İsim belirtmeyen okuyucumuz: "Cemaleddin-i Efgani kimdir"
İslâm Modernizminin Kurucusu
Cemaleddin-i Efgani, Afganistan'ın Esedabad köyünde Kasım 1838'de doğdu, Mart 1897'de İstanbul'da öldü. Müslüman aktivist, düşünür, fikir ve siyaset adamı, İslâm modernizminin kurucularından ve ümmet birliğini savunanlardandır.
Kendisi, kökeni hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Babam ve annem aslen Meragalı'dır, fakat sonra Hemedan'a gelmişler, ben Hemedan'da doğdum. Fakat babamın işleri bozulduğu için Afganistan'a hicret mecburiyetinde bulunmuşuz."
On sekiz yaşına kadar Kâbil'de kaldı. İlk öğrenimini âlim babasından aldı. Ardından eğitimi için Hindistan'a gitti. Oradan hacca gitti, bu esnada çok sayıda ülkeye de uğradı. Hac seyahatinden sonra Afganistan'a döndü.
1871 yılında Kahire'ye giden Efganî orada büyük bir ilgiyle karşılaşınca Mısır'da kalmaya karar verdi. Mısır'daki ikameti boyunca dersler verdi. Efganî'nin dersleri başlangıçta ilmî konulardaydı, ancak zamanla buna siyaset de dahil oldu.
Efganî tekrar Hindistan'a gitti ve Haydarabad'da tabiatçılık fikrine reddiye konulu bir eser yazdı. Efganî, tabiatçılık fikirlerinin yayılması nedeniyle İslâm birliğinin zarar gördüğünü ve bu durumdan da İngilizlerin yararlandığını düşünüyordu.
20. Asrı Etkileyen Görüşleri
Cemaleddin-i Efganî'nin İslâm düşüncesini yenileme fikirlerini takdir eden Bediüzzaman, onu "Mısır Müftüsü merhum Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin ve İttihad-ı İslâm'ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim"1ile birlikte kendisine selef sayar.
Efganî, Müslümanların yaşadığı topraklarda yabancı hakimiyetine karşı gelen sömürge karşıtı bir aktivistti. Müslümanlara uyuşukluklarından kurtulma ve kendi özlerine yeniden sahip çıkma çağrısında bulunuyordu. İngiliz idarecilerin gözünde Efganî bir baş belasıydı. İngilizler'e nefretle bakan Efganî, İslâm âlemini Avrupalı devletlerin baskısından kurtarma kararlılığında olmakla birlikte başarılı olunabilmesi için Avrupa'daki bilim ve teknoloji eğitiminin alınması gerektiğine inanıyordu.
Efganî, İslâm'ın pozitif bilimlere karşıt bir tutumu olmadığını ifade ediyordu. Müslümanlar, tutucu ulemanın tesirinden kurtarılmalıydı. Efganî'ye göre İslâm yasa ve teolojinin ötesinde büyük bir medeniyetti. Batı'nın entelektüel temelleri İslâm'dan alınmaydı. Emperyalizm karşıtlığı ve İslâm birliği fikri onun bıraktığı mirasın en önemli unsurları oldu.
Efganî, şöyle diyordu:
"Bu Avrupalılardır ki, Türkler İstanbul'u alınca "din elden gidiyor!" diye korkup eğitim ve sanata sarılmışlardır. Böylece Doğu'ya üstün gelmişlerdir. Müslümanlar Sünnî-Şiî ihtilafı aşılmalıdır. Yazı ve imlayı iyileştirmeli, dinde yenilik yapmalıdırlar. Haçlı zihniyeti halen sürmektedir. Onlar bizim servetimizi almak, yurdumuzu sömürge ve bizi köle yapmak istiyorlar. Onlar Müslümanlar arasına anlaşmazlıklar sokarlar. Osmanlı Devleti'ni Müslümanlığı koruduğundan, yıkmaya çalışırlar."

29