İnsanı tanıma rehberi

İnsan, yaratılış kodları bakımından çok geniş bir özgürlük alanı olan; iyilik ve kötülükte sınırları çok kesif, derin ve uç noktaya varabilen bir varlıktır. Bir taraftan "eşref-i mahlûkat" yani yeryüzündeki yaratılmışların en şereflisi olma potansiyelini haizken, diğer yandan "belhum adal" yani hayvandan bile aşağı olma potansiyeline sahiptir. Kur'an-ı Kerim'deki ayetlerde insanın "yaratılmışların birçoğundan üstün" (İsra Sûresi, 70) ve "hayvanlardan aşağı" (A'raf Sûresi, 179) olma potansiyelini haiz olduğu beyan edilir.

Kur'an-ı Kerim'de anlatılan insan, pesimist filozofların ve Hıristiyanların iddia ettiği gibi tamamen günahkâr ve olumsuz özellikleriyle temayüz etmiş bir varlık olmadığı gibi, hümanistlerin iddia ettiği gibi son derece güvenilir ve bütün yönleriyle olumlu özellikleri haiz bir varlıkta değildir.

İnsan, Allah-u Teâlâ'nın kendisine ihsan ettiği "özgür iradesi" sayesinde tercihini haktan yana yahut bâtıldan yana kullanmaktadır. Bu imtihanda, tercihini haktan ve iyilikten yana kullanan insan, yaratılmışların şereflisi makamını hak ederek Cennet'le mükâfatlandırılır (Nisa Sûresi, 13). Tercihini bâtıldan ve kötülükten yana kullanan insan ise hayvandan daha aşağı/belhumadal olarak Cehennem'le cezalandırılır (Maide Sûresi, 10).

İnsanın fizyolojik özellikleri, mizacı, olumlu ve olumsuz yönlerinin tamamı bir bütün olarak değerlendirilmeli, insan bütün yönleriyle birlikte tanımlanmalıdır. Bunun için de Kur'an-ı Kerim'e ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in örnek yaşamına müracaat edilmelidir.

Kur'an-ı Kerim'de anlatılan insanı iyi tanımak, beşeri münasebetlerde zarara uğramamak için insan hakkındaki bilgileri en doğru yerden, ilahî kaynaktan almak en mantıklı yoldur.

İnsanı yaratan ve kodlarını en iyi bilen Allah-u Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerim'deki uyarılarına odaklanmak gerekir.

1- İnsan, ruhlar âleminde Rabb'inin, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" sorusuna, "Evet, sen bizim Rabbimizsin" (A'raf Sûresi, 172) cevabını vererek kulluğunu ikrar ile yaratıcının yegâne güç ve hüküm sahibi olduğunu kabul ederek "emanet"i yüklenmiştir.

2- İnsan, gerek yaratılış özellikleri, gerek akıl nimeti ve muhakeme kabiliyeti, gerekse özgür iradesiyle yeryüzünde halifedir. Kur'an-ı Kerim'de insanın halife olarak yaratılması hakkında şöyle buyurulmaktadır: "Hani, Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti. Onlar, 'Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz' demişler. Allah da, 'Ben sizin bilmediğinizi bilirim' demişti" (Bakara Sûresi, 30).

3- İnsan, şerefli yaratılmıştır ve yaratılanların birçoğundan üstündür. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Andolsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık" (İsra Sûresi, 70).

4- İnsan, en güzel şekilde yaratılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de insanoğlunun en güzel şekilde yaratılışı hakkında şöyle buyurulmaktadır: "Elbette biz insanı en güzel şekilde yarattık" (Tin Sûresi, 4).

5- İnsan, imtihan için yaratılmıştır ve kendisine özgür irade verilmiştir. Böylece imtihan alanında tercih yapabilmektedir. İmtihanla alakalı Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır: "O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır" (Mülk Sûresi, 2). İnsan, kendisine verilen "özgür irade" sayesinde iyiyi ve kötüyü tercih etme vasfına sahiptir ve bu özel durum insanı diğer varlıklardan farklı kılmaktadır.

6- İnsana, sayısız nimetler bahşedilmiştir. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır: "Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayıp bitiremezsiniz" (Nahl Sûresi, 18).

7- Allah-u Teâlâ, insana verdiği nimetlerin yanında yeryüzünü insana musahhar kılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de, "O, göklerde olanlar ve yerde bulunanların hepsini, kendi tarafından (bir lütuf olarak) sizin emrinize verdi. Doğrusu bunda, düşünen bir topluluk için gerçekten ibretler/deliller vardır" (Casiye Sûresi, 13) buyrulmaktadır. İnsana nimetlerin bahşedilmesi ve yeryüzünün insana musahhar kılınmasının sebebi, bezm-i elest'teki misakla emaneti yüklenmesi sebebiyledir. Yeryüzü emrine verilmiştir ki, emaneti taşımak için bir bahanesi olmasın.