İslâm/Ehl-i Sünnet inancı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanından Osmanlı'nın son dönemine kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Önceki İslâm devletlerinde olduğu gibi Devlet-i Aliyye de "Ehl-i Sünnet" inancını devlet eliyle korumuş, dinde reformist hareketlere izin vermemiştir. İslâm'da reform arzusunu dışa vurmuş olan Cemaleddin Efgani, Sultan II. Abdülhamid tarafından göz hapsinde tutulmuş, deyim yerindeyse kıpırdamasına izin verilmemiştir.
Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin son döneminden Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Şeyhülislam Ders Vekilî Muhammed Zâhid el-Kevserî ve Ahmet Cevdet Paşa gibi ilim ve fikir adamları ile sonraki yıllarda Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmet Hamdi Aksekili ve Ahmed Davudoğlu gibi Osmanlı bakîyesi ilim çınarları, Ehl-i Sünnet çizgide İslâm'a hizmet etmiştir.
Mezkûr, âlim ve mütefekkirin devamı olmak üzere Ehl-i Sünnet çizgide hareket eden, dinde reform ve dinlerarası diyalog cereyanlarıyla mücadele eden Osmanlı bakiyesi ilim ve fikir çınarlarımız var. "Ali Nar Hoca, Nedim Urhan Hoca, Enver Baytan Hoca, Mehmet Şevket Eygi, Osman Öztürk Hoca ve Yasin Hatipoğlu" bunların başını tutar.
Allah-u Teâlâ'ya şükürler olsun ki, Osmanlı bakiyesi değerlerimize mülaki olduk. İlimlerinden ve tecrübelerinden istifade ettik. İslâm ahlakını merkez alan hayat tarzlarına, istikamet üzere yürüme azimlerine, İslâm davasını müdafaa konusundaki gayretlerine şahit olduk. Daha da ilerisi başta Ali Nar Hocam olmak üzere ilim ve fikir dünyamızın çınarlarıyla dost olma bahtiyarlığına eriştik. Bu yüzden, "İlim ve Fikir Dünyamızın Çınarları" adlı bir eserle ilim ve fikir dünyamızın "Çınarları"nı günümüz Müslümanlarına tanıttık. Mezkûr eserde bahsi geçen çınarlarımızı en ayırt edici özellikleri özetlemek gerekirse:
ALİ NAR HOCA
Ali Nar Hoca, Osmanlı bakiyesi münevverlerdendi. Geniş kültürü, dine, kültüre ve edebiyata vukufiyetle; toplum yozlaşırken o değişmez, pörsümez ve eskimez değerlere sıkı sıkıya bağlı kalıp, değerlerini topluma sunabilmek için gayret eden önemli bir değerdi.
Ali Nar Hoca'nın geniş kültürü, dini ilimlere ve edebiyata düşkünlüğü, bu yolla insanımızı iyiye, güzele ve mutlak değişmez doğruya sevk için verdiği mücadele zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır.
Merhum Ali Nar Hoca'mızın düşünce yapısı incelendiğinde Peygamber Efendimiz (sav), Ashab-ı Kiram efendilerimiz ile onlardan sonra gelen salihlerin bize ulaştırdığı İslâm/Ehl-i Sünnet Akâidi'ne yapılan saldırılar karşısında dik durduğu; dinde reform ve dinlerarası diyalog gibi İslâm'ın içini boşaltmaya yönelik cereyanlarla kıyasıya mücâdele ettiği görülecektir.
Ali Nar Hoca, yıllarca düşüncelerinden, yazdıklarından dolayı yalnızlaştırılmaya çalışılmıştır. Denilebilir ki, yalnızlaştırılma operasyonuna tabi tutulanların başında gelir. Eğer bu ülkede Ehl-i Sünnet'i tek başına kalma pahasına savunan birisi varsa ve efsaneleşecekse o Ali Nar Hoca'dır.
