Şafak sökerken...

Atatürk'ün aydınlanmacı devrimlerinden bu yana kaybedilen kazanımlar karşısında, genç kuşaklar gerçekten şafağın sökülüşünü keşfedebilecek mi, yoksa tarihsel bellek yok mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Atatürk döneminin aydınlanmacı devrimlerinin ve 1960-1968 döneminin toplumsal kazanımlarının, son yıllardaki 'tek adam rejimi' ile nasıl yok edildiğini sorgular. Genç kuşakların bu kültürde bile aydınlığa doğru gidebilmeleri mümkün müdür, yoksa tarihsel hafıza ve evrensel değerlerin eksikliği bu olasılığı bitirmiş mi?

Günlük yaşamımız içinde, çoğunlukla yatakta, derin uykuda olmamızdan mı bilinmez, şafağın söküşünü uyanık izlediğimiz günlere ilişkin anılarımızın olumlu izleri kalır. Mecazi anlamı da güzeldir. Karanlığın gidişi, hele de güzel havada, güzel ortamda izleyebildiğimiz anlara dönük olarak kırmızı ışığa geçişin güzelliği, aydınlık günler dileğimizin değeri bir yana, çok daha etkili, mutluluk vericidir.

Sözün özü, insanlık adına da insanca yaşamaya dönük gelişmelerin söz konusu olacağı günlere kavuşmanın geçişlerinin tarihe kazıldığı süreçler, insan haklarının gaspları, çok acılı bedellerin ödetilmesi süreçlerinin çok daha ağır olduğundan mıdır nedir bilinmez, unutulamaz, bilinçaltımıza da kazılmış olarak dururlar. ok yakın günlerde, ülke çapında tüm yaşayanlarımız için geçerli, yaşamımızın her alanına dönük kayıplar katlandıkça toplumsal kazanımlarda en ileriye gidilebilmiş yakın tarihlere dönüş özlemlerinin patlayışının bir anlamı yok mu

Yaşını almış bir gazeteci olarak 1960'lı yılların anayasal, yasal kazanımlarından beslenen kuşakların, 1968'li yılların gençlik için eğitim, işçiler için sendikal hakların kazanımlarındaki patlamayla gelen kazanımlar yetmez. Toplumsal, siyasal alanlar, meslek örgütlenmelerinin örgütlü güçlenmelerine, aydınlanmacıların, sanat alanlarının, eklemlenen katkılar. En değerlisi kuşkusuz, kurtuluş-kuruluş savaşları dönemlerinin, Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerinin bütünlüğünde, ülkemizin dünya ölçeğinde tek örnek, aydınlanmacılığın köktenci devrimcilik ürünlerinin taban oluşturmuş olmaları.

Sizi bilemem ama kendi adıma en çok, en uzun süreçli, en ucube yönetim modeli olarak günümüze kadar uzanmış, "tek adam rejiminin" yaşatabildiği karabasan toplumsal yıkımın ardından, bu kültürün koşullarında yetişmiş genç kuşakların, şafağın sökülüşünü keşfetme yeteneklerini şaşkınlık, hayranlıkla izlemeye çabalıyorum.

***

Dünya çapında yaşanan insan haklarında anlamlı süreçler ile haksızlık, hukuksuzlukların geçerli olduğu süreçler arasında bir dengenin varlığından kuşkusuz söz edebilecek konumda değiliz. Tanıklıklarımızla sınırlı kalmaksızın tarihsel yaşanmış süreçler içinde de bilgi sahibi olabildikçe gerçekçi sonuçlar üzerinden, haksızlık, hukuksuzluklarda güçlü yaşatılmış süreçlerin en azından yıkıcı sonuçları ile daha ağır sonuçlar ürettiklerini de kabul etme noktasına geliyoruz.

Tipik bir örnek olarak Amerika'nın süper güç olarak yükseliş süreci içinde, Japonya'ya atmış olduğu iki nükleer bombanın acı sonuçlarının günümüze kadar uzanmış olduğu örnekten yola çıkabiliriz. Bilimsel sonuçlar günümüze kadar uzanan verileri ile birebir "Bu kanser o bombaların eseri ya da bireyin yaşamından kaynaklanıyor" ayrımı yapılamasa bile, etkisinin görüldüğü bölge çapında oransal sonuçları ile dünya ortalamalarının üstünde kaldığı sonuçları ile yüzleşebiliyoruz. Yapılan kötülükler, işlenen insanlık suçları değil sadece, tüm canlılar, hayvanlar, bitkiler, toprak, doğaya dönük tüm sonuçları ile daha çok zarar verici oldukları gerçeği tartışılamaz.