Devlet adamlarının büyüklüğü yalnızca yönettikleri dönemle değil, gelecek için kurdukları hayallerle de ölçülür. Sokullu Mehmed Paşa'nın Süveyş ve Don-Volga kanal projeleri, Osmanlı tarihindeki en dikkat çekici gelecek tasarımları arasında yer alır...
Bosna'nın Vişegrad kazasına bağlı Sokoloviç (Şahinoğlu) köyünde 1505 yılında dünyaya gelen Sokullu Mehmed Paşa'nın, Hristiyan olduğu dönemdeki adı bilinmemektedir. Bilinmez mi, yoksa bilinmezden mi gelinir; cevabı güç bir sorudur. Mehmed Paşa, Boşnak asıllı olup boyunun uzunluğu nedeniyle Osmanlı tarihlerinde "Tavil" veya "Uzun" lakaplarıyla anılır. İlk eğitimini, Mileşeva Manastırı'nda rahip olan dayısından alır. Bir süre bu manastırda papaz yardımcısı olarak çalışır. Kanûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının (1520-1566) ilk yıllarında devşirme olarak alınır. Daha önce de Sokoloviç ailesinden devşirmeler alınmış olup Deli Hüsrev Paşa buna örnek gösterilebilir. Devşirildiği sırada manastırda yemek esnasında yüksek sesle ilahi okuyan on sekiz yaşında bir gençtir.
Eğitim
Edirne Sarayı'nda başlayan eğitim sürecinde "Mehmed" adını alır ve Müslümanlığı kabul eder. Daha sonra Enderun'a kabul edilir; önce Küçük Oda'da hizmet görür, ardından İç Hazine'ye geçer. Sırasıyla rikâbdar, çuhadar, silâhdar, çaşnigîrbaşı ve Büyük Kapıcıbaşı görevlerine yükselir.
Barbaros Hayreddin Paşa'nın 5 Temmuz 1546 tarihindeki vefatı üzerine, kırk bir yaşında ve hiç deniz tecrübesi bulunmamasına rağmen kaptan-ı deryalığa atanarak, saray tabiriyle taşraya çıkar. Muhtemelen 1523 yılında intisap ettiği sarayda yirmi üç yıl görev yapar; bu süre boyunca dönemin padişahı Kanûnî Sultan Süleyman'ın yakın çevresinde bulunur. Kırk dört yaşında, 22 Nisan 1549 tarihinde Rumeli beylerbeyliğine atanır. 1554 yılında dördüncü vezir, ertesi yıl üçüncü vezir olur. Bu görevdeyken Sırp Kilisesi'ni yeniden açtırır ve kardeşi Makarije'yi patrik olarak tayin ettirir. 12 Temmuz 1561 tarihinde ikinci vezirliğe yükselir. Bu sırada, geleceğin hükümdarı II. Selim'in kızı İsmihan Sultan ile evlenmesi mevkiini daha da güçlendirir. Semiz Ali Paşa'nın 29 Haziran 1565 tarihindeki ölümü üzerine, altmış yaşında sadrazamlığa yükselir.
Sadrazamlığı
Sokullu Mehmed Paşa'nın görev üstlendiği dönem, Osmanlı Devleti'nin yükseliş devrinin son ve en güçlü safhasına karşılık gelmektedir. Her ne kadar 1565 yılında gerçekleştirilen Malta Seferi başarısızlıkla sonuçlansa da devletin gücü doruk noktasındadır. 1570 yılında başlayan Osmanlı-Venedik Savaşı sonrasında Kıbrıs'ın tamamı 1571 yılında Osmanlı hâkimiyetine girer. Sokullu Mehmed Paşa döneminde bir ilk yaşanır ve Akdeniz'de önemli bir güç hâline gelen Osmanlı Donanması, 7 Ekim 1571 tarihinde İnebahtı'da Birleşik Haçlı Donanması karşısında yenilgiye uğrar. Sultan II. Selim döneminde (1566-1574) devletin en etkili gücü olarak öne çıkar. Sultan III. Murad'ın tahta geçmesinde önemli rol oynar; ancak bu tarihten sonra saraydaki mutlak hâkimiyeti giderek sona ermeye başlar. Rakipleri doğrudan padişahla irtibat kurarak devlet işlerine müdahale etmeye başlarlar. Sadrazamın yetkisinde bulunan tayinler ve diğer idarî işlerde devre dışı bırakılır. Bu nedenle devlet idaresi sıkıntılar yaşarken, 12 Ekim 1579 tarihinde konağında İkindi Divanı yapılırken bir derviş tarafından katledilir. Öldürüldüğünde yetmiş dört yaşında olup dönemi için oldukça yaşlı sayılmaktadır.
