Çinili Kasır

Çoğu kişinin adını bile duymadığı Çinili Kasır, bir dönem Beşiktaş Sarayı'nın en gözde yapılarından biriydi. Seyyahların övgüyle anlattığı, hemen hemen bütün cepheleri çinilerle kaplı bu anıtsal kasırdan günümüze yalnızca birkaç görsel belge ve yazılı kayıt ulaşmıştır..

Bu başlık çoğu kişiyi yanıltabilir. Yıllardır "Çinili Köşk" dediğimiz yapı nasıl olur da "Çinili Kasır" olur diye sorulabilir Sur-ı Sultânî içinde yer alan, Fatih Sultan Mehmed döneminde (1451-1481) yapılmış ve günümüzde "Çinili Köşk" denilen bir yapı varsa da bu yapının giriş cephesindeki kitabe dışında hiçbir cephesinde çini bulunmaz. Buna karşılık Beşiktaş'ta, deniz kıyısında yer alan ve bir dönem Beşiktaş Sarayı'nın parçası olan anıtsal bir yapının hemen hemen bütün cepheleri çinilerle kaplıdır. Genellikle deniz kıyısında inşa edilen saray yapılarına "Kasır" denildiği için biz de bu yapı için "Köşk" yerine "Kasır" kelimesini kullanmayı tercih ettik.

Beşiktaş Sarayı'ndayeni bir kasır

Çocuk yaşta tahta çıkan Sultan IV. Mehmed (1648-1687), saltanatının büyük bir bölümünü Edirne Sarayı'nda geçirse de Beşiktaş Sarayı'na büyük ilgi duymaktadır. Râşid Efendi, H. 1090 / 1679-1680 yılı vukuatı içinde, "Tab-ı hümâyûn-ı şehriyârî Beşiktaş semtine mâil olup leb-i deryâda bir Sarây-ı cedîd binâsı fermân buyurmalarıyla ..." diyerek bir saray inşasına başlandığını belirtir. 1681 tarihli bir diğer kayda göre kasırda çinili bir oda, onun hemen yanında camekânlı bir diğer oda ve bunların karşısında padişahın hamamı bulunmaktadır. Ayrıca kasır içinde büyük bir mermer havuz, havuzun yanında bir taht, iki sofa ve küçük bir hamam yer almaktadır.

Careri ve Motraye'ningözlemleri

Sultan IV. Mehmed'den sonra fazla kullanılmayan yapıyı 1694 yılında gezen John Francis Gemelli Careri, Beşiktaş Sarayı'nın terk edilmiş ve harap vaziyette olduğunu, yapılarda bir ahenk bulunmadığını, birçok düzensiz dairenin yer aldığını ve engebeli arazide servi ile diğer ağaçların dikili olduğu bahçelerin bulunduğunu belirtmektedir.

1681 yılında yapımı tamamlanan bir kasrın on üç yıl sonra harap vaziyette olduğu nasıl söylenebilir Careri muhtemelen bölgede bulunan saraya ait diğer yapılardan söz ediyor olmalıdır. Çünkü bu anlatıdan yaklaşık beş yıl sonra aynı yapıyı gezen Aubry de La Motraye, kasrı şu sözlerle anlatmaktadır: "Galata'dan üç, dört mil uzaklıkta, Beşiktaş sarayı denilen çok güzel bir saray yer alıyor. Bu sarayın en güzel dairesi, dolma bir taş set üzerine kurulu denize doğru ilerleyen dairedir. Böylelikle Boğaz'ın önemli bir bölümüyle liman ve Topkapı Sarayı görülebiliyor. Aslında bu salona çinili salon da dense yeridir, çünkü içi de dışı da çinilerle kaplı. Bu saray ve ardındaki iki müştemilatı, tahmin edilebileceği gibi tümüyle Türk zevkine göre harika biçimde bezenmiş yapılar..."

Boğaziçi'nin gözde kasrı

Sultan IV. Mehmed'den sonra fazla kullanılmayan yapının zaman zaman tamir edildiği bilinmektedir. Sultan III. Ahmed döneminde (1703-1730) yapının ne ölçüde kullanıldığını bilmiyoruz. Ancak Sultan I. Mahmud'un (1730-1754) Çinili Kasır'ı 1748 yılında onartıp içini yeniden tezyin ettirdiği anlatılmaktadır. Daha sonra, Sultan III. Mustafa döneminde (1757-1774), 1766 depreminde ağır hasar gören Çinili Kasır kapsamlı bir onarımdan geçirilir.Sultan I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) Beşiktaş Sahilsarayı ve Çinili Kasır'da çok vakit geçirilmekte, resmî görüşmelerin büyük bir bölümü burada yapılmaktadır.

Bu nedenle kasır, âdeta yeniden inşa ettirilircesine elden geçirilir. Daha sonra Sultan III. Selim (1789-1807) ve Sultan II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de sıkça kullanılan bu kasır, gerçekten Boğaziçi'nin benzeri bulunmayan özel yapılarından biridir.Sarkis Sarraf Hovhannesyan, 1800 yılında tamamladığı Payitaht İstanbul'un Tarihçesi adlı eserinde Çinili Kasır'ı şöyle anlatır: "Hayreddin Türbesi'nin yanında, içinde padişah köşkleri ve güzel bir saray bahçesi bulunan Beşiktaş Bahçesi vardır. Köşklerin içinde en güzeli, sahildeki yedi kubbeli ve kurşun örtülü, Çinili Köşk denilen yapıdır. Bu köşkün her bir penceresinin önünde bulunan çeşmelerden akan sular, şadırvanlı havuzlara dökülür."

Son Dönem Osmanlıpadişahları ve Çinili Kasır

Sultan III. Selim'in bu kasrı sık sık kullandığı, bazı kabullerini burada gerçekleştirdiği bilinmektedir. Daha sonraki dönemlerde Sultan II. Mahmud'un (1808-1839) ve Sultan Abdülmecid'in (1839-1861) de Çinili Kasır'ı kullandığı anlaşılmaktadır. 22 Haziran ile 28 Ağustos 1852 tarihleri arasında İstanbul'da bulunan Theophile Gautier, Mösyö Balyan'ın kendisini eski saray kalıntıları arasında yer alan bir köşke götürdüğünden söz eder. Dolmabahçe Sarayı'nın yapımı sırasında şantiye binası olarak kullanılan bu köşk, muhtemelen Çinili Kasır olmalıdır. Ancak ne yazık ki yapılmakta olan saraydan bahsederse de Çinili Kasır hakkında herhangi bir açıklamada bulunmaz.