Gençliğin kimlik arayışında İslami rehberlik

Gençliğin kimlik arayışında İslami rehberlik

SÜLEYMAN GÜLEK

Bir Anlam ve İstikamet Yolculuğu

Günümüz gençliği, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok seçenekle karşı karşıya. Ancak bu seçenek çeşitliliği, beraberinde bir kimlik karmaşasını da getiriyor. Küreselleşmenin etkisiyle sınırları bulanıklaşan değerler, sosyal medyanın dayattığı sanal benlikler ve modern yaşamın sunduğu tüketim odaklı hayat tarzları, gençlerin "Ben kimim" sorusuna sağlıklı bir cevap bulmasını zorlaştırıyor. İşte tam da bu noktada, İslam'ın evrensel ve zaman üstü prensipleri, gençler için bir kurtuluş reçetesi sunuyor.

Kimlik Krizinin Derin Kökleri

Gençlik, insan hayatının en dinamik ve en hassas dönemidir. Bu dönemde birey, çocukluktan yetişkinliğe geçiş yaparken bir yandan kendi kişiliğini inşa etmeye, diğer yandan toplum içindeki yerini belirlemeye çalışır. Ancak günümüzde bu süreç, geçmiş nesillere kıyasla çok daha karmaşık bir hal almıştır.

Batı kaynaklı popüler kültür, gençlere sürekli olarak "daha fazlasını tüket, daha çok haz al" mesajı veriyor. Oysa insan, yalnızca maddi tatminlerle anlam bulabilecek bir varlık değildir. Gençler, bu tüketim çılgınlığı içinde bir süre sonra kendilerini boşlukta hissediyor ve "Bütün bunların anlamı ne" sorusunu sormaya başlıyor. İşte İslam, tam da bu noktada devreye girerek, insana yalnızca dünyevi bir varlık olmadığını, asıl yurdun ahiret olduğunu hatırlatıyor.

İslam'ın Gençlere Sunduğu Kimlik Modeli

İslam, gençlere sadece birtakım emir ve yasaklar bütünü değil, kapsamlı bir dünya görüşü sunar. Bu dünya görüşü, gençlerin kimliklerini inşa ederken şu temel prensipleri esas almalarını sağlar:

1. Rabbani Kimlik Şuuru:İslam, gençlere "Allah'ın kulu" olma bilincini aşılar. Bu bilinç, kişinin kendini tanımlarken geçici heveslerin ve sosyal beklentilerin ötesine geçmesini sağlar. "Ben kimim" sorusunun en doğru cevabı, "Ben Allah'ın bir kuluyum ve O'nun rızasını kazanmak için yaratıldım" şeklinde olmalıdır.

2. Özgüven ve Tevazu Dengesi:Modern dünya, gençlere sınırsız bir özgüven aşılamaya çalışırken, İslam onlara tevazuyu öğretir. Ancak bu, pasif bir kişilik demek değildir. Aksine, İslam gençlere, hakikati savunurken cesur, haksızlık karşısında dik duran, ancak aynı zamanda kibirden uzak bir karakter kazandırır. Hz. Ömer'in (r.a.) adaleti, Hz. Ali'nin (r.a.) ilim sevgisi, gençler için mükemmel örneklerdir.

3. Sosyal Sorumluluk ve Ümmet Bilinci:İslam, gençleri yalnızca kendi bireysel kurtuluşları için değil, toplumun ıslahı için çaba göstermeye teşvik eder. Peygamberimiz (s.a.v.), henüz genç yaşta olan Musab bin Umeyr'i Medine'ye öğretmen olarak göndermiş, böylece gençlerin toplumsal sorumluluk alabileceğini göstermiştir.

Aile ve Toplumun Rolü: Nerede Hata Yapıyoruz

Gençlerin İslami kimliklerini sağlıklı bir şekilde inşa edebilmeleri için ailelerin ve eğitim kurumlarının yaklaşımı son derece önemlidir. Ne yazık ki, günümüzde birçok aile, çocuklarına dini eğitimi ya korkuya dayalı bir şekilde veriyor ya da tamamen modern eğitim sistemine havale ediyor.

- Korkuya Dayalı Eğitim:"Allah seni cehennemde yakar", "Günahkâr olursun" gibi ifadelerle verilen din eğitimi, gençlerde dine karşı soğukluk oluşturabiliyor. Oysa İslam, sevgi ve merhamet dinidir. Gençlere Allah'ın rahmetini, Peygamber'in (s.a.v.) şefkatini anlatmak, onların kalbine İslam'ı sevdirecektir.