İmanın göstergesi: İbadet
SÜLEYMAN GÜLEK
İman, inanmak ve tasdik etmek anlamına gelir. İslâm inancına göre iman; Yüce Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret günününe, kaza ve kadere kesin bir şekilde inanmayı gerektirir. (Buharî, İman, 37) İbadet ise, Allah'ın rızasını kazanmak için O'nun emirlerine uygun bir hayat sürmektir. Kelime anlamı olarak ibadet; boyun eğmek, itaat etmek, kulluk etmek ve gönülden bağlanmak demektir. Samimi bir şekilde Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan her şey ibadettir.
Dünya ve içindeki her şey, Yüce Allah tarafından yaratılmıştır. Tüm varlıklar, O'na boyun eğmekte ve itaat etmektedir. Kur'ân-ı Kerim'de bu gerçek şu şekilde ifade edilmiştir: "Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı Onların gölgeleri Allah'a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir." (Nahl Suresi, 48) Her varlık gibi insanın da yaratılışının bir amacı vardır.
Kur'ân-ı Kerim'de "Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık." (Enbiyâ Suresi, 16) ayetiyle bu konuya dikkat çekilir. İnsanoğlunun yaratılış amacı ise şu ayette açıkça belirtilmiştir: "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zâriyât Suresi, 56) ayetinde ifade edilmiştir. Başka bir ayette "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki Allah'a karşı gelmekten sakınasınız." (Bakara Suresi, 21) buyrularak insanın bu dünyadaki asıl görevi belirtilmiştir. İlk görevimiz, Allah'ın varlığına birliğine, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in peygamberliğine inanmaktır. İmandan sonra ikinci görevimiz namaz kılmaktır.
İnsanın bu dünyadaki asıl görevi; kendisini ve dünyayı yaratan Yüce Allah'ı tanımak, hayatını O'nun istediği doğrultuda ve O'na ibadet ederek yaşamaktır. İmanla ibadetler arasında sıkı bir bağ vardır. İyi bir kul olmak; kelime-i tevhid ile başlar, Allah'ın yüceliğini kabul edip peygamberlere ve ahirete imanla devam eder, ibadetler ve güzel davranışlarla kökleşir. İmanla ibadet birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Yine Kur'ân-ı Kerim'de cennetle müjdelenen mü'minlerin özellikleri şöyle sıralanarak imanla ibadetin arasındaki sıkı bağ vurgulanmıştır: "Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, (namaz kılanlar) iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Müminleri müjdele." (Tevbe Suresi, 112) İman insanın iç dünyasında gerçekleşir, ibadetlerle ve güzel davranışlarla dışa yansır. Yaptığımız her şeyin ahirette bir karşılığı vardır. (Zilzâl uresi, 7-8)
Dolayısıyla ibadetler; şekli, zamanı ve miktarı belli olan namaz, oruç, hac ve zekât ile sınırlı değildir. Hayatın tamamını kuşatan ibadet anlayışı Kur'ân-ı Kerim'de "De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir." (En'âm Suresi, 162) ayetiyle belirtilmiştir. Müslümanların dünyadaki asıl amacı Allah'a ibadet etmek ve O'nun rızasına kavuşmaktır.
İbadetin gayesi insan, varlıklar arasında aklı ve iradesiyle ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Aklı sayesinde Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini kavrar, kendi eksikliklerini görerek Allah'ın yüceliği karşısında O'na itaat ve ibadet etmesi gerektiğini fark eder. Yüce Allah, insana güç, yetenek ve sayısız nimet vermiştir. Konuşabilmesi, ağlayıp gülebilmesi, düşünebilmesi, iyiliğe yönelmesi Allah'ın insana verdiği nimetlerdendir.

103