Bu gece Mi'rac Gecesi

Muzaffer Bey: "Mi'rac ile ilgili olarak Necm Suresinin 13 ve 18. ayetlerini izah eder misiniz Bu ayetlerde geçen 'Onu bir kere daha hakiki suretinde gördü' ne demektir Gördüğü kimdir Daha önce de görmüş müdür"

Bir Adım Atarsam Yanarım

Bu akşam müstesna gecelerimizden birisi olan Mi'rac Gecesini inşallah ihya edeceğiz.

Mi'rac, göğün zirvesine yükselme gecesi. Mi'rac esnasında Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) Cebrail Aleyhisselâm ile birlikte Sidre-i Müntehâ'ya gelirler.

Sidre-i Müntehâ, kâinâtın nabzının attığı yerdir. Burası kâinatın sınırı, mahlûkatın amelinin yansıdığı son huduttur. Cennetü'l-Me'vanın gövdesidir.

Resûlullah Efendimiz (asm) yol boyunca nice gaybî sırlara, yüksek hakîkatlara, mülk ve melekûtun inceliklerine vâkıf olmuştur; muhtelif Esmâ dâirelerinden geçmiş, her semâ katında hâkim olan bir ism-i İlâhî'nin tecellîlerini görmüş, Allah'ın isimlerinin cilvelerini gözüyle ve kulağıyla müşahede etmiştir.

Sidre'de onu bir nur, şuur dünyasını kuşatan bir emir bürüdü. Ve o (asm) zamanın ve mekânın olmadığı Vücup Âlemine (Zat-ı İlâhiyeye) doğru yükseldi. Cebrâil Aleyhisselâm ise, "Bir adım yaklaşırsam yanarım!" diyerek, Sidre'nin berisinde kaldı.

Sidre'den Ötesi

Sidre'den ötesini Kur'ân'dan, Necm Suresinin ayetlerinden takip edelim:

1-"Doğruldu! O, Ufuk-u Âlâ'da idi!"1

Resûlullah Efendimiz (asm) burada en yüksek Ufuk'ta durdu, doğruldu. Önüne Refref getirilmişti. Artık Cebrâil Aleyhisselâm'ı kevn âleminde, Sidre'de bırakmıştı. Kendisi Arş-ı Azama girmiş2; "Vücub" âlemine doğru yönelmişti.

2-"(Refref ile) yükseldi ve yaklaştı."3

Bu ayetle Allah Resûlü'nün (asm) Allah'ın akrebiyeti ile, kurbiyeti ile, yakınlığı ile müşerref kılındığını öğreniyoruz. Resûlullah (asm), Zât-ı Muallâ'nın kurbiyetine yaklaşmıştır.

3-"Artık Kâb-ı Kavseyn'de idi; yâhut daha da yaklaştı!"4

Bu ayetle Allah Resûlü'nün (asm) Kâb-ı Kavseyn makamına yükselmekle teşrif edildiğini öğreniyoruz. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin (ra), "imkân ile vücub ortası" diye tavsif buyurduğu makamdır Kâb-ı Kavseyn.5 Zât-ı İlâhî'ye, bir ok yayının iki ucu kadar veya daha da yaklaştı. Ve, "Zât-ı Celîl-i Zülcemâl ile görüştü."6

4-"İşte o esnada Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti!"7

Bu ayetle anlıyoruz ki, Resûlullah Efendimiz (asm) Cenab-ı Hakk'ın (cc) kurbiyeti ile müşerref oldu, O'nunla görüştü ve Cenab-ı Hak'tan (cc) bir takım esrar ve bilgileri aldı. Zaman ve mekân üstü olan bu makamda Allah Resûlü (asm), Allah'ın, "ehadiyet ile kelâmına ve rü'yetine mazhar oldu."8

5-"Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı."9

Yani, Allah Resûlü (asm) zaten kalbine iman ve hikmet doldurularak bu yolculuğa çıkarılmıştı. Şimdi imanı, yakîn bir müşâhede ile desteklenince, gözü ile gördüklerini kalbi de tasdik etti. Ve Allah'ın (cc) rü'yetine mazhar oldu.