Elbistan'dan Cemal Özkaya: "Felsefenin en mükemmel ferdleri ve o silsilenin dâhîleri olan Eflâtun ve Aristo, İbni Sina ve Farabî gibi adamlar, "İnsaniyetin gayetü'l-gâyâtı, teşebbüh-ü bilvacibdir, yani Vacibü'l-Vücud'a benzemektir" deyip, Firavunane bir hüküm vermişler ve enaniyeti kamçılayıp1...
"Ey arkadaş! Şimdi hayali baştan çıkar, aklı kafaya geçir. Evvelki iki yolun mağdub ve dâllîn yolu; hatarları pek çoktur, kıştır daim güz, yazı. Yüzde biri kurtulur: Eflâtun, Sokrat gibi."2 Eflatun için hem kurtulur diyor hem de Firavunane hüküm verenlerin arasında sayılmış bir zıtlık mı var."
Akademinin Kurucusudur
Eflatun, 430'lu yıllarda Atina'da doğan ünlü Yunan Filozofudur. En önemli hocası Sokrat'tır. Sicilya'ya yaptığı seyahatlerin birinden döndükten sonra yaklaşık 387 yıllarında, Atina yakınlarında bir kasabada, Akademos bahçesinde, düşünce tarihine "Akademi" olarak geçecek olan okulu kurmuş ve ömrünün büyük kısmını burada ders vererek, kitap yazarak geçirmiştir.
En ünlü talebesi Aristo'dur.
Eserlerine baktığımızda, onu, gözü ideal dünyada olan, ebedî saadete ermenin aşk ve heyecanıyla yaşayan, bu dünyanın geçici değerlerine fazla önem vermeyen, tam anlamıyla "mistik" bir insan olarak görmek mümkündür. Bu yönüyle Eflâtun Sokrat'ın bir devamı sayılır.
Diğer yönüyle de zihni sosyal meselelerle dolu bir cemiyet adamı; din, cemiyet, siyaset ve idare alanında plan ve projeler yapan büyük bir ıslahatçıdır
Gerek seçkinler meclisinin zorbalığı gerekse Sokrat'ı haksız yere idam eden düzenin zulüm ve yolsuzlukları Eflâtun'u derinden sarsmış ve bu sebeple siyasî rejimler üzerine felsefî bir araştırmaya girişmiştir.
Eflatun'un Bilgi Dünyası
Eflatun, yaklaşık milâttan önce 369 yılında tasarladığı "ideal devlet" planını, bizzat kendisi de idareye katılmak suretiyle "örnek devlet" olarak gerçekleştirmiştir. Eflâtun felsefesinin merkezini insan teşkil eder. Onun hedefi "insanın saadetinin sırları"nı keşfetmektir.
Varlık Mertebeleri ve İdeler: Eflâtun, Politeia (Devlet) ve Timaios adlı eserlerinde varlık kademelerinden ve buna bağlı olarak da bilgi derecelerinden bahseder.
Bilgi Dereceleri: Varlık kademelerinin en altında yer alan duyulur âlem, duyularda birtakım izler bırakır. Bu sayede insan, zihninde oluşan bu hayallere dayanarak eşya hakkında hüküm verir. Zihindeki eşyanın kendisi değil hayali olduğuna göre bu hayallere ait bilgiler de kanaatten ibarettir.
2. Din ve Allah Anlayışı. Gençlik dönemi ürünü olduğu bilinen Euthyphron adlı diyalogunda dinin ne olduğunu gözden geçirmiştir. Eflâtun'un din karşısındaki tutumu müsbettir. Cemiyette her kötülük dine ve mukaddes şeylere inanmamaktan doğar.
Allah-Âlem İlişkisi. Görünür âlem sürekli oluş halindedir. Mutlaka bir sebebe bağlı olan oluş düzgün seyrettiğine göre sebebi akıllı olmalıdır. Oluş tekrarlanmaktadır, öyleyse onun sabit bir örneği vardır. Oluş âlemi güzel olduğuna göre örneği de güzel olmalıdır.

15