Türkiye'nin 'hikâyesiz' üzümleri

Avustralya'da Hunter Valley'e üç günlük kısa bir kaçamak yaptık. Sidney'den iki saat. Şehri arkada bırakıyorsunuz. Yol bir süre sonra bağların arasından akıyor. O noktadan sonra gastronomi başlıyor...

Bağ rotası aslında bir turizm modeli değil. Bir ekosistem. Bağ var. Üzüm var. Restoran var. Şarküteri var. Peynir üreticisi var. Küçük çiftçi var. Hepsi aynı hikâyenin içinde.

Hunter Valley bu işi yıllardır iyi yapan bölgelerden biri.

İlk dikkat çeken şey sadelik. Birçok bağevi restoranında aynı yaklaşım görülüyor. Minimalist tabaklar. Temiz sunum. Az malzeme. Güçlü teknik. Avustralya'nın bölgesel ürünleri kullanılıyor. Şov yok. Gürültü yok. Malzeme ön planda.

Gastronomi çoğu zaman tam olarak bu.

Bu yaklaşımın en iyi örneklerinden birini EXP. Restaurant'da gördük. İki şapkalı bir restoran. Geçen yıl Avustralya'nın en iyi bölgesel restoranı seçilmiş. Mutfağın başında şef Frank Fawkner var. Tabaklar sakin ama icra kusursuz.

Haberin Devamı

Kuru dinlendirilmiş ördek servis edildi. Yanında yakındaki küçük bir çiftlikten gelen keçi peyniri. Çiftlikte sadece 20 keçi var. Neredeyse mikro ölçekte bir üretim.

Tabakta Avustralya'ya özgü bazı ürünler de kullanmış. Davidson eriği, pepper berry, bush tomato. Egzotik bir süs gibi kullanılmamışlar. Küçük ama karakter veren dokunuşlar. İyi restoranın yaptığı şey bu. Ürünü büyütmek.

Hunter Valley'in ruhunu anlamak için biraz geçmişe bakmak gerekiyor. Bölgede hâlâ ayakta duran kurucu aileler mevcut. Tyrrell's ve Mount Pleasant gibi işletmeler yalnızca üzüm yetiştiren yerler değil. Bölgenin hafızası. Nesiller boyunca aynı toprakta üretim yapılmış. Tarz oluşmuş. Standart belirlenmiş.

Ziyaretçi aslında üzüm değil hikâye tadıyor. Ama Hunter Valley sadece gelenekten ibaret değil. Yeni kuşak üreticiler de sahnede.

Usher Tinkler ve Gundog gibi daha genç bağevleri bölgeye başka bir enerji katıyor. Daha deneysel üretimler. Daha modern tadım alanları. Ziyaretçiyle daha rahat bir ilişki.

Bir tarafta 100 yıllık üreticiler.

Diğer tarafta yeni kuşak.

Bölgeyi güçlü tutan denge bu.

Haberin Devamı

Bağ rotalarının güzel taraflarından biri de şu; aynı gün içinde farklı üreticilerle karşılaşıyorsunuz. Üzüm yetiştiricisi, şef, peynirci, şarküteri ustası, çiftçi...

Bir de Hungerford var. Burası bağevi değil. Kasap.

Sahibi uzun yıllar iyi restoranlarda çalışmış bir şef. Sonra mutfaktan çıkıp kendi işini kurmaya karar vermiş. Bölgeye gelip şarküteri ve kaliteli et üzerine çalışan bir kasap açmış.

Kendi salamlarını, kurutulmuş etlerini ve işlenmiş et ürünlerini hazırlıyor. Çevredeki üreticilerden gelen etleri işliyor. Bağ rotasında duran insanlar için burası doğal bir durak.