Batı telâkkilerimizdeki eksiklikler

Bir kısım okuyucularımızın Amerika düşmanlığına dair yazımıza tepkilerini, kıymetli yorumlarından takip etmişsinizdir.

Bize göre okuyucularımız isabetli fikirlerinde haklı olduğu gibi, yeterince bilgilendirilmediğinden saptığı beyabanlarıyla da haklıdır. Küresel Medyanın basılı, görüntülü ve sosyal medya bombardımanı altındaki imkânlarımız, okuyucularımızla müfritane irtibatı engelleyince; magazincilik, klasik düşünceler, siyasal İslâmcılık, Türkçülük ve solculuğun ortaklaşa kullandıkları telâkkiler öne çıkacaktır.

Bazı yorumcularımız, Said Nursî Hazretlerini yanlış düşüncelerimize alet ettiğimizi iddia etmişler, lâkin delil göstermemişler. Diğer bir kısmı ise, toptancılıkla itham etmişler, yine müşahhaslaştırmak yok. Mevcut haricî olayları "zamanımızın" labirentlerinde değerlendirenler; kendi yoldaşlarını da hayal kırıklığına uğratmış Trump'ın Gazze ve İran saldırganlığını göstererek; Risale-i Nur'daki geniş zaman ve coğrafyayı adeta inkâra gidiyorlar.

Bu arada; Bediüzzaman'ın ABD/AB telâkkilerini, Hıristiyanlarla alâkalı tasavvurlarını, devletler-milletler savaşının sınıf savaşlarıyla yer değiştirdiği kaidesini ve bilhassa ahirzamanı okuyamayanların tenkitlerine, cevap veremeyeceğimi arzedeyim. Zira aramızdaki mesafe çok geniş. O arkadaşlara Risale-i Nurlar ve Yeni Asya yayınları yardımıyla bu mesafeyi kısaltmalarını tavsiye etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Bediüzzaman'ın ifadesiyle sürat asrının, Seriüsseyr nesliyiz, biz. Mazinin hiçbir dilimiyle mukayese edilemeyecek kadar dehşetli ve süratli, hadiseler... Küreselleşme, komünikasyon, ulaşım, ilmî inkişaflar, savaşların seyri, diplomasi ve global projeleri inceleyenlerin başları dönüyor. Şahısları siper edinmiş dehşetli komiteler ve cereyanları göremeyenler; kişilerin müsbet/menfî beyanatlarına takılıp kalıyorlar. Lokal siyasetten global siyasete kadar... Aileden dinî cemaatlere kadar... Tarikattan lider merkezli teşkilâtlara kadar... Fertlerin öldüğünü kabullenemeyenler doğruları kaçıracaklardır, endişesini taşıyoruz.

Amerika meselesine gelince...

Amerika'nın bir millet olmadığını en az mevcut AB ülkelerini oluşturan milletler kadar parçalı olduğunu bilmeliyiz. İspanyolcanın, Portekizcenin, Fransızcanın, Almancanın ve İngilizcenin bazı eyaletlerde resmî ikinci dil olarak konuşulduğunu nazara aldığımızda; İspanya'nın Gazze ve İran meselesinde yanımızda durmasının hikmetini anlayabiliyoruz. Bediüzzaman'ın İslâm birliğine misal verdiği Amerika Birleşik Devletleri, bilmecburiye demokraside ittifak etmiş. Aksinin Yeni Dünya için felâket olacağını George Washington bizden daha iyi biliyordu. Küresel Marksistlerle tutuşmuşken (Neocon-Neoliberal ittifakı), ABD Merkez bankasına ilan-ı harp ederken, LGBT'yi bütün eyaletlerde çöpe süpürürken ve Neoliberallerin in'e kaçırdıkları sermaye ve üretimi tekrar ABD ve AB'ye isterken Donald Trump; ABD'nin demokrasi kahramanı Jackson'a özeniyordu. Jackson, Yahudî sermayesiyle yaptığı savaşı kazanan bir kahramandı... Resmini bürosuna astığı söyleniyordu... Dinsizlikle mücadeleyi ve hürriyeti istismar ile komünizmi farklı formatta ABD'ye hâkim kılmayı hayâl edenlerle mücadele edeceğini dünyaya duyuran Trump'ın; selefleri gibi (İsrail üzerinden) Neoconların tuzaklarına nasıl düştüğünü, araştırmacılar yazacaklardır.