Beş buçuk yıl süren çalışma sonucu restorasyonu tamamlanan Notre Dame Katedrali 7 Aralık'ta düzenlenecek bir törenle kapılarını yeniden halka açıyor. Bugüne kadar onarım süresince yapılan açıklamalar, yarışmalar, film çekimleri, üç boyutlu animasyonlar dünyanın ilgisini hep canlı tuttu.
Sen Nehri üzerinde yer alan Île de la Cite Adası'nda bulunan Notre Dame Katedrali (Cathedrale Notre Dame de Paris), Gotik mimarinin en önemli eserlerinden biri olduğu kadar, Paris'in de en ünlü binalarındandır. Muhtemelen Pagan döneminde Zeus Jupiter Tapınağı'nın bulunduğu alanda, farklı dönemlerde yapılmış iki ayrı bazilikanın birleştirilme düşüncesiyle yola çıkan dönemin Paris Piskoposu Maurice de Sully'nin girişimiyle Meryem Ana'ya adanan bu yapının 1163 yılında yapımına başlanır.
strong class'read-more-detail'Haberin DevamıNotre Dame'ın Kamburu
Yapımına VII. Louis'in hükümdarlığı döneminde (1137-1180) başlanan yapı, zaman içinde çeşitli bölümler hâlinde ibadete açılır. Bugünkü görünüşüne büyük oranda 179 yıl sonra 1345 yılında kavuşur. Zaman içinde çok sayıda onarım geçiren yapı en büyük tehlikeyi 14 Şubat 1831 günü yaşar. Bir grup isyancı katedrali basar ve çatıya çıkarak devasa boyuttaki demir haçı devirir. Bu baskın sırasında bazı vitraylar, Meryem Ana ve Hz. İsa heykelleri zarar görür. Bir süre sonra bakımsızlıktan ötürü tehlike arz ettiği için yıkılması önerilir. Bu görüşe karşı çıkan Victor Hugo, halkın yapıya olan ilgisini artırmak için ünlü "Notre Dame'ın Kamburu" adlı romanı yazar.
Eugene-Emmanuel Viollet-le-Duc
Bir süre sonra henüz 30'lu yaşlarının başında olan mimar Eugene Emmanuel Viollet-le-Duc yapının onarımını üstlenir. Viollet-le-Duc'ın Notre Dame Katedrali'ne yaptığı müdahaleler bazı kişiler tarafından sürekli kınanmaktadır; "Geçmişin hangi bölümleri korunmaya ve gelecek nesillere aktarılmaya değer Atalarımızın eserlerine nasıl bir görev borçluyuz, onların varlığından nasıl bir güç ve istikrar kazanıyoruz" Bu sorular sonsuz sayıda çoğaltılabilir. Ama önemli olan ne yapılacağı ve nasıl yapılacağı konusunda karar vermektir. Viollet-le-Duc bir karar vermiş ve verdiği karar doğrultusunda Notre Dame Katedrali'nin ömrünü uzatarak günümüze erişmesini sağlamıştır. Bitmez tükenmez eleştiri yerine yaptığı onarım ve bize ulaştırdığı bu görkemli eser için kendisini minnetle yâd etmemiz gerekir.
strong class'read-more-detail'Haberin Devamı15 Nisan 2019 yangını
15 Nisan 2019 günü çıkan yangın sonucu Notre Dame Katedrali çatısının taşıyıcı unsurları olan ahşap kirişler ve Viollet-le-Duc tarafından eklenen ahşap çan kulesi yanar ve çan sesleri duyulmaz olur. Bütün bu enkaz, eriyen kurşun örtü ile birlikte yapının içine çöker. Ortaya çıkan görüntü tam bir felaket senaryosudur. Kısa bir süre sonra hemen herkes olur olmaz konuşmaya başlar, büyük bir kaos yaşanır. Dünyanın ilgisini daha çok çekmek amacıyla Fransız hükûmeti ve medyası da bu kaosa katkıda bulunur, yapının ve Paris'in gündemde kalmasına yardımcı olur. Belgeseller çekilir, dünyanın önde gelen dergilerinde bu konuda makaleler yayımlanır, yarışmalar açılır, çeşitli görüşlerin gündeme gelmesine ve tartışma ortamının genişlemesine imkân sağlanır ve kısa süre zarfında inanılması güç bir bağış toplanır.
strong class'read-more-detail'Haberin DevamıPhilippe Villeneuve
Bu arada 2013 yılından beri Notre Dame Katedrali'nin onarımı ile görevli olan ve Fransa'daki 35 "Tarihi anıtlar başmimarı"ndan biri olan Philippe Villeneuve, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından yapının restorasyonu ile görevlendirilir. Bu görevin bilincinde olan ve mesleki yaşamını birçok yönden usta selefi Viollet-le-Duc'a borçlu hisseden Villeneuve, onun için; "Tarihi anıtların restorasyonunu o icat etti. Daha önce böyle bir şey yapılmamıştı. İnsanlar eskiden tarihi binaları yalnızca onarırdı ve bunu kendi dönemlerinin tarzında yaparlardı. Ya da onarmaz, tamamen yıkarlardı" der.
Villeneuve'nin düşüncesi, kurşun örtüsü ve onu taşıyan nerede ise masif meşe sistem dahil, tüm katedrali Viollet-le Duc'un bıraktığı gibi restore etmektir. Bu düşüncesini; "Restoratörü restore ediyoruz" sözüyle ifade eder. Gerçekte bu değil mi Notre Dame Katedrali ve benzeri yüz yıllar boyunca varlığını sürdüren yapılar zaman içinde çok sayıda onarım, ek ve eklentiyle günümüze ulaşmıştır. Bu onarımların hangisinin doğru olduğu, hangisinin doğru olmadığı akademik olarak tartışılabilir ama artık onlar yapının bir parçası hâline gelmişlerdir. Onları yapıdan ayırmak, hiç yapılmamışçasına yok etmeye çalışmak ne derece doğrudur Geçmişte çoğu kez yapılan bu işlemlerin, yapının devamı için günümüzde de yapılmamasının ne gibi bir gerekçesi vardır Her kültür ve yaşam dönemi kendi görüşleri doğrultusunda, gerektiğinde bu tür yapılara müdahale edip, onun ömrünü uzatmakla görevlidir.

117