Kulluk bilincini diri tutmak

Kulluk bilincinidiri tutmak
SÜLEYMAN GÜLEK

Günümüz insanı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok şeye sahipken, aynı zamanda hiç olmadığı kadar çok şeyi kaybetmiş durumda. Teknolojinin, tüketim çılgınlığının ve bireysel hırsların gölgesinde, insanın en temel yaratılış gayesi olan "Ben kimim, ne için yaratıldım" sorusunun cevabı giderek unutuluyor. Oysa Kur'an-ı Kerim, bu sorunun cevabını açıkça veriyor:. "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım " (Zâriyât, 51/56) Peki, modern dünyanın karmaşasında bu kulluk bilincini nasıl koruyacağız İşte bu yazıda, bu bilinci yeniden nasıl inşa edebileceğimizi ele alacağız.

1. Kulluğun Özü: Her An Allah'ın Huzurunda Olduğunu Bilmek: Kulluk kavramı, çoğu zaman sadece belirli ibadet ritüelleriyle sınırlandırılıyor. Oysa gerçek kulluk, insanın her an Allah'ın huzurunda olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu, İslam tasavvufunda "ihsan" kavramıyla ifade edilir: "Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmek." Peygamberimiz şöyle buyurur: "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, büyük hesap günü için kendinizi hazırlayın!"(Tirmizî, Sıfâtü'l-Kıyâme, 25)

Bu sürekli farkındalık hali, insanı yalnızca büyük günahlardan değil, en küçük hatalardan bile alıkoyar. Bir Müslüman için sabah kalktığı andan gece yatana kadar geçen süre, asla Allah'tan kopuk bir zaman dilimi değildir. Yemek yerken, çalışırken, ailesiyle vakit geçirirken hep bu bilinçle hareket eder.

2. Dünyanın Cazibesine Karşı Direnç Geliştirmek: Modern kapitalist sistem, insanı sürekli "daha fazlasını istemeye" programlıyor. Reklamlar, sosyal medya ve popüler kültür, sürekli olarak bize "eksik" olduğumuzu hissettiriyor. Daha yeni telefon, daha lüks ev, daha fazla statü... Bu durum, insanı kulluk bilincinden uzaklaştıran en büyük tuzaklardan biridir.

Kur'an-ı Kerim bu konuda açık bir uyarıda bulunur: "Mal ve evlat, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi ameller ise Rabbinin katında sevapça da ümitçe de daha hayırlıdır." (Kehf, 18/46) Ayette dünyanın geçici cazibelerine aldanmamamız gerektiğini hatırlatır.

3. Zikir ve Şükürle Canlı Tutulan Kalp:Yüce Allah şöyle buyurur: "Bilin ki, kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur."(Rad, 13/28) ayetinde buyrulduğu gibi, manevi huzura açılan kapının anahtarıdır. "Eğer şükreder, iman ederseniz Allah size niye azap etsin Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız."(Nisâ,4/147)buyurarak şükredenleri müjdelemektedir.

Allah'ı anmak (zikir) ve nimetlerine şükretmek, kulluk bilincini diri tutmanın en etkili yollarındandır. Zikir sadece belli kelimelerin tekrarı değil, Allah'ı her an hatırda tutma halidir.Şükür ise nimetlerin kadrini bilmek ve bu nimetleri verenin Allah olduğunu unutmamaktır. Sabah uyandığımızda "Elhamdülillah" diyerek başladığımız gün, aslında kulluk bilincinin en güzel tezahürüdür. Kur'an'da Yüce Allah, "Şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım" (İbrahim, 14/7) buyurarak şükrün önemini vurgular.

4. Toplumsal Duyarlılık: Yüce Allah'ın yarattığı tüm mahlûkata karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeyi gerektirir. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v.), "Komşusu açken tok yatan bizden değildir"