Engelli bireyi tanımak

Engelli bireyi tanımak

SÜLEYMAN GÜLEK

Engellilik tüm dünyanın bir gerçeği olduğu gibi, Türkiye'deki pek çok aileyi doğrudan ilgilendiren sosyal somut bir vâkıadır. Engellilik hususunda önem arz eden, engelli bireylerin hayata tutunmalarını sağlamaya, karşılaştıkları sorunları çözmeye yönelik irade ve çaba sergilemektir. Bu da hem engelli bireylerin kendilerine, hem de toplumun engellilere yönelik sorumluluklarını yerine getirmesine bağlı bir durumdur. İnsanoğlu genelde sağlıklı bazen de bedensel, zihinsel ve aklî bakımdan engelli olarak dünyaya gelmektedir. Ancak bunun yanı sıra sonradan engelli duruma düşenler de vardır.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve 10-16 Mayıs'ta Engelliler Haftası olarak kutlanması önemli, ancak engelli bireyleri sadece yılda bir gün ya da bir hafta hatırlamak ve sonrasında unutmak doğru bir yaklaşım olmaz. Engelli bireylerin maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için gereken her şey yapılmalıdır.

Dünyadaki genel tabloya bakıldığında günümüzde Dünya Sağlık Örgütünün verilerine gçre 1 milyardan fazla kişi, engellilik şekillerinden biri ile muhataptır ki bu durum, dünya nüfusunun yaklaşık 15'ine yakındır. Türkiye'de ise Ulusal Engelli Veri Tabanı'na göre engelli birey sayısı 1.559.222'dir. Bu da engelli sorununun ne denli büyük bir sorun olduğunu da ortaya koyan bir istatistikî veridir.

Günümüzde hayat mücadelesi veren engelli kardeşlerimize baktığımızda, bizlerden kendilerini acımamızı değil, değer vermemizi ve ilgilenmeyi, kendilerinin bu toplumun birer ferdi olduklarının bilinmesini arzu ettiklerini hissediyoruz. Bu da onların en tabii hakları olsa gerek. Birlikte yaşadığımız bu kardeşlerimize karşı her zaman ve her mekânda duyarlı olmalıyız. Onları arzu ettiklerinde, eğitim ve öğretim kurumlarıyla, cami ve mescitlerle, sosyal etkinliklerle buluşmalarına yardımcı olmalıyız.

Çalıştırdığımız yerlerde kendilerine kolaylıklar sağlamalıyız. Toplu taşıma araçlarına inip binerken, yol ve caddelerde yürürlerken zor durumda kaldıklarında rehberlik yapmaktan kaçınmamalıyız. Unutmamalıyız ki, engelli kardeşlerimize göstereceğimiz en ufak bir ilgi, onların hayata bağlanmalarına, psikolojik olarak daha iyi bir duruma gelmelerine katkı sağlayacaktır.

Engelli kardeşlerimiz, içinde bulundukları durumu hayatın bir gerçeği olarak kabul etmeli, bir imtihanla karşı karşıya olduklarını, sabretmeleri durumunda ebedi mutluluğa, cennete nail olacaklarını bilmelidirler

Engellilik, hayatımızın bir gerçeğidir. İnancımıza göre hayatın bir imtihan olması sebebiyle, engellilik de imtihanın bir çeşididir. Engellilik imtihanın önemli bir farklılığı, engelli kişiden başlamak üzere ailesi, yakın çevresi, komşuları, akrabaları, yaşadığı mahalle ve şehri, eğitim kurumlarından devletin en üst kademesine kadar resmi kurumları ilgilendiren bir durum olmasıdır.

Bir başka ifadeyle engellilik imtihanında başta engelli insan olmak üzere toplumun her bir bireyi imtihana muhataptır. Bu muhataplığın ilk basamağı engellilik gerçeğini anlamak ve engelliliğin farkına varmaktır. Engellilik konusunda ilk ve en önemli husus engelliliğin farkındalığıdır. Her şey engelli kardeşlerimizin hayatımızın bir parçası olduğunu bilmekle başlar. Oysaki toplumumuzda engelliğin farkında olmayan maalesef milyonlarca insan bulunmaktadır.