Dijital çağda aileyi korumak

Dijital çağda aileyi korumak

SÜLEYMAN GÜLEK

İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde değişim bu kadar hızlı, etki bu kadar derin olmamıştı. Dijital çağ, hayatı kolaylaştıran imkânlarıyla birlikte aile yapısını zorlayan yeni sınamalar da getirdi. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve çevrim içi içerikler; bilgiye erişimi hızlandırırken, aile içi iletişimi zayıflatabilecek bir gürültüye de dönüşebiliyor. Bugün aileyi korumak, sadece ekonomik veya fiziksel şartları değil; dijital alışkanlıkları, ekran sürelerini ve sanal dünyayla kurulan ilişkiyi de kapsayan bir bilinç gerektiriyor.

Eskiden aile denildiğinde; aynı sofrada toplanmak, yüz yüze konuşmak, sevinci ve hüznü paylaşmak anlaşılırdı. Bugün ise aynı evin içinde, hatta aynı odada bulunup farklı dünyalarda yaşayan bireyler manzarasıyla sıkça karşılaşıyoruz. Anne-baba telefonda, çocuk tablette, genç sosyal medyadaFizikî yakınlık var; fakat duygusal mesafe her geçen gün artıyor. Bu sessiz kopuş, aile bağlarını içten içe zayıflatıyor.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Sorun teknoloji değildir. Asıl sorun, teknolojinin ölçüsüz ve denetimsiz kullanımıdır. Dijital araçlar hayatın merkezine yerleştirildiğinde; aile, değer aktaran bir kurum olmaktan çıkarak, aynı çatıyı paylaşan bireylerin geçici durağına dönüşebiliyor. Oysa aile; karakterin şekillendiği, ahlâkın öğretildiği ve insanın hayata tutunduğu en sağlam limandır.

Dijital Yorgunluk ve Aile İçi İletişim

Sürekli bildirimlere maruz kalan zihinler, dinlemeyi unutuyor. Ekran karşısında geçirilen uzun saatler, aile içi sohbetleri yüzeyselleştiriyor. Gün içinde yaşananlar anlatılmıyor, duygular paylaşılmıyor, sorular cevapsız kalıyor. Bu durum özellikle çocuklar için büyük bir risk barındırıyor.

Kendini aile içinde ifade edemeyen çocuk, çareyi sanal dünyada arıyor; beğenilerle, sanal onaylarla değer görmeye çalışıyor. Oysa hiçbir dijital platform, bir annenin şefkatli bakışının, bir babanın güven veren sözlerinin yerini tutamaz. Aile içinde kurulan sağlıklı iletişim, çocuğu ve genci dijital dünyanın savrulmalarına karşı koruyan en güçlü kalkandır.

Rol Model Olmadan Kural Olmaz

Dijital çağın en büyük çelişkilerinden biri şudur: Ebeveynler çocuklara ekranı yasaklarken, kendileri ekrandan başını kaldıramaz. Oysa çocuklar söylenene değil, görünen davranışa bakar. Ailede teknoloji kullanımı konusunda örnek olunmadıkça, koyulan kuralların karşılığı olmaz.

Bu nedenle dijital bilinç, önce anne-babadan başlamalıdır. Telefonsuz geçirilen zamanlar, kitap okuma alışkanlığı, birlikte yapılan etkinlikler; çocuklara farkında olmadan güçlü mesajlar verir. "Biz birlikteyiz" duygusu, sanal cazibelerin önüne geçer.

Ekransız Zamanlar, Güçlü Bağlar

Dijital çağda aileyi korumanın en etkili yollarından biri, bilinçli sınırlar koymaktır. Sofra başında, misafirlikte, aile sohbetlerinde ekranlardan uzak durmak; küçük ama etkili adımlardır. Bu anlar, aile olmanın ruhunu yeniden canlandırır.

Ailece yapılan yürüyüşler, oyunlar, kitap okuma saatleri, birlikte yapılan ibadetler; hem ruhu dinlendirir hem de kalpleri yakınlaştırır. Bu paylaşımlar, çocuklara ve gençlere "yalnız değilsin" mesajını verir. Böyle bir ortamda yetişen bireyler, sanal dünyanın yapay mutluluklarına daha az ihtiyaç duyar.