Abide-i Hürriyet Anıtı

Binlerce yıllık İstanbul'un gözden kaçan hafıza mekânlarından biri olan Abide-i Hürriyet, yalnızca bir anıt değil; İkinci Meşrutiyet'in, İttihat ve Terakki'nin ve modern Türkiye'nin kuruluş sürecine tanıklık eden en önemli hafıza mekânlarından biridir.

Yapıldığı dönemde Şişli'nin sonlarına doğru, Kâğıthane Vadisi'ne hâkim bir tepede inşa edilen anıt ve mezarlık sofasının bulunduğu yükselti, daha sonra "Hürriyet-i Ebediye Tepesi" olarak anılmaya başlanmıştır. Bugün söz konusu alanın etrafı yoğun iskânla çevrili olup, arka fonunda İstanbul Adalet Sarayı'nın heybetli kütlesi yükselmektedir.

İlk millî anıt

İkinci Meşrutiyet'in bu anıtı, İstanbul'da yapılan ilk millî anıt olma özelliğine sahiptir. 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen İkinci Meşrutiyet'in ardından şehirdeki karmaşa bir süre daha devam eder. Rûmî takvime göre 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) tarihinde meydana gelen ve tarihimizde "31 Mart Vakası" olarak anılan bir ayaklanma vuku bulur. Bu ayaklanmayı bastırmak için müdahale eden subay ve askerlerden bazıları şehit olur. Şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla İttihat ve Terakki Fırkası'nın ileri gelenleri tarafından bir anıt ve mezarlık sofası yapılmasına karar verilir.

Bunun üzerine "Abide-i Hürriyet" adı verilen bu anıt ve mezarlık sofası için 1909 yılı Nisan ayında bir mimari yarışma açılır. Mimar Kemaleddin Bey, Mimar Vedat Bey, Mimar Muzaffer Bey, Mimar Konstantin Kiryaki ve Mimar Alexandre Vallaury'nin katıldığı bu yarışma sonucunda, Mimar Muzaffer Bey'in projesi birinci seçilir ve kısa süre sonra uygulamaya başlanır.

Günümüzde Birinci Çevre Yolu'nun inşası sırasında oluşturulan viyadük, yapıldığı dönemde bir tepe olan arsanın topoğrafik özelliklerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Tepenin üst bölümünde yer alan, üçgen biçimli ve bölgenin doğal oluşumuna uygun yapı adasının, bir dönem düzenlenmesi planlanan Osmanlı Tarım ve Sanayi Ürünleri Sergisi'nin kurulacağı yer olarak düşünüldüğü de bilinmektedir.

Mimarisi

Abide-i Hürriyet Anıtı'nın tasarımı üçgen geometri üzerine kurulmuştur. Köşeleri pahlanmış eşkenar üçgen bir plato üzerinde yükselen anıtın üç köşesinden farklı yönlere doğru genişleyerek inen merdivenler, zemine ulaşmaktadır. Zeminin giriş yönündeki kenarının aksında küçük bir taç kapı bulunmaktadır. Taç kapının üzerinde "Makber-i Şühedâ-yı Hürriyet" yazılı bir kitabe yer almaktadır.

Anıtın yukarı doğru daralan altıgen gövdesinin üç cephesine, birer pano hâlinde, R. 31 Mart 1325 / 13 Nisan 1909 tarihinde meydana gelen ayaklanma sırasında şehit olan subay ve askerlerin isimleri işlenmiştir. Gövdenin ön cephesinde Sultan V. Mehmed Reşad'ın tuğrası, diğer cephelerde ise "Tarih-i İstirdâd-ı Hürriyet" (R. 10 Temmuz 1324 / 23 Temmuz 1908) ve "Timsâl-i Meşrutiyet" (R. 12 Temmuz 1325 / 24 Temmuz 1909) kitabeleri bulunmaktadır.

Altıgen formundaki gövdeden mukarnaslarla geçilen, top namlusu biçimindeki üst bölümün üzerine süngülü tüfekler, kılıçlar, cankurtaran simidi ve benzeri askerî malzemeyle birlikte dalgalanan bir bayrağı tasvir eden bronz döküm figürler yerleştirilmiştir. Anıtın zemin platformunun köşelerine yerleştirilen metal döküm aydınlatma elemanları anıtın çevresini zenginleştirmektedir.

Anıtın altında, geçmişin kümbetlerinden esinlenen ve on sekiz basamakla inilen üçgen planlı, kripta benzeri bir mahzen bulunmaktadır. Üç büyük taşıyıcı ayağın bulunduğu bu hacmin güneydoğu köşesinde bir mihrap da yer almaktadır.

Anıtın üzerinde ismi bulunanlar

Anıtın üzerinde isimleri bulunanlar, Erkân-ı Harp Binbaşı Ahmed Muhtar Bey, Bahriye Binbaşısı Ali Kabulî bin Salih Bey, Mülâzım-ı Sânî Mehmed bin Bekir Efendi ile bazı askerlerdir. Hürriyet şehitleri, 14 Nisan 1909 tarihinde düzenlenen büyük bir cenaze töreninin ardından buraya defnedilirler. Kırmızı ve yeşil bayraklara sarılmış tabutları, Hareket Ordusu'ndaki silah arkadaşları tarafından taşınmıştır. Bu tören sırasında Enver Bey'in bir nutuk söylediği de anlatılır.

Mahmud Şevket Paşa

1856 yılında Bağdat'ta doğan Çerkes asıllı Mahmud Şevket Paşa, 1882 yılında kurmay yüzbaşı olarak Harbiye'den mezun olur. 1899 yılında mirliva rütbesine terfi eder. İkinci Meşrutiyet'in ilanını müteakip Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu Komutanlığı'na atanır. 31 Mart Ayaklanması üzerine Selanik'te oluşturduğu Hareket Ordusu ile İstanbul'a hareket eder ve idareyi ele alır. Bu olayın ardından kurulan ilk kabinede Harbiye Nazırlığı'na getirilir; kısa süre sonra da sadrazam olur.

11 Haziran 1913 tarihinde Mahmud Şevket Paşa ile iki yaveri bir suikast sonucu öldürülür. Paşa, anıtın biraz gerisine inşa edilen üstü açık türbeye, bu olay sırasında şehit olan iki yaveriyle birlikte defnedilir.

Ahmed Muhtar Bey ile Ali Kabulî Bey

Abide-i Hürriyet Anıtı'nın yapımına neden olan şehitlerden Erkân-ı Harp Binbaşı Ahmed Muhtar bin Emin Bey, 31 Mart Vakası üzerine Selanik'ten İstanbul'a doğru yola çıkan Hareket Ordusu'nun öncü birliklerine komuta etmektedir. Ahmed Muhtar Bey, 22-23 Nisan 1909 gecesi meydana gelen çatışmalarda şehit olur.Bahriye Binbaşısı Ali Kabulî bin Salih Bey, Asâr-ı Tevfik Zırhlısı'nın komutanıdır. Yıldız Sarayı'nın topa tutulmasına ilişkin toplantılara katılan Kabulî Bey, daha sonra isyancı askerler tarafından derdest edilerek saraya götürülür. Sultan II. Abdülhamid'in, "Komutanı bana teslim edin" demesine rağmen, burada şehit edilmiştir.