NEDİM URHAN HOCA
Doç. Dr. Nedim Urhan Hocamızın ilmini, irfanını, ahlakını, yardımseverliğini ve istikametini bilmeyen, duymayan yoktur dersek yeridir. Çünkü uzun yıllar yaşadı aramızda ve hep göz önünde bir hayat sürdü. Onun hayatındaki sadelik, tavırlarındaki samimiyet, fikirlerindeki dirayet, hizmetlerindeki gayret, gözlerindeki sevgi, yüreğindeki merhamet hep hissedilirdi.
Kendisini "Ehl-i Sünnet vel-cemaat görüşünün sempatizanı kabul eden ve aynı zamanda bu görüşü müdâfaa eden bir mensubu olarak kıyamete kadar devam edeceğini" ilan eden Doç. Dr. Nedim Urhan Hocamız, hayatını "dinde reform, dinlerarası diyalog, mezhepsizlik ve Peygambersiz İslâm" gibi İslâm'ın içini boşaltmaya yönelik cereyanlarla mücadeleyle geçirmiş son devrin önemli Ehl-i Sünnet âlimlerindendi.
Nedim Urhan Hoca, istikameti şiar edinmiş bir âlimdi. Sadece âlim miydi Elbette hayır. O, hayır ve hasenattaki hizmetleriyle örnek gösterilecek vakıf insandı. Allah-u Teâlâ'nın nizamını yeryüzüne hâkim kılmak isteyen bir mücahitti. İyi bir eğitimci, dirayetli bir davetçiydi. Onun değerler etrafından şekillenen hayatı, değişmez doğruları, dinmeyen heyecanı, her daim zinde bir imanı vardı.
ENVER BAYTAN HOCA
Enver Baytan Hoca, dine, imana, insanlığa hizmet yolunda gayretli ve azimliydi. Rasûlullah (s.a.v.)'ın tebliğât ve tâlimatına, Ashab-ı Kiram'ın malumat ve tatbikatına kalben ve fiilen mensuptu. Yani, itikatta ve amelde kumanda zincirine harfiyen bağlı, Ehl-i Sünnet yolunda yürüyen mümtaz bir âlimdi.
Misyonerlere, Siyonistlere, Yahova Şahitlerine, Masonlara ve bunların istikametinde yürüyen dinde reformculara, dinlerarası diyalogculara ve bunların benzerlerine yani hepsinin zararlarına karşı mücadele etmiştir. Gerek bu yolda gerekse hizmet alanlarında ihtiyaca göre, zaman zaman kitaplar, makaleler yazmış, konuşmalar yapmış, konferanslar vermiştir.
Enver Baytan Hocaefendi, son asırda yetişmiş olan gerçek âlimlerdendi. Ehl-i Sünnet hassasiyetini her zaman muhafaza etmiş, yaşayan Osmanlı-İslâm âlimlerindendi. Hiçbir vakit ve hiçbir suretle boş durmamış, Ehl-i Sünnet çizgisi dışına asla çıkmamış, bu çizgide bulunmayıp İslâm'a, Sünnet bağlısı Müslümanlara sataşanlar olmuşsa derhal gerekli cevaplarını verip Allah-u Azimüşşan'a o kadir-i mutlak'ın adaletine havale etmiştir.
MEHMET ŞEVKET EYGİ
Mehmet Şevket Eygi, 1960 yılından beri basının içindeydi ve çıkarttığı gazeteleri döneminin en etkin yayınları haline getirmeyi başarmıştır. Mesleğini ve düşüncelerini asla satmamıştır. Doğru ve hak bildiği yoldan asla dönmemiş, her zaman doğru bildiği yolda yılmadan mücadelesine devam etmiştir.
Yahudilerin kendisine teklif ettiği reklam/rüşvet tekliflerini elinin tersiyle itmiş ve çıkarttığı gazetenin çizgisinden asla taviz vermemiştir. Belki de sırf bu yüzden Yahudilerin, Sabataistlerin ve derin devletin hedefi haline gelmiş, gazeteleri dağıtılmamış, kapatılmış, iflas ettirilmiş ve yurt dışında sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakılmış; ülkesine ancak 1974 Erbakan hükümeti affıyla dönebilmiştir.

12