İran'ın Savaşı ve ittihad-ı İslâm'ın ayak sesleri...

Eski zamanlarda siyasî menfaatlerinden dolayı İslâm Birliği'ne karşı olan İngilizlerin, Fransızların ve Amerika'nın; artık ittihad-ı İslâm'a muhtaç olduklarını söylüyor Said Nursî…

Zira anarşizmi netice veren komünistlik, masonluk, zındıklık ve dinsizlik; söz konusu memleketleri tahrip ediyorlarmış. AB ülkelerindeki dehşetli tahribatı görenler; fukaralaşmayı, anarşizmi, tembelliği, dağılmışlıkları ve kaosları müşahhasça bize gösteriyorlar. Nesilleri tükenmiş, göçler ve iç savaşlar sonucu gelen mülteci halkların nesillerinden medet umar olmuş, düne kadar adam yerine koymadıklarını belediye başkanları yapmış, müttefiki ABD'nin de desteğini kaybetmiş ve küresel anarşistlerce savaşlara sokulmaya çalışılan bir Avrupa'dan bahsediyoruz. Elbette durup dururlarken keyiflerince İslâm Birliği'ne, Müslümanlarla ittifaka ve onlarla küresel paktlar kurmaya çalışmayacaklardı. Tıpkı Rusya'nın, dehşetli felâketlerden sonra Kur'ân'a tâbi olması ve Müslümanlarla ittifak etmesi gibi...

Küresel deccaliyetin fabrikalarına el koyup çalışanlarını kapıya koydukları bir Avrupa'yı konuşuyoruz. Global elitist kimliğini de kullanan bu dinsiz-sefih burjuvazinin AB sermayesini teknolojisiyle birlikte Komünist in'e taşıdığını, Avrupalılar ancak Covid-19 felâketinde anlamaya başlamıştı. ok geç... İran'a açıktan ve diğer Müslümanlara münâfıklıktan düşman yetiştirilmiş bir siyasî kadroca idare ediliyor, Avrupa... Şu hâlleriyle ABD ile bir araya gelemiyorlar. Rejimi itibariyle in'e de yanaşamayınca; geriye tek yol kalıyor: İttihad-ı İslâm... Bediüzzaman'ın vurguladığı hakikati inatlarından görmek istemeyen Müslüman münevverlere dua lâzım...

"Eskiden Hıristiyan devletleri bu ittihad-ı İslâm'a taraftar değildiler. Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için, hem Amerika, hem Avrupa devletleri Kur'ân'a ve ittihad-ı İslâm'a taraftar olmaya mecburdurlar."

İttihad-ı İslâm'ın Asya ve Afrika ayaklarına gelince... İran'ın, ABD ve İngiltere'nin sömürgeleri olduğunu söylüyorduk; İran'ın füzeleri, tezimizi isbat etti. Onlarca devletçiğin korumasız halleri, çöl ortasındaki suni refahlarının mahiyetleri ve dünyanın en zalim ve alçaklarınca yağmalarını gizleyen örtüleri Hürremşahlar küle çevirince, müstebit zenginlerin devletçiklerinin ittihad-ı İslâm'a şiddetli ihtiyaçları ortaya çıktı... İran'ın mazlumiyeti, bunca evlâdını kaybetmesi ve diğer Müslümanlarla kurduğu ittifakları, ittihadı çabuklaştırıyor.

Zamanın da bu gelişmeye müsbet yardımlarını yâd edelim... Ramazan-ı Şerif'ler ve bombalanan mazlum halklar... Ümmetin ittihad etmiş duaları... Düşmanın şaşkınlığı... İran idarecilerinin ısırıcı üsluplarından uzaklaşmaları... Anglosaksonların ittifaksızlıkları ve ümmetin aradaki Şiî-Sünnî ayırımını kaldırmış olması gibi; Ramazan-ı Şerif'te şahit olduğumuz diğer güzellikler de İslâm Birliği mevsiminin gelmekte olduğunu adeta fısıldıyor...