Sonu gelmeyen 'oyun'lar

Uzun yıllar boyunca sözde uygar ülkeler, başka ülkelere özgürlük ve demokrasi getirme söylemini dillendirmekteler. Ancak bu ne biçim bir özgürlük ve demokrasi getirme anlayışıdır ki, bu tür müdahalelere maruz kalan ülkeler büyük bir yıkıma uğramakta, ağır can kayıpları yaşamakta ve karanlık bir yaşama mahkûm edilmektedirler.

Peter Hopkirk'ün 1990 yılında yayımladığı "The Great Game-On Secret Service in High Asia" adlı kitabı, 2022 yılında "Büyük Oyun-Orta Asya'da Gizli Savaş" adıyla Renan Akman tarafından dilimize çevrilir. Kitabın önsözü, yazarın şu sözleriyle başlamakta: "On altı yıl önce bu kitabı yazışımdan beri Büyük Oyun ülkesini altüst eden çok büyük olaylar yaşandı; bu da anlattığım hikâyenin önemini epeyce artırdı."

Tarihsel kırılma

Bu açıklama, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin 15 Mayıs 1988 tarihinde başlayan ve 15 Şubat 1989 tarihinde sona eren Afganistan işgaline işaret etmektedir. Zira Peter Hopkirk'ün kitabı, İngilizlerin 1947 yılında bavullarını toplayıp bölgeden ayrılmasıyla sona ermektedir. Afganistan işgali ve bu teşebbüsün beraberinde getirdiği başarısızlık sonucunda, Sovyetler Birliği, 26 Aralık 1991 tarihinde alınan kararla dağılmıştır.

Erken dönem gözlemleri

Çok daha önceleri, 6. Bengal Yerli Hafif Süvari Alayı'ndan Üsteğmen Arthur Conolly, ayrıntılı olarak gezdiği bölgedeki izlenimlerini kaleme aldığı ve 1834 yılında yayımladığı "Journey to the North of India, Overland from England Through Russia, Persia and Afghanistan" adlı kitabında, "Afganların Rusların ülkelerine girmelerine izin vermekten kazanacakları çok az, korkacakları çok fazla şey var" ifadesini kullanmaktadır. (s. 139)

Doğu Hindistan şirketi ve 'Büyük Oyun'un zemini

31 Aralık 1600 tarihinde, Kraliyet izniyle "Doğu Hindistan Şirketi" kurulur. İngilizlerin Hindistan'a girişi, 1608 yılında Gücerat Eyaleti'nin Surat şehrinde ilk ticaret kolonilerini kurmalarıyla başlar. 1638 yılında Bombay'da ticaret yapma hakkını elde ederler.

Kısa süre içinde Hollandalılar, Portekizliler ve Fransızlar da İngilizlerin elde ettikleri bu haklardan faydalanmaya ve Hindistan'ı sömürmeye başlar. Şirket ile ülke arasındaki mücadele, bir süre sonra kesin olarak Doğu Hindistan Şirketi'nin hâkimiyetiyle son bulur.

Hindistan'a hâkim olan İngilizlerin en büyük korkusu, Rusların kuzeyden Hindistan'a doğru genişlemeleri ve bir süre sonra Hindistan'a sahip olma ihtimalidir. İngiltere'nin denizler üzerindeki üstünlüğü tartışılmazdır; ancak Hindistan'ın kuzey ve batısında yer alan iki güçlü devlet Rus Çarlığı ve İran Şahlığı, İngilizleri tedirgin etmektedir. Bu nedenle kuzeyden gelen tehdidi en aza indirme çabaları yoğunlaşır.

Özellikle aralarında bir birlik bulunmasa da güçlü ve savaşçı aşiretlerin bulunduğu Afganistan üzerinde çeşitli oyunlar kurgulanır. Doğu Hindistan Şirketi güçlü bir ordu kurar; Hindistan'ın kuzeyindeki bilinmeyen topraklar hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla araştırmalar yapar, istihbarat ve haritalama çalışmaları için görevliler gönderir.

