Nöbetteki kahraman, veya Yeni Asya'nın Abdullah Ağabeyi...

Ahirzamanın dinsizlik cereyanlarına karşı, hakikati gazete lisanıyla müdafaa için, Bediüzzamanın hizmetkârlarından Zübeyir Gündüzalp; bir lahana yaprağı kadar da olsa, sesimizi Bab-ı Âli'den efkâr-ı âleme duyurmalıyız, tavsiyesiyle ve dava arkadaşlarının meşveretiyle önce haftalık İttihad ve üç sene sonra da günlük Yeni Asya yayına başlamışlardı.

Abdullah Eraçıkbaş kardeşimizin hikâyesi, Şehid Mustafa Nezihi Polat ve onu takip edenlerin hikâyeleriyle bir bütünlük arzettiğinden, Yeni Asya'nın tarihçesiyle başlatmamız gerekiyor. Beyazıt'taki Nur medresesindeki talebelik günlerinden vefat ettiği saate kadar, kardeşimizin iman-Kur'ân hizmetinde istikamet üzere koşuşturduğuna; medrese, mektep, gazete ve diğer dava arkadaşları şahit olduklarından; kırk sekiz senelik böyle bir şehadete mazhariyetin, inşaallah bir başka manevî şehadete işaret olduğunu düşünüyoruz.

Abdullah'ın hikâyesi, Yeni Asya'nın hikâyesiyle beraber anlatılınca, gayet orijinal ve renkli hayat manzaralarıyla karşılaşıyorsunuz. Küresel dinsizlerin, müttefikleri olan Kemalistlerce Türkiye'mizde gerçekleştirdikleri 12 Eylül felâketinin; bütün İslâmî camialarda, demokratlarda ve bilhassa Risale-i Nur cemaatinde yolaçtığı büyük deprem ve tahribatların arifesinde Yeni Asya'ya adımını atan edebiyatçı ve genç gazeteci; zındıkanın tüm baskı, korkutma ve iğfal girişimlerine karşı, vatan nöbetindeki asker gibi daima müteyakkız ve basiretli olarak vazifesini tamamladı.

Cenazesine katılanların ekseriyetinden duyduğumuz hoşgörülülüğü, çalışkanlığı, vazifeşinaslığı ve cemaatin şahsımanevisine sadakati; hem Üsküdar İlâhiyat Camii'nde ve hem de Kocatepe Kabristanı'na kadar onu teşyi eden yüzlercesinin; kardeşlerine olan muhabbet ve dualarının ortak noktasıydı. Abdullah'ın sadakati kadar; onun düşmanlarımızca bizde meydana getirdiği dalgalanmalara karşın sebatını da yâd etmemiz gerekiyor. Cemaatin verdiği her vazifeye can ü gönülden koşarken, davayı bir bütün olarak düşünmesi ve himmetini davanın şümulü nisbetinde geniş tutarak gayret etmesi ise, çok az insanda görülebilinecek bir haslet idi.

Şehid Nezihi Polat'ı takip eden Hekimoğlu İsmailler, Hüseyin Demireller, Bünyamin Ateşler de Abdullah kardeşimizin irtihal ettiği bahçelerdedirler, inşaallah... Bir hakikati, zamanın sahibinin Kur'ân'dan derlediği hakikatleri ve perişaniyet içinde kıvranan milyonlara kurtuluşu gösterecek hakikati neşir vazifesiyle yaşayıp ahirete gitmek, elbette bir ayrıcalıktır. Hele bu vazifeyi, hakikatin duyulmaması istikametinde insaniyet düşmanların desiselerine aldanmış "siyasal İslâmcıların", bütün kuvvetleriyle sizi tüm hak ve imkânlarından mahrum bıraktığı zamanlarda ifa etmişseniz, bunun mükâfatı ancak Cennette verilir, itikadındayız. Abdullah kardeşimiz Yeni Asya'nın düşmanlarca kuşatıldığı ve bazı muhakemede noksan dostların da taşladığı muvahhiş bir zamanda; Nurların gazete lisanıyla dünyaya duyurulmasına, kardeşleriyle birlikte gayret etti.