Reşit Saffet Atabinen ve Türk mimarisinin ana unsurları

Reşit Saffet Atabinen'in, "Türk Mimarisinin Ana Unsurları" adlı kitabının"Kültür ve mimari" ile ilgilenen herkes tarafından okunması gerekir. Yüz yıla yakın bir süre önce ileri sürülen bazı konuların aradan geçen bunca zamana rağmen yeteri kadar araştırılmamış olması "Acaba bazı gerçeklerin üstü örtülmeye mi çalışılıyor" sorusunu gündeme getirmektedir.

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, Cumhuriyetimizin ilanından sekiz gün sonra, 6 Kasım 1923 günü "Türk Seyyahin Cemiyeti" adıyla Cumhur Reisimiz Mustafa Kemal Paşa'nın himayeleriyle Reşit Saffet Bey'in öncülüğünde kurulmuştur. 2023 yılında hem Cumhuriyetimizin hem de Turing'in kuruluşunun 100. yılını kutlamak amacıyla, Reşit Saffet Atabinen'in bir kitabının tekrar yayımlanması kararlaştırıldı. Çok sayıda kitabı arasından günümüzde de tartışmalara konu olan "Türk Tarihi"nin ana kaynakları konusuna değinen ve 1938 yılında Paris'te yayımlanmış olan Fransızca kitabının basımına karar verildi. Üzerinden seksen beş yıl geçmesine rağmen kökenimiz ile ilgili bazı konuların tartışıldığı günümüz için de ders alınacak bir yayın olduğu düşünüldü. 1938 yılı gibi erken tarihte "Türk Tarihi" ile ilgili belgelerin günümüzdeki kadar ulaşılır olmadığı dönemdeki tespitleri ve hemen hepsine katılmasak da yorumları çok ilginç. Türkçeye tercüme edilmekte çok geç kalınan bu kitabın yeni tartışmalara, arayışlara ve açıklamalara neden olacağını ummaktayız.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

Sivas Divrigi Ulu Camii

Bağımsızlık mücadelesi

Reşit Saffet Atabinen, 1884 yılında İstanbul'da dünyaya gelir. Saint-Joseph okulunda eğitim görür ve yüksek tahsilini Paris Siyasal İlimler Mektebi Ecole Libre des Sciences Politiques'de tamamlayarak 1904 yılında mezun olur. Türkiye'ye döndükten sonra bir dönem "Tütün Rejisi Komiserlik Kalemi" tercümanı olarak çalışır. Aynı dönemde İstanbul'da Fransızca ve İngilizce olarak yayımlanmakta olan "Levant Herald" gazetesinin başyazarlığını üstlenir. Kısa bir süre sonra "Hariciye Kalemi"ne atanır. Bükreş, Washington, Madrid ve Tahran sefaretlerinde başkâtiplik görevlerinde bulunur. 1918-1920 yılları arasında Mustafa Kemal Paşa'nın bilgisi dâhilinde İsviçre ve Fransa'ya giderek Anadolu'da sürmekte olan bağımsızlık mücadelesinin haklılığını Batı kamuoyuna kabul ettirmek için konferanslar verir, kitap ve makaleler yayımlar. 1922 Lozan Barış Konferansı'nın ilk döneminde Türk delegasyonunun genel sekteri olarak görev yapar.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

"Türk Seyyahin Cemiyeti" adıyla 1923 yılında İstanbul'da kurulan ve günümüzde "Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu" olarak bilinen kurumun 1965 yılına kadar başkanlığını yapar. Hayatının bu döneminde Türkiye'nin turistik potansiyelinin tanınması ve geliştirilmesi için yoğun çaba harcar. Türkçe ve Fransızca çok sayıda eser verir. Türk Tarih Kurumunun ilk üyelerinden olan Reşit Saffet Atabinen II. ve IV. Dönem Kocaeli Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olarak mecliste görev yapar.

Şarkı söyleyen yapılar

Reşit Saffet Atabinen'in, "Les Caracteristiques de l'Architecture Turque" ismiyle yayımlanan bu eseri, Batılı okuyucuya "Türk Kültürü ve Mimarisi"nin ana hatlarını açıklamaya çalışan bir kitaptır. Yayımlanmasının üzerinden geçen uzun zaman sonra Türkçemize tercüme edilen bu kitap "Kültür ve mimari" ile ilgilenen herkes tarafından okunması gerekir. Yüz yıla yakın bir süre önce ileri sürülen bazı konuların aradan geçen bunca zamana rağmen yeteri kadar araştırılmamış olması "Acaba bazı gerçeklerin üstü örtülmeye mi çalışılıyor" sorusunu gündeme getirmektedir.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

"Türk Mimarisinin Ana Unsurları" ismiyle dilimize tercüme edilen kitabın, "Giriş - Genel Özellikler" başlıklı bölümünü sekiz bölüm takip ediyor. Reşit Saffet Atabinen kitabını "Çözüm" başlıklı yazı ile sonlandırmış. Kitabın her bölümünün sonunda bahsedilen yapılara ait fotoğraflar bulunmakta.

Reşit Saffet Atabinen, kitabının ilk satırlarında çok azımızın farkına vardığı bir gerçeği dile getirmekte;

"Çok az ülkenin sanatı Türk Sanatı kadar geniş bir yelpazede uygulama sahasına ya da böylesine kalıcı bir etkileyiciliğe sahiptir." (s. 25)

"Türkler hiçbir zaman güzelliği devasa ya da muazzam olanda aramamışlardır. Kültürünün en büyük kanıtı ölçü ve orantı anlayışıdır." (s. 33)