Afganistan savaşları ve İngiliz hâkimiyeti

Afganlar, İngilizlerin bu faaliyetlerinden rahatsız olarak örgütlenir ve 1839-1842 yılları arasında Doğu Hindistan Şirketi ordusu ile Kabil Emirliği arasında savaş yapılır. Doğu Hindistan Şirketi bu savaşta yenilir ve büyük ölçüde ekonomik sıkıntı içine düşer. 1857 yılında meydana gelen Hint askerî isyanı sonrasında bu kez İngiliz hükûmeti Doğu Hindistan Şirketi'ne el koyarak Hindistan'ı bir anlamda ilhak eder. Kısa süre sonra, Hindistan'ı kuzeyden gelecek istilalara karşı korumak amacıyla 1878-1880 yılları arasında bu kez Britanya İmparatorluğu ile Afgan Emirliği arasında yeni bir savaş yapılır. Bu savaşın kayıtsız şartsız galibi İngiltere'dir.

Ancak bu arada Alman İmparatorluğu kurulmuş olup, öncelikli hedefi Türkiye ve sonrasında İran üzerinden Hindistan'a ulaşmaktır. Hindistan'ı tehdit eden Rus tehlikesi bir yana, şimdi de Hindistan üzerindeki Alman emelleri İngiltere'yi rahatsız etmeye başlamıştır. Almanya'nın Asya'daki emelleri tehditkâr boyutlar almaya başladığında, bazıları Rusya'yı bu yeni güce karşı potansiyel bir müttefik olarak görmeye başlar. (s. 571)

Yıllar sonra Avrupa'da ortaya çıkan her iki savaşta da bu görüş önem kazanır ve Rusya ile İngiltere aynı saflarda yer alırlar. Avrupa'da müttefik olan bu iki devlet, son iki yüzyıl süresince Orta Asya'da rakip olarak varlıklarını sürdürürler.

Afganistan'ın tampon devlet olarak konumlanışı

İngiltere'nin yıllar boyunca sürdürdüğü araştırma ve bölgeyi tanıma çabaları, Afganistan üzerindeki emelleri ve iki ülke arasında yapılan savaşlar sonucunda bir dengeye kavuşur. İngiliz yöneticileri, muhtemelen Rusya'nın Afganistan'ı aşıp Hindistan'a erişemeyeceğine ikna olmuşlardır. Bu nedenle Afganistan'la iyi geçinip bu ülkeyi bir tampon olarak kullanmaya karar verirler. Uzun bir dönem Afganistan istikrarını korur ve gelişme yolunda ilerler.

İngiltere, silah yoluyla değil, kültürel bir hegemonya yaratarak belirli ölçüde Afganistan'a egemen olur. Bu dönemde Afganistan her ne kadar büyük bir işgal yaşamasa da fiilen İngiliz hâkimiyeti altında olup Rusya ile İngiltere arasında bir tampon devlet konumundadır. 1919 yılında bağımsızlığını kazanır.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti örnek alınarak bazı reformlar yapılır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Afganistan üzerindeki İngiliz etkisi zayıflar ve ülke Rusya'nın etki alanına girer. Daha önce İngiltere'de eğitim gören Afgan gençleri bu kez Rusya'da eğitim almaya başlarlar. Kısa süren demokrasi denemesi, 1973 yılında yapılan bir darbeyle sona erer. 1978 yılında ise bu kez komünist yanlısı bir karşı darbe gerçekleşir.

Ülkenin geleneksel yaşamıyla uyum sağlayamayan darbeciler iktidarlarını sürdürmekte zorlanınca, Sovyetler Birliği 1979 yılında uzun ve büyük yıkımlara yol açacak olan işgali başlatır. Bu kez Batılı güçlerin desteklediği antikomünist mücahitler ortaya çıkar. Büyük ölçüde yıpranan Sovyet işgal güçleri, on yıllık bir savaşın ardından 1989 yılında Afganistan'dan çekilirler.