Çocuğun iç çevresini oluşturan inanma yeteneği onu saran dış çevre tarafından özenle eğitildiği nispetle bilinçli düşünme ve davranış şeklini alabilir. İslâmda dine yönelme istidadı olarak kabul edilen fıtrat, çok özel bir kabiliyet olarak insana verilmiştir. Fıtratın iyi ve doğru şeklinin muhafazası ve devamı ise sosyal bir varlık olan insanın yetiştiği muhit ile doğrudan alâkalıdır. Sorumluluk bilinci ve En Güzel Miras
Anne-baba olmak sadece çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamak, ona konforlu bir hayat sunmak demek değildir. Hakiki ebeveynlik, çocuğun dünyasını imar ederken ahiretini de gözetmeyi gerektirir. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de bizleri uyararak şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrim, 66/6)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu sorumluluğun sınırlarını çizmiş ve bırakılması gereken asıl mirası şu sözlerle beyan etmiştir: "Hepiniz sorumluluk taşımaktasınız ve sorumluluğunuz altındakilerden mesulsünüz." (Riyazu's-Salihin, , Terc. c. 2, Hds. 656)
"Bir babanın evladına bırakacağı en güzel miras, güzel terbiyedir." (Tirmizî, Birr 33) Baskıyla Değil, Sevgi ve Doğru Metotla
Çocuklara dini sevdirmek; sabır, doğru yöntem ve her şeyden önce yüksek bir şefkat gerektirir. Din eğitimi, kurallardan ibaret kuru bir disiplin değil; çocuğun kalbine Allah ve peygamber sevgisini nakşetme sanatıdır.
Bu süreçte teorik bilgilerin yanı sıra pratik imkânları da değerlendirmek gerekir. Özellikle okul çağındaki çocuklar için büyük bir fırsat olan Yaz Kur'an Kursları, camiler ve uygun eğitim mekânları bu anlamda çok kıymetlidir. Çocuklarımızın buralarda Kur'an-ı Kerim'le tanışması, İslam'ın inanç, ibadet, ahlak esaslarını ve Peygamberimizin örnek hayatını öğrenmesi, akranlarıyla birlikte bu atmosferi soluması gelişimlerine büyük katkı sağlar.

10