Boğaziçi'nin bahçeleri

Boş alanların, özellikle tarım toprağı erozyon sebebi ile aşınmış alanların kısa süre içinde ağaç ve bitkilerle kaplanması için öncelikle set bahçeler oluşturulması, bu bahçelerin açığa çıkan duvarlarının aşağıdan (kesin olarak yukarıdan değil) ekilen sarmaşıklar ile örtülmesi gerekmektedir. Bu arada kıraç yamaçlar yüzey topraklarını büyük oranda erozyon sebebiyle kaybettiği için, bu alanları setler oluşacak şekilde yeni toprakla doldurmak lazımdır

Türklerin göçebe dönemleri ve sonrasında yerleştikleri coğrafyalardaki bahçeler konusunda yeteri kadar araştırma yapılmamıştır. Hemen hemen ilk başkent olarak bilinen Ulan Batur çevresinde erken döneme ait bir bahçe kültürü var mı, doğrusu herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün olmadı.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

Mimarlıkta bahçe kültürü

Ancak daha sonra yerleştikleri Semerkant, Buhara, Kaşgar gibi şehirleri ziyaret eden gezginler, örneğin Ruy Gonzales de Clavijo, Semerkant'ın bahçelerinden bahsederler. Bu bahçelerin günümüz anlayışına uygun formel bahçeler olmaktan çok tabiatın yetiştirdiği doğal bahçeler olduğuancak şehir yaşayanlarının bu alanları gezi, mesire, toplantı mahalli olarak kullandıklarıanlatılmaktadır. Özellikle Semerkant'ın, kenti 2.3 km eninde bir alan olarak saran bahçelere sahip olduğu bilinmektedir. Bu bahçelerin doğudakine "Bağ-ı Dil Kûşe" güneydekine "Bağ-ı Biheşet" denildiği kayıtlıdır

Yunan ve Roma kültüründe ne tür bir bahçe düzeni olduğu konusunda da yeterli bilgimiz bulunmamaktadır. Muhtemel Pagan döneminde kutsal alan olarak belirlenen bazı koru ve alanların daha sonraki dönemlerde park veya bahçe olarak kullanıldıkları kabul edilmektedir.

İslam'ın yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte Orta Asya, Hindistan, İran, Irak ve Anadolu ileKuzey Afrika ve Endülüs'te çok sayıda bahçe yapıldığı görülmektedir.

Elbette yerleşikşehir yaşamına geçmiş bir kültürün yapılar dışında önceleri şehir tüketimi için daha sonraları ise günlük yaşamı zenginleştirmek için bağ, bahçe, gibi yeşil alanlar oluşturması kaçınılmaz bir sonuçtur. Örneğin Mevlânâ'nın şiirlerinde sık sık adı geçen nergis, sümbül, gül ve lale gibi çiçeklerin, çok sevdiğini söylediği Meram bahçelerinde yetiştirildiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Kubadabad ve Diyarbakır Artuklu Sarayı çevresinde de bahçeler olduğu, hatta günümüzde bu bahçelerden Dicle Nehri'nin kıyısındaki "Hevsel Bahçeleri"nin mevcudiyetini koruduğu bilinmektedir.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

İstanbul bahçeleri

İstanbul bahçelerine gelince erken dönemler hakkında yeteri kadar bilgimiz bulunmamaktadır. Henry Maguire'nin yazdığı "Konstantinopolis'te Bahçe ve Park'lar" isimli bir makalede şehirde ikisi banliyölerde, diğer ikisi ise şehri çevreleyen alanlarda olan ve "Philopation" ile "Aretai" olarak bilinen iki parktan söz edilir. Bunlara ek olarak Büyük Saray çevresinde "Mesokepion" ve "Mangana" olarak isimlendirilen iki bahçe daha bulunmaktadır. Bunlardan Philopation'un çevresinin duvarlarla çevrili bir park olduğu ve sadece avlanma için doğal bir alan içermenin yanı sıra kanallar, havuzlar, taraçalar, köşkler gibi insan eliyle yapılmış düzenlemeler içerdiği de ileri sürülmektedir.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

Fetihten sonra Osmanlı hükümdarları çeşitli dönemlerde şehrin muhtelif noktalarına çok sayıda bahçe yaparlar. Muzaffer Erdoğan'ın bir makalesinde İstanbul Yarımadası'nın devamındaki alanda 6, Beyoğlu bölgesi ve Boğaziçi'nin Rumeli Yakası'nda 10, Anadolu Yakası'nda ise Fenerbahçe'den Beykoz'a kadar 13 olmak üzere 29 adet has bahçenin olduğu kayıtlıdır. XVII. yüzyılın ortalarındaki İstanbul'u anlatan Evliya Çelebi ise şehrin çeşitli bölgelerinde çok sayıda mesire yeri bulunduğundan söz eder. Bu mesire yerlerinin insan eliyle düzenlenmediği çoğunlukla eski tabirle hüda-i nabit (kendi kendine oluşan) olduğu anlaşılmaktadır.

Düz alanlarda bahçe kurulması nispeten kolaydır, ancak Boğaziçi gibi eğimli, yer yer oldukça dik yamaçları olan bir alanda bahçe oluşturmanın tek yolu, çok sayıda set bahçe yapmak ile mümkün olmaktadır. Bahçe kültürümüz ve Boğaziçi'nin yeşil alan olarak değer kazanması açısından bulunan yol ne yazık ki, Boğaziçi'ndeki yeşil alanların oluşumundan habersiz yöneticiler tarafından yasaklanmıştır.

Boğaziçi Kanunu

"18.11.1983 tarih ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun

Genel esaslar: Madde 3 - Boğaziçi Alanının korunması ve geliştirilmesinde ve imar mevzuatının uygulanmasında aşağıdaki hususlar esas alınır.

a) Boğaziçi Alanında yer alan kültürel ve tarihi değerler ve doğal güzellikler muhafaza edilir ve doğal yapı korunur.

b) Boğaziçi Alanı bu Kanunun amaçlarına uygun olarak ve doğal ve tarihi çevreye uyumu gözetilerek güzelleştirilir ve geliştirilir.

c) Boğaziçi Alanında tarihi ve milli kültürümüze dayanan yaşamın yeniden canlandırılması, mesire yerlerinin geliştirilmesi ve gezinti alışkanlıklarının sürdürülmesi teşvik edilir."

"a" bendindeki "doğal yapı korunur" hükmü, konuya yabancı, ama her konuda fikri olanlar tarafından "kıraç alanların korunması" olarak anlaşılmış ve bir dönem Boğaziçi'nin ağaçlanmasına sebep olan taraça veya set bahçe yapımının yasaklanmasına neden olunmuştur.