Eğitimde ailenin rolü ve önemi

Devlet çocukları 4,5 yaşında anaküçağından alıp 18 yaşına kadar sistemin içine alırken, anne-baba sevgi bağını kim güçlendirecek?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, zorunlu eğitimin giderek erkene alındığını (4,5 yaş) ve bu uygulamanın aile fonksiyonunu devre dışı bıraktığını eleştiriyor. Anne-babayla kurulan sevgi bağının çocuğun fıtratını korumanın temel mekanizması olduğunu savunuyor. Ancak bu iddia, ekonomik gerçekler ve ailelerin tamamen kendilerine bırakıldığı hallerde çocukların durumunun ne olacağı sorusunu yanıtsız bırakmıyor mu?

Sistem, her şeyi avucunun içine alıyor. Eğitim hayatı, iş hayatı derken ailenin eğitici rolünün yok edildiği, sistemi devam ettiren bir işlev kazandığını görüyoruz. Oysaki ilk öğretmenlerimiz ailelerimizdi. "Ailenin eğitimdeki rolü ne olmalı Aileler eğitim sürecinin içinde tekrar nasıl aktif hale gelebilirler" soruları zihinleri meşgul etmekte, sorular bize de ulaşmaktadır.

Bilinmelidir ki, anne ve baba ile çocuk arasındaki iletişim ne kadar sağlıklı olursa, dış etkenlerden ne kadar az etkilenirse aradaki bilgi alışverişi de o denli verimli olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Her doğan İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar" buyurmaktadır.

Bu hadis-i şerif, anne babaların İslâm fıtratı üzerine tertemiz doğan yavruları batıl ideolojilerin tesirlerinden korumaktaki başat rol oynadıklarını, bunu yapmaları gerektiğini anlatır. Tertemiz doğan çocuğun bir cevher olduğu, bu cevheri işleyecek en mahir ellerin de anne ve babası olduğunu görmek gerekir.

Tertemiz İslâm fıtratıyla doğan çocuğun, günahlarla kirletilmesi, batıl ideolojilerle zihninin meşgul edilmesi hatta fıtrata müdahale projesinin uygulanması hengâmında anne babanın alacağı rol, ortaya koyacağı duruş ve tavır yeterli olmazsa fıtratın kirleneceği ortadadır.

İslâm fıtratı üzerine tertemiz doğan çocuğun, anne babası dışındaki olumsuz etkenlerden belirli bir süre uzak tutulması ve bu süre zarfında anne baba ile sevgi bağının güçlenmesi gerekir ki; bu bağ, çocuğun hayatı boyunca yöneleceği yönü ve ileride alacağı tavrı belirlesin.

Fıtrata müspet müdahalenin en kestirme yolu, anne baba ile çocuk arasında ömür boyu kopmayacak sevgi bağı oluşturmaktır. Bu bağın oluşması için de en azından 0-6 yaş arasındaki çocuk ile anne baba arasına okul da dâhil hiçbir menfi dış tesire müsaade edilmelidir. Bu dış etkenlere devlet de dâhildir.

Vatandaşların oylarıyla iktidara gelen, temsil görevini deruhte eden erkin, vatandaşlar hakkında her kararı verebilecekleri algısı, bunun hakları olduğunu düşünen siyasetçilerin zaman zaman insanların kişilik haklarına tecavüzü vakidir. Bu cümleden olmak üzere muktedirlerin, zorunlu eğitimin başlangıç ve bitiş süresi konusundaki icbâri uygulamaları sürekli hale gelmiştir.

Zorunlu kesintisiz eğitimin 8 yıla çıkartılması da, 12 yıla çıkartılması da, ilkokula başlama yaşının düşürülmesi de, lisenin zorunlu hale getirilmesi de böyledir. 17 Ağustos 1997 tarihinde zorunlu eğitimin fasılasız 8 yıla çıkartılması ve 11 Mart 2012 tarihinde ise fasılalı 12 yıla çıkartılması gerçekleştirilmişti. Bununla bağlantılı olarak ilkokula başlama yaşının 66 ayını doldurmuş olmayı zorunlu hale getiren Milli Eğitim İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, 21 Temmuz 2012 tarihinde çıkartılmıştı. Buna göre kayıt yapılan yılın Eylül ayı sonu itibarıyla 66 ayını yani 5,5 yaşını dolduran çocuklar okula başlamak zorundaydı. 60-66 ayını yani 5-5,5 yaş arasındaki çocuklar da velisinin yazılı izni doğrultusunda okula kaydedilmekteydi.

Bu yönetmelik öyle tehlikeli ve düşünülmeden alınmış karardı ki, birçok çocuk bu yersiz karardan dolayı mağdur oldu. Birçok çocuk, yaşça büyük çocuklarla aynı sınıfta ders gördüğü gibi, aynı okul bahçesinde de birlikte olmak zorunda kaldı. Yaşı küçük, bedeni küçük bu yavrular, büyük çocuklar tarafından ezildi, akran zorbalığına maruz kaldı. Bundan da öte okulların zemini, sıraları, lavabo ve tuvaletleri bu yaştaki çocuklara uygun değildi. İklim koşulları, özellikle Anadolu'nun sert iklim koşulları ana kucağında sayılabilecek küçük çocukların okula gitmesine uygun değildi. O günlerde bunun mücadelesini verdik. Gelen tepkiler üzerine 2019 yılında okula başlama yaşı 6 olarak değiştirildi ancak geldiğimiz noktada yeni bir taktikle bu sefer 4,5 ile 6 yaş arası çocuklara okul öncesi eğitim zorunlu hale getirildi.