Bir diğer önemli husus da "görünmek" ile "olmak" arasındaki farktır. Günümüzde insanlar, dindar görünmeye daha fazla önem verebilmektedir. Ancak İslam'da esas olan ihlastır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim, Birr 34) Bu hadis, samimiyetin ve içtenliğin, dış görünüşten çok daha değerli olduğunu ortaya koymaktadır.
Toplumsal açıdan bakıldığında ise özde Müslüman bireylerin çoğalması, güvenin ve huzurun artmasına vesile olur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), müminler arasındaki dayanışmayı şöyle tasvir etmiştir: "Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir beden gibidirler." (Müslim, Birr 66) Bu anlayış, toplumda bireyselliğin değil; birlik ve dayanışmanın esas alınması gerektiğini göstermektedir. Bugün her birimizin kendisine şu soruyu sorması gerekir: "Ben gerçekten nasıl bir Müslümanım" Bu soru, başkalarını yargılamak için değil; kendimizi sorgulamak için sorulmalıdır. Çünkü değişim, bireyin kendi iç dünyasında başlar. Kur'an'da bu gerçek şu şekilde ifade edilir: "Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 13/11)
Sonuç olarak, sözde Müslümanlık ile özde Müslümanlık arasındaki en keskin ayrım, ibadetin hayatla olan bağıdır. ibadet ve ahlak ayrılmaz bir bütündür. Kur'an-ı Kerim'de namazın sadece fiziksel bir hareket olmadığı, kişiyi "hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyması"

3