Hayatımızda doğru ve güvenilir olmanın önemi
SÜLEYMAN GÜLEK
Hayatımızda doğruluğu ve güvenilirliği bir ilke edinmek, hem bireysel hem de toplumsal anlamda büyük önem taşımaktadır. Doğruluk, sadece bir insanın sözdeki değil, aynı zamanda davranışlarındaki bütünlükle de ilgilidir. İslam'da doğruluk, "Allah'ın emrine uygun bir yol takip etmek ve insanların haklarına riayet etmek" olarak tanımlanır. Bu tanım, doğru olmakla ilgili temel değerlerin bir yansımasıdır ve tüm insanlara örnek teşkil edebilecek bir yaşam tarzıdır.
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Doğruluğu ve Güvenilirliği
Hz. Peygamber, doğruluğu ve güvenilirliğiyle en mükemmel örneklerden biridir. O, hayatta hiçbir zaman yalan söylememiş, insanlara verdiği sözleri yerine getirmiş ve her zaman güvenilir olmuştur. Bir müslümanın doğru ve güvenilir olması gerektiğini sürekli olarak vurgulamış ve bunu yalnızca sözleriyle değil, aynı zamanda davranışlarıyla da göstermiştir.
O, doğrunun ve güvenin hayatın her alanında ne kadar önemli olduğunu, bu değerlerin insanın hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında ne kadar büyük bir kazanç sağladığını sürekli olarak dile getirmiştir. Hz. Peygamber'in hayatındaki en belirgin özelliklerden biri de, daha çocukken "el-Emîn" yani "güvenilir kişi" olarak tanınmasıdır. Çevresindeki herkes ona güvenmiş, doğruluğunu kabul etmiştir. Hz. Peygamber, doğru olmak ve güvenilir olmak için yalnızca sözleriyle değil, hayatının her alanıyla örnek teşkil etmiştir. Onun bu özellikleri, müslümanlar için her zaman bir rehber olmuştur.
Doğruluğun Önemi ve Müslümanın Sorumlulukları
Bir müslümanın, doğru, dürüst olmanın ve güvenilir olmanın önemini anlaması gerekir. Müslüman, "sözünün eri", "güvenilir" ve "doğru" bir kişi olmalıdır. Kur'an-ı Kerim'de bu konuya pek çok ayette vurgu yapılır. Yüce Allah, doğruluğun ve güvenilirliğin ne kadar değerli olduğunu şöyle ifade etmektedir: "Allah hesap günü şöyle buyuracaktır; Bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan râzı olmuştur. Onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur." (Mâide Suresi, 119)
Bu ayet, doğruluğun ödülünün ne kadar büyük olduğunu ve cennetteki en güzel nimetlere ulaşmanın doğrulukla mümkün olduğunu açıklamaktadır. Doğruluk, sadece bir davranış biçimi değil, aynı zamanda insanın ruhsal bütünlüğü ile ilgilidir. Doğru olmak, içindeki samimiyet ve ihlâsla bütünleşmiş bir eylemdir. Bu anlamda doğru olmak, hem dünya hayatındaki başarıyı hem de ahiret hayatındaki kurtuluşu getirir.
Toplumda Doğruluğun Yaygınlaşması
Doğruluk, sadece bireysel bir özellik değil, toplumun temelini oluşturan bir değerdir. Toplumda güven, sevgi ve saygı ancak doğrulukla mümkün olabilir. Bir insanın doğru ve güvenilir olması, sadece kendi hayatını değil, çevresindeki insanları da olumlu yönde etkiler. Toplumda doğruluğun yaygınlaşması, insanların birbirlerine olan güvenini artırır ve daha sağlıklı ilişkilerin kurulmasına olanak tanır. İslam, müslümanları birbirlerine karşı dürüst, güvenilir ve adil olmaya teşvik eder. Çünkü adaletli olanlar doğru, dürüst olurlar, haksızlık, ahlaksızlık, hırsızlık yapmazlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Mü'min diğer mü'minlerin onun elinden ve dilinden emin olduğu (zarar görmediği) kimsedir

94