Metin Hasırcı: Bir dava insanı ve tarih üstadı...

Milli Görüş'ün 'ayaklı kütüphanesi' olarak anılan Metin Hasırcı öldü—ama tarihçiliğin akademi dışında yapılması gerçekten de aydınların görevi midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, vefat eden tarihçi ve köşe yazarı Metin Hasırcı'yı 'Milli Görüş davası'nın kutsal bir temsilcisi olarak yad ederken, akademinin cesaret edemediği tarihi hakikatleri gün yüzüne çıkaran bir 'gönül erinin' yaşamını anlatır. Ancak bu yazıda ideolojik bağlılığın ne denli bireysel motivasyonu yönlendirebileceği, akademi ve alternatif tarih anlatılarının meşruiyeti hakkında sorular açık kalır.

Allah rahmet eylesin geçtiğimiz hafta sırlandı Üstad Metin Hasırcı Ağabeyimiz. Gazete köşe yazarı olarak tanıdığımız gibi, radyolarda yaptığı tarihi programlar ve kitaplarıyla tanır pek çok kişi onu. Bense tüm bu envai çeşit hünerlerinin yanında Milli Görüş'ün sarsılmaz kalelerinden gördüm onu, hayatı ve hayata yüklediği anlamlar, Türkiye sevdası, İslam'a hürmet, tarihi zevkleriyle birleştiğinde, mükemmel bir İstanbul beyefendisiydi de derim...

Konuşması, ses tonu, aksanı, geniş kelime hazinesi ile; aklı selim, kalbi selim, zevki selim sahibiydi. Allah rahmet eylesin, mağfiret eylesin.

Kendisine ''ayaklı kütüphane' derdik bizler. Pek çok kez tarihi konularda kendisine müracaat etmişliğim vardır, özellikle Osmanlı Sarayı'nda Kadın Sultanlar adlı kitabımı yazarken, kütüphanesinden, takdim ettiği kitaplardan ziyadesiyle istifade etmişimdir. Öyle güzel bir nesildi ki o nesil, konuşmaları her defasında bir pınar gibi serin ve taze olurdu, iltifatları kadar yergilerinde bile bir nezahat olurdu. Giyim kuşamından, salon adabına kadar, adabı muaşeret, incelik, zarafetle etraflarına ışık saçarlardı Allah rahmet eylesin.

Hemen her konuşmasında canı gönülden bir sevdayla bağlı olduğu eşinden söz açar, ''Ebe Ablanız' diye bahsederdi. Dünya gözüyle Ebe Ablamızı da tanımak nasip olmuştu. Sanki Peyami Safa'nın kitaplarından çıkmış, Yahya Kemal'in beyitlerinde yaşayan kişilerdi onlar. Aile dostumuzdu, erkek çocuklarımız için ''büyüyünce adaletten hiç ayrılmayan bir Devlet Reisi olasın'' ya da ' vatanını canıyla ruhuyla koruyan bir Paşa olasın' diye dua ettiğini duymuşumdur. Osmanlı Sultanlarını çalıştığımı işittiğinde de ''çalışmanız inşallah hanım sultanlarımıza vefa borcumuzu bir nebze de olsa hafifletsin inşallah değerli kızım' diye dua etmişti.

Tabii bir de çatı kimliği vardı ki; bunu kısaca Milli Görüş Davası olarak söyleyebiliriz. Tam ve Bağımsız, Yeniden Büyük Türkiye idealini büyük bir rüya, yorulmayan bir ülkü, parlak bir mefkure, sağlam bir hedef olarak görürdü. Erbakan hocamızın bağlılarındandı, Hakkı anlatmak en büyük cihattı onun için. Alimdi, araştırmacıydı, ömrü kütüphanelerde geçmiştir.

Tarihi konularda mahkum olduğumuz o sisli puslu bilgisizlik, kopukluk, şuursuzluk, hatta bir zamanlar devlet politikası olarak da güdülmüş büyük ve resmi cehaleti aydınlatmak elbette gönül erlerinin, adanmışların işiydi. İşte Metin Hasırcı da o gönül erlerinin piriydi. Akademinin, medyanın, edebiyatın, yayıncılığın cesaret edemeyeceği hakikatleri gün yüzüne çıkartmaya adanmış bir ömür...

"Büyük Osmanlı Tarihi'