek için bir basamaktı. Fakat o basamak, fikirlerde tam yerleşmediği için o sır da tam açılmadı."2

Bediüzzaman Mukaddeme'de, bu surenin nüzul sebebinin, Mekke'nin fethi için Allah'ın yardımı olduğunu söyler. Devamla der ki: "Sebeb-i nüzul ne kadar has olursa olsun, mana-yı maksud küllî hükmüne geçip, Hazret-i Peygamber Aleyhissalatü Vesselâma ihsan edilen bütün fütuhat ve nusretlere şamildir."

Yani bu sure Mekke'nin fethinden başlayarak sonraki dönemlerde İran'ın, Irak'ın, Kudüs'ün, Şam'ın, İstanbul'un ve dünyanın diğer kesimlerine kadar İslâm fetihlerini de müjdeliyor.

Bu sure geldiğinde ashab-ı Kiram sevindi. Bazı sahabeler de ağladı: Hazret-i Ebu Bekir ile Hazret-i Abbas (ra) ağlayanlardandı.

ünkü onlar bu surenin son sure olduğunu anlamışlardı. Demişlerdi ki:

"Şu surenin ahiri ve bu surenin iki hakikatine muvafık 'El-yevme ekmeltü leküm dineküm ve etmemtü aleyküm nimetî ve raziytu lekümül'islame dîna' ayeti vefat-ı Peygamberiye Aleyhissalatü Vesselam'a işaret eder. Onun için ağlıyorum."3