Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (S.A.V.) rehberliğinde inşa ettiği kimlik ve kişiliğiyle temayüz eden Müslüman, Allah-u Teâlâ'yı razı etmeyi en büyük hedef olarak görür. Nihai hedefe ulaşmak için önce Allah-u Teâlâ'nın kendisine yüklediği emaneti taşımayı şiar edinerek emanete riayet eder.
Allah-u Teâlâ'nın emrettiği, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) söz, fiil ve takrirleriyle gösterdiği yolu takip etme kararlığı gösteren Müslüman, önce bilgiyi en sahih kaynaklardan öğrenir. İslâm/Ehl-i Sünnet büyüklerinin gösterdiği yoldan yürümek bunun en kestirme yoludur. Sonra, davranışlarında İslâm'ın öğretilerinin, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) güzel ahlâkının izlerini belirgin hale getirmeye çalışır.
İlmiyle, insani özellikleriyle, davranışlarındaki örnekliğiyle tamayüz eden Müslüman, ibadet ve taatle ahlaki davranışlarını sürekli hale getirir, güzelleştirir. En büyük hedef Allah-u Teâlâ'nın rızası olduğu gibi en büyük zenginlik de Allah-u Teâlâ'ya ibadet ve zikirdir.
Allah-u Teâlâ'nın yüklediği emaneti taşıma kararlığı gösteren, bunun için de kendi nefsini terbiye ederek, ahlaki olgunluğa erişerek takva elbisesini giyen Müslüman, mücadele için hazırdır.
Müslüman'ın önce kendi arasında kardeşlik hukukuna riayet etmesi, iç barışı ve iç huzuru sağlaması gerekir. İç hukuka riayet etmeyen Müslüman, toplumun diğer bireyleri nazarında itibar kazanamaz.
Müslüman şahsiyet, oluşturduğu kimlik ve kişiliğin beşeri münasebetlere yansıması ve toplumu dönüştürmede aktif rol alabilmesi için dava kardeşleri arasındaki hukuku tahkim eder. Sonra mazlumlara kol kanat gererek zalimlere başkaldırır. İyiliği emredip kötülükten nehyetme misyonunu yüklenmiş bu örnek şahsiyet Allah yolunda cihadı şiar edinir.
Müslüman kimlik ve şahsiyeti oturmuş kişi, batı taklitçiliğini reddeder. Müslümanların son üç asırdır içine düştüğü mağlubiyet psikolojisi ve batı taklitçiliği girdabında boğulmadan sahil-i selamete eren bu dava adamı, Hristiyan Siyonistlerle (Evanjelikler) ve Yahudi Siyonistlerle asla dost olmaz. Tam aksine Müslümanlarla dost olarak kardeşlik hukukunu tahkim eder. Kur'an-ı Kerim'de bu iki zümrenin asla dost edinilmemesi gerektiğinin anlatıldığı şu ayet-i kerimeden haberdardır: "Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır..." (Maide Suresi, 1)
Müslüman kimlik ve kişiliği oturan Müslüman, kınayanın kınamasından korkmadan yoluna devam kararlılığını gösterir. Bilir ki kınayanın kınamasından korkmayan kişiyi Allah sever. O kişi müminlere karşı şefkatli, kâfirlere karşı güçlü ve onurludur, dihat ehlidir. Kur'an-ı Kerim'de kınayanın kınamasından korkmayan bu kişiler şöyle anlatılır: "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir" (Maide Suresi, 54).
Müslüman kimlik ve kişiliği temayüz eden kişi, köleliğe ve zulme rıza göstermez. Zalim devletleri, zalim devlet başkanlarını, zalim yöneticileri, zalim toplulukları ve zalim kişileri desteklemez, sempati duymaz, meyletmez. Bundan da öte köleliğe ve zulme tavırlıdır; köle düzenine ve zulüm sistemine başkaldırır.
Irkçı emperyalizmin köleleştirme projesine, dünyadaki zulüm düzenine başkaldıran şahsiyetli Müslüman bilir ki, zalimin zulmüne seyirci kalmak, mazluma zulmetmektir. Zulme rıza zulümdür. Zulme rıza göstermek şöyle dursun zulmün faili zalimlere meyletmez. Çünkü Allah-u Teâlâ, zalimlere meyletmeyi dahi yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyurulmaktadır: "Zalimlere (sempati duymak ve yaptıkları işlere rıza göstermek suretiyle) meyletmeyin; sonra size (cehennem) ateşi dokunur. Allah'tan başka yardımcılarınız da yoktur; sonra azabından kurtarılamazsınız" (Hud Suresi, 113).
Müslüman kimlik ve kişiliğini içselleştirmiş kişi, insaflıdır. İstisnasız herkes "bu adam insaflı bir Müslüman" diye örnek gösterir. Kalbinde Allah (C.C.) korkusu olduğundan merhameti ve adaleti terk etmez.
İnsaflı Müslüman, bir topluluğa karşı olan mücadele ve düşmanlığında bile adaletten ayrılmaz. Kur'an-ı Kerim'deki,

5