Engelli olmak

Engelli olmak

SÜLEYMAN GÜLEK

Engellilik, yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren evrensel bir gerçektir. Türkiye'de de milyonlarca kişi bu durumla doğrudan veya dolaylı olarak karşı karşıyadır. Bu nedenle engellilik, bireysel bir mesele olmanın ötesinde, toplumsal bir sorumluluk ve vicdani bir sınavdır. İnsan bazen doğuştan, bazen de sonradan bedensel, zihinsel ya da ruhsal engellerle hayatına devam etmek zorunda kalabilir.

Ancak engellilik, kişinin hayattan kopması için değil, ona tutunması ve yeniden ayağa kalkması için bir mücadele alanı olabilir. Aileler içinengellibir bireye sahip olmak, hayatlarının en zorlu deneyimidir.Engelli bir çocuğa sahip olduğunda anne babalar ilk olarak hayal kırıklığı yaşarlar. Çocuklarına ne olduğunu bilemediklerinden hayal kırıklığına uğrarlar. Büyük endişe içindedirler ve çocuklarının engelli durumunu kabullenmeleri zor olur. Önemli olan bu noktada anne-babalar olarak engelli çocuğunuzu kabullenmek ve onu her yönüyle sahiplenmektir.

Bunun için de gereken fedakârlık yapılmalıdır. Engelli bir çocuk için erken teşhis çok önemlidir. Zaman kaybedilmeden hem sağlık hem de eğitim önlemleri alınmalıdır. Engelli ailelerinin bu konuda yeterli bilgi, bilinç ve donanıma sahip olmalıdır. İnsanlar engelli olabilir, engelli yakını, tanıdığı ya da engelli bireylerle karşılaşabilir. Bu sebeple herkesin engellilikle ilgili bilgi edinmesi gerekir. İşte bu süreçte hem bireyin iradesi hem de toplumun desteği büyük önem taşır.

Her yıl 3 Aralık "Dünya Engelliler Günü" ve 10-16 Mayıs "Engelliler Haftası" olarak anılsa da, engelli bireyleri sadece belirli günlerde hatırlamak yeterli değildir. Onların günlük yaşamlarında karşılaştıkları fiziksel, sosyal ve psikolojik engellerin kaldırılması, sürekli bir farkındalık ve destek gerektirir.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde 1 milyardan fazla insan bir tür engellilikle yaşamaktadır. Bu da dünya nüfusunun yaklaşık 15'ine denk gelmektedir. Türkiye'de ise Ulusal Engelli Veri Tabanı'na göre 1.5 milyondan fazla engelli birey bulunmaktadır. Bu sayılar, konunun ciddiyetini ortaya koyan önemli göstergelerdir.

Engelli bireylerin yaşadıkları sorunlar sadece kendilerinin değil; ailelerinin, çevrenin, toplumun, kısacası tüm insanların ortak sorunudur.Bugün böyle bir sağlık problemi olmayan kişinin, yarın çeşitli nedenlerle engelli olmama garantisi yoktur. Bu nedenleengellilerin hayatlarını kolaylaştırmak, problemlerini çözmek, onlara sahip çıkarak sorunlarına ortak olmak insanî ve İslâmî bir görevdir.İnsanlar engelli olabilir, engelli yakını, tanıdığı ya da engelli bireylerle karşılaşabilir.

Bu sebeple herkesin engellilere karşı duyarlı olmalı ve onlar için gereken fedakarlık ne ise onu yapmaya gayret etmelidir. Engelli bireyler, toplumdan acıma değil; saygı, ilgi ve değer beklemektedir. Onların eğitimden ibadete, istihdamdan sosyal hayata kadar her alanda hak ettikleri imkânlara ulaşmaları, bizim insanî ve vicdanî sorumluluğumuzdur. Sokakta, okulda, iş yerinde ya da toplu taşımada karşılaştığımız bir engelli bireyin hayatına dokunmak, bazen bir tebessüm, bazen küçük bir yardım eliyle bile mümkündür.

Engelli bireyler, içinde bulundukları durumu sabırla karşılarken, bu süreci bir sınav olarak görmelidir. İslâm'a göre dünya hayatı bir imtihandır ve engellilik de bu imtihanın bir parçasıdır. Ancak bu imtihan sadece engelli bireyleri değil, onlarla birlikte yaşayan herkesi kapsamaktadır.