Kemalizm'le materyalizmin küreselleşmiş ve ihtilâllerle bütünleşerek hegemonyaya yürüyen hali arasındaki irtibatlar o kadar gizlidir ki; anlaşılması uzun tetkik ve gayretleri gerektiriyor.
Bediüzzaman'ın hayatını eserleriyle yakından takip edenler, onun verdiği ölçülerle bu sırlı ittifakı keşfederler.
M. Kemal'in zahirî komünizm aleyhtarlığıyla bu kapıyı kapatanlara, 1917 St. Petersburg İhtilâli kahramanlarıyla M. Kemal arasındaki dostluğu sorduğumuzda; "Kemalizm'in emperyalistlerle savaşına, o devrimin liderlerinin yardım ettikleri" cevabını alırsınız. Fakat M. Kemal'in Lenin'le muhavereleri, Troçki'nin hocası Alexander Israel Helphand ile İttihatçılar arasındaki Kemalistler ittifakını ve Stalin'in iktidarıyla kaçan Leo Troçki"nin M. Kemal'le uzun İstanbul günlerini tamamlayacak felsefî çerçeveyi de ortaya koyduğunuzda; ihtilâlci Türk solunun aynı zamanda Kemalist olduğu gerçeğini ispatınıza, muhataplarınız itiraz edemeyeceklerdir.
AKP kurmaylarının çoğunlukla bağlandıkları neo-selefî İslâmcılıkla ihtilâlci Marksizm arasındaki eylem akrabalığını yalnızca Said Nursî'de okudum. İktidar düşüncesi yolunda, Ehl-i Sünnet'in haram kabul ettiği usulleri mübah gören neo-selefî İslâm anlayışının ihtilâlci yaklaşımını, "Siyasal İslâmcılık ve Nurcular" çalışmamızda belirtmiştik.1 İşte bu cihetiyle, maddî kuvvete dayanan Siyasal İslâmcılık hareketleri, hedeflerine ulaşmada, müttefikleri dinsiz de olsalar, onlarla ittifakta sakınca görmezler. Şeriatı, demokrasiyi, adalet ve barışı esas alan Ehl-i Sünnet'in karşısındaki müstebitler veya zalimlerle ittifaktan çekinmeyenler grubuna; hem ANAP'lı, hem de AKP'li kurmaylar fikren girerler. İttifaklarına, Küresel Marksizm ile Kemalizm'in ideolojileri ve usulleri mani değildir. Türkiye dindarlarının geçmişten gelen Kemalizm karşıtlıklarını okşamak niyetiyle antikemalist görünmelerinde de sakınca yoktur AKP'liler ve ANAP'lıların. Odak noktaları kuvvet, iktidar ve istibdat olunca, birlikteliklerine mani kalmıyor. Bu ortaklık yalnızca Türkiye'mizde gerçekleşmemiştir; birçok numunelerine başka İslâm ülkelerinde de rastlıyoruz. (İran, Mısır, Irak, vd.)
12 Eylül İhtilâli'nin teorisyenleri dışarda Marksistler ve içerde Kemalistlerdi. "Ülkeyi komünistlerden ve irticadan kurtarmak" sloganları kullanıldı. Hatta komünistlerle birlikte, Kemalizm'i Türkçülük adına benimsemiş milliyetçiler de idam edildiler. Vitrine Özal ve ekibi yerleştirildikten sonra, İslâm'ı hayattan silme çalışması başlatılıp cemiyetin sınıfları birbirlerine düşürüldüler. Konya mitingindeki "Şeriatçılar" ihtilâle sebep gösterilirlerken, organizatörü Keçeciler, bizatihi devletin beynine yerleştirildi. Mustafa Taşar'ın bilgisiyle Almanya'daki Cemaleddin Kaplan'ın "Anadolu Hilâfet Devleti" tiyatrosunun kasetleri cuntacıbaşına servis edilmişti. Ve Semra Hanım'ın "papatyaları" ile liberallerin bekledikleri değişim başlatılmıştı. Anlattıklarımız, halkın hafızasına kazınmış birkaç çizgidir. Atatürkçülük adına berdar edilenlerle serdar olunanların proje gereği birbirine karıştırıldığı günlerin hikâyesi... Turgut Bey'in bütün eğilimleri, ihtilâl adına tek potada topladığının sembolik resimlerine mutlaka rastlarsınız. (İki elini başının üzerinden kaldırarak birleştirmesi) Atatürkçülük adına halkçıları, milliyetçileri, Siyasal İslâmcıları ve demokratları temsil eden Özal ise İskenderpaşa dergâhı bağlısıydı.

6