Sokullu Mehmed Paşa, döneminin kaynaklarına göre büyük bir zekâ ve maharet sahibi, olağanüstü hafızası, dur durak bilmeyen çalışma temposu, ölçülü ve düzenli hayat tarzı, en zorlu işlerin üstesinden gelebilen karakteri ve geniş vizyonuyla, Osmanlı tarihinin en önemli ve önde gelen devlet adamlarından biridir.
Süveyş ve Don-Volga Kanalı
Sokullu Mehmed Paşa'nın en önemli gelecek tasavvurlarından biri, daha önce de birçok kez gündeme gelen Süveyş ve Hazar Denizi kanallarının hayata geçirilmesidir. Özellikle Hint Okyanusu'nda giderek artan Portekiz nüfuzu dikkatini çeker. Hint Okyanusu ve Kızıldeniz'de daha aktif bir politika izlenebilmesi amacıyla Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayacak bir Süveyş Kanalı açılması yeniden gündeme gelmişse de bu teşebbüs, kısır politik çekişmeler nedeniyle sonuçsuz kalır.
Sokullu Mehmed Paşa döneminde Osmanlı Devleti'nin Güney Asya'ya yönelik ilgisi oldukça yoğundur. Hindistan'ın yanı sıra Endonezya'nın kuzey ucunda yer alan Açe Sultanlığı'na da Portekiz istilasına karşı yardım edilmekte ve bölgede Müslümanlığın hamisi olan evrensel devlet anlayışı sürdürülmektedir. Açe Sultanı Alâeddin Riâyet Şah'a, Portekizlilere karşı kullanılmak üzere Kurtoğlu Hızır Reis kumandasında bir donanma gönderileceği vaat edilmiş ancak Yemen isyanı nedeniyle bu girişim gerçekleştirilememiştir. Buna rağmen aralarında top döküm ustaları, topçular ve mühendislerin bulunduğu 500 Türk askeriyle birkaç ağır tunç top ve çeşitli savaş malzemesi taşıyan iki yardım gemisinin 1567 yılında Açe'ye ulaştığı bilinmektedir.Sokullu Mehmed Paşa, bir diğer önemli girişimini 1563 yılında II. Vezir iken gündeme getirir. Amaç, Don ve Volga nehirleri arasında yapılacak bir kanal sayesinde Hazar Denizi'ne deniz yoluyla ulaşmaktır. Astrahan Seferi'ne memur edilen Kefe Beylerbeyi Çerkez Kasım Paşa ise bu projeyi hayata geçirmede ne yazık ki başarılı olamaz. Nisan 1569 tarihinde Kaptan Mustafa Paşa komutasındaki donanma ile üç bin yeniçeri bölgeye sevk edilir. Üç ay içinde iki nehir arasındaki mesafenin üçte biri kazılır. Kanalın tamamlanması hâlinde Osmanlı Devleti'nin kendisine olan ihtiyacının azalacağını, hatta özerkliğini kaybedeceğini düşünen Kırım Hanı Devlet Giray, gizlice yürüttüğü propaganda ile sefer kuvvetleri arasında hoşnutsuzluk doğmasına yol açar. Bu sırada, iki nehri kontrol eden Astrahan Kalesi'nin ele geçirilmesi de mümkün olmaz.

5