Bir imtihan sahnesi olarak dünya

Nasıl aldanıyoruz biliyor musunuz Geçiciliği ölümsüzleştirmeye çalışarak... Sahip olduğumuz eşyalar, unvanlar, oturduğumuz koltuklar veya biriktirdiğimiz rakamlardan ibaret banka hesaplarını birer araç değil, haline getirerek adanıyoruz bu dünyaya. Modern sistem, insanı sürekli üreten ve tüketen bir çarkın dişlisi olarak görüyor. Başarı; daha çok kazanmak, daha yüksek binalarda yaşamak ve vitrinini (sosyal medyasını, statüsünü) en iyi şekilde parlatmakla eşdeğer tutuluyor.

Hakikate Uyanmak: Dünyanın Cazibesine Kapılmamanın Çözüm Yolları

Peki, dünya hayatının bu amansız aldatmacasından korunmak mümkün müdür Dünyadan tamamen el etek mi çekmek gerekir, yoksa onunla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlamak mı İslam, dünyayı terk etmeyi değil, kalbi dünyadan özgürleştirmeyi emreder. İşte bu uyanışın reçeteleri:

1. Bilincini Kuşanmak: Peygamber Efendimiz (s.a.v) dünya ile kurmamız gereken dengeyi şu muazzam benzetmeyle anlatır: Benim dünya ile ne işim olabilir ki Benim dünyadaki misalim, bir ağacın gölgesinde biraz dinlenip sonra orayı terk edip giden bir yolcunun misali gibidir. (Tirmizi, Zühd, 44) Bir otel odasında konaklarken oradaki eşyaların sahibi gibi davranmadığımız gibi, bu dünyadaki nesnelerle de mülkiyet değil, bir emanet ve kullanım ilişkisi kurmalıyız.

2. Kalbi Su Geçirmez Kılmak: Mesele, dünyalık imkânlara sahip olmak değil; o imkânların kalbe girmesine izin vermemektir. Mevlana'nın eşsiz benzetmesiyle; bir geminin suyun üzerinde durması doğaldır ve onu gideceği yere taşır. Ancak su geminin içine dolmaya başladığında batış kaçınılmaz olur. Mal, mülk, makam elimizde (suyun üstünde) olmalıdır, kalbimizin içinde değil.

3. Ölüm Gerçeğiyle Yüzleşmek (Tefekkür-ü Mevt): Hz. Muhammed (s.a.v), Ağızların tadını kaçıran ölümü çokça anın (Tirmizî, "Zühd", 4) buyurmuştur. Bu bir karamsarlık çağrısı değil, bir uyandırma servisidir. Her kararımızda, her hırsımızda, her öfkemizde ölüm gerçeğini hatırlamak, dünyevi cazibelerin sahte yaldızını anında döker. Bizi kibre kapılmaktan, kul hakkı yemekten ve fani olana tapmaktan korur.