Wilhelm Schmid, hayatın bir salıncak olduğunu söylemekte. Kâh sükûnete kavuşuruz, kâh müthiş bir kaos içinde kalırız. Bazı anlar her şey hâkimiyetimiz altında görülürken, bir anda her şeyimizi kaybetmiş gibi oluruz. İşte size bir başka salınma, insan kısa bir an içinde oradan oraya savrulabilir. Salınma ile barışık olmak gerekir, bu hayatın ön koşuludur.
"Karac'aoğlan der ki: Salınıp gezme,
Gören âşıkların bağrını ezme."
Karacaoğlan
Elime küçük bir kitap geçti. Wilhelm Schmid yazmış; "Salınmak, Hayattan Sevinç Duyma Sanatı"nı. Küçük kızının doğum gününde bir gezintiye çıkarlar ve parkta birdenbire karşılarına bir hatta iki salıncak çıkar. Wilhelm Schmid salıncağı insanın içinde "Heyecan patlamaları" doğuran alet olarak nitelemektedir.
strong class'read-more-detail'Haberin DevamıSalıncak insana ister istemez bir ivme verir, ister biri sizi sallasın ister siz sallanmaya başlayın. Salıncağa oturan insan sallanmak ister, eğer biri sizi sallamıyorsa, siz kendi kendinizi ivmelendirip sallanmaya başlarsınız. Hayatta aynı değil midir Günlük hayatın dışında hangimiz zaman zaman salınmak istemeyiz
Salınmak sözcüğü dilimizde çok çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır. Sözlüklerde; "Koyulmak, bırakılmak, atılmak: Tepsi fırına, pirinç suya salındı; Gönderilmek, yollanmak: Her tarafa haber salındı: Sağa sola veya öne arkaya hafifçe sallanmak; Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek: Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor" olarak açıklanıyor, ama bence en iyi deyişi Karacaoğlan söyler.
Ara sıra çıktığımız seyahatler de bizim için birer salınma fırsatı değil midir Hele de mecburi olmayan, sadece gezmek, farklı yaşamları görmek ve değişik mekânlarda hiçbir beklenti olmaksızın dolaşmak gerçekte birer salınma değil midir
Doğal ritim
Wilhelm Schmid, hayatın bir salıncak olduğunu söylemekte. Kâh sükûnete kavuşuruz, kâh müthiş bir kaos içinde kalırız. Bazı anlar her şey hâkimiyetimiz altında görülürken, bir anda her şeyimizi kaybetmiş gibi oluruz. İşte size bir başka salınma, insan kısa bir an içinde oradan oraya savrulabilir. Salınma ile barışık olmak gerekir, bu hayatın ön koşuludur. Buna alışmak gerekir, eğer zaman zaman oradan oraya savrulmasak hayatın ne kadar sıkıcı ve tahammül edilmez olacağını düşünmek bile istemem. Her anı planlı ve monoton bir hayat, hiç salıncağa binmemiş bir çocuk düşünebilir misiniz Havada uçmak, yerçekiminin o vazgeçilmesi mümkün olmayan çekim gücünden kurtulmak bir insanı, hele de bir çocuğu ne kadar mutlu eder Elbette bazı çocuklar salıncaktan korkarlar, ya sallanırken başlarından kötü bir olay geçmiştir ya da doğanın koyduğu kurala bu kadar karşı çıkmak onları ürkütür. Bazılarımız salıncak için aynı duyguları hissetmese de hayatın salınmaları hemen hepimizi ürkütür ve zaman zaman ne yapacağımıza karar vermekte güçlük çekeriz. Acaba bunun yerine kendimizi salınmanın doğal ritmine bırakıp biraz olsun rahatlasak daha iyi olmaz mı
strong class'read-more-detail'Haberin DevamıSüresi olmalı!
Her şeyde olduğu gibi salınmanın da bir sınırı olmalıdır. Zaten hayat bizi ister istemez oradan oraya salınmaya mecbur bırakıyor. Tembellik hakkımızı kullanıp bu salınmayı uzatmak veya artık yetti diye günlük yaşama devam etmek gerekmez mi Salınmanın, sonsuza kadar devam etmesini ister miyiz Sizleri bilmem, ama salıncak bir süre sonra benim midemi bulandırır. Hemen inmek isterim, bu durum bir fizyolojik sorun olmasının yanı sıra bence doğal bir uyarıdır; "Artık yeter, yeteri kadar salındın şimdi gerçeğe dönme zamanı!"
strong class'read-more-detail'Haberin DevamıAma uzun bir zaman sonra içimde tekrar salıncağa binme duygusu uyanır. Yaşım oldukça ileri olduğu için artık salıncağa binme isteğim o kadar da yüksek değil. Buna karşın günlük hayatta dilediğim gibi salınmak isteği ağır basıyor. Ancak bazı mecburiyetler bizi özgürce salınmaktan alıkoyuyor. Salınmak için yeterli zamanımız yokmuş gibi bir duygu uyanıyor. Bu duygunun uyanmasındaki en önemli faktör, emekli olduktan sonra uzun zaman boyunca salınan insanların daha hızlı yaşlandıklarını görmem. Belli bir yaştan sonra günlük hayatla ilgisini en az düzeye indiren, hemen hiçbir hobisi olmayan, ekonomik değeri olmasa da bir şeyler üretmeyen insanların hayattan koptuklarını görmekteyim. Sanki artık önündeki sayılı günlerin bitmesini bekler gibi bir hâletiruhiye içindeler. Artık onlara neşe veren hiçbir şey kalmamış, büyük bir uyuşukluk her yanlarını sarmış gibi.
Yaşama ilgi duymalı

147