Zamanın değerini anlamak

Zaman, Allah'ın Bir Nimeti ve Hesap Vesilesidir

İslam'da zaman, boş bir akış değildir. O, Allah'ın yarattığı, düzenlediği ve bizim için bir imtihan aracı kıldığı ilahi bir lütuftur. Kur'an'da pek çok ayette zamana, geceye, gündüze, fecre ve asra yemin edilir. Bu yeminler, zamanın kıymetini bize hatırlatır. Nitekim Allah Teâlâ buyurur: "O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır." (Mülk, 67/2) Bu ayet, zamanın aslında bir imtihan olduğunu açıkça ortaya koyar. Her an, ya kazanç ya da kayıp hanesine yazılmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de zamanın değerine sıkça dikkat çekmiştir. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: "İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit."(Buhârî, Rikâk, 1) Bu hadis, zamanın çoğu insan tarafından nasıl israf edildiğini açıkça ifade etmektedir. İnsan, boş zamanın değerini genellikle onu kaybettikten sonra anlar. Bir başka hadis-i şerifte ise insanın kıyamet günü hesaba çekileceği konular arasında zamanın özel bir yeri olduğu belirtilir: "Kıyamet günü insan beş şeyden hesaba çekilmedikçe bırakılmayacaktır. Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp, nerede harcadığından, bildikleriyle amel edip etmediğinden sorulacaktır." (Tirmidhi, Kıyamet, 1)

Bu hadis, zamanın özellikle gençlik döneminin ne kadar değerli olduğunu vurgular. Yaşanılan her gün, yaşlılığa atılan bir adım olsa da, insanın duyguları, gençlik çağını sanki hiç bitmeyecekmiş zanneder. Bu zan yüzünden, gençliğin o güzel yılları, oyun ve eğlenceye, boş ve faydasız şeylere sarf edilir. Bunun adı da"hayatını yaşamak"sanılır. Bişr-i Hafi şöyle der: "Dün geçti, yarın var mı Gençliğe de güvenme, ölen hep ihtiyar mı" Gençlerimizin imanlı, ahlaklı, tutarlı, dürüst, iyi niyetli, ailesine, milletine ve insanlığa faydalı kişiler olması için gereken özen gösterilmelidir.

Zaman: Geri Dönüşü Olmayan Bir Fırsattır