"Atatürkçülüğü yeniden ihya ve ilelebet yaşatma..." maksadıyla yapılmış 12 ihtilâli sürecinin, son bekçisi AKP'nin Kemalist bir nesil yetiştireceğini bilemeden rey verenler, Tevbe şartıyla inşaallah affa mazhar olurlar. Aksi halde demokrasiye, mukaddesata, millete ve insaniyete yapılmış ihanetin ortakları durumuna düşme ihtimali kuvvetlidir.
AKP hükümeti, "beşibirliğini" gerdanına takana kadar sempatizanlarına; derin devletten, anayasa mahkemesinden, yargının patronlarından şikâyetle, Kemalizm bekçiliğini gizleyebiliyordu. Dış güçleri müttefikleri, Trump ile Putin gibi liderler arkadaşları ve devletin "beşibirliğini" temsil eden kurumlar hizmetkârları olunca; vatan, millet ve İslâmiyet zararına olan icraatlarına bahane bulamaz hale geldiler...
Said Nursî'nin Kur'ân tefsirini çerçeve edinerek, Yeni Asya Gazetesiyle de hakikati anlatmaya çalışanlar; 13 Eylül sabahı Kemalist cuntayı hangi üslupla efkâr-ı ammeye anlatmışlarsa, kırk dört senedir aynı üslup ve çizgiyle millete hakikati izaha çalıştılar. Hakikati anlatanların ödedikleri bedelleri ödeyerek; Al-i Beyt, Müctehid İmamlar, Mücedditler ve Kur'ân davasına hayatlarını feda edenler gibi yoluna devam eden Yeni Asya'nın 12 Eylül cinayetinden günümüze yaşadığı mezalimin, basın tarihimizin bir şeref levhası olduğunu düşünüyoruz.
31 Mart, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 10 Kasım gibi meşhur hadiseleri tedai ettiren tarihlerin sene-i devriyelerinin de sıkıntılı olduklarını söylememize gerek var mı Bazılarının bu meş'um çizgiyi İttihat-Terakkiyle irtibatlandırmaları doğru değildir. Hürriyet, demokrasi ve adalet için yola çıkan kahramanlara, yolda katılmış Selanikliler Hanedanının, Locaların ve harici işbirlikçilerin; partinin idaresine, İngiltere'nin yardımıyla hâkim olmaları ve demokrasi rotasındaki hareketi, istibdat bataklığına götürmelerini İttihat-Terakki Partisine yükleyenlerin haksızlık ettiklerini düşünüyoruz.
12 Eylül'ün mayası ve ruhu istibdattan gelir ve salikleri de küresel Marksistlerin işbirliklerine mazhar olmuşlardır. 45 senedir düşürüldüğümüz istibdat bataklığından çıkamamamızın sebepleri arasında; ANAP ile AKP perdesi altındaki siyasi münafıklığını da saymayanları, demokrasi ve adalet karşıtı olarak tanımlamak istiyorum. Dünya Milletlerinin hürriyetlerde, teknoloji ve küreselleşmede ulaştığı zirve milletimize görünürken; irticanın en derin vadisinde halkımızı Kemalizm'le uyutan AKP hükümetinin bahanesine katacağı bir şeyi kalmamıştır.
Eski halin muhal olduğunu görmek istemeyen derinlerin kılavuzluğunda; geçmişteki Cemaleddin Kaplan, Acz-i Mendi, Ticanî, Hizbullah, vb. tiyatroları yeniden sahnelemek isteyenlere; hem içerden ve hem de dışardakilerin verecekleri cevapları, önümüzdeki zamanlarda birlikte duyacağız. AB'nin Türkiye'siz kalamayacağına inanmış hakiki İsevî Avrupalılar, elbette kutsallaştırılmaya çalışılan "Tek adam" rejimiyle maskaralaşan halimize itiraz edeceklerdir. Gericilikte totemlere sadık halkların da gerisine düştüğümüzü, Avrupalılar bizden önce görüyorlar:

3