Mazlumları sahiplenenler bu mübarek ayın af finalistleridir!
ŞEVKİ YILMAZ
Bismillahirrahmanirrahim
Bizleri İnsan olarak yaratan, akıl nimetiyle donatan, sayısız nimetlerinin en üstünü Müslümanlardan kılan ve kurduğu Dünya ve diğer Âlem sofrasında sayısız nimetleriyle yaşatan ve tüm nimetlerinin hesabını hepimize bir nefes yakın olan Ölümümüzle başlayacak Kabir Hayatımızdan itibaren Ahiret' in büyük buluşma ve duruşma gününde soracak olan Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah (c.c)'a hamd ve Eşsiz Önderimiz, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Peygamberlerimize, izinden gidenlere, Ehl-î Beyti'ne, Ashabına, canımız Ana ve Babamıza, Hocalarımıza, Allah (c.c)'ın ilke ve inkılabı İslam'a tabi olanlara, Din ve Vatan Muhafızı Gazi ve Şehidlerimize salat ve selam olsun!
Ana hayat ve Anayasamız Kur'an-ı Kerim'e kavuştuğumuz Ramazan-ı Şerif ayı, tatlı esen bir rüzgâr gibi gelip geçti! Gelince sevindik, ayrılınca hüzünlendik! Gelecek seneyi hasretle bekleyeceğiz ve ömrümüz yettiğince daim Rahmet Ayı'nın yolunu gözleyeceğiz İnşAllah!
Ama geçmiş Ramazan Aylarında olduğu gibi yine Siyonit İtrail ve av köpekleri haçlı emperyalit şer ittifakı, halkı Müslüman ülkelere ve bilhassa Gazze'mize bombalı saldırılarına devam ederek bu Ramazan-ı Şerifimizi de acılarla zehir ettiler! İşte en son İran!
Bu mazlumların feryat ve çığlıklarıyla eda ettiğimiz Mübarek ayı terk ederken Allah'ımıza verdiğimiz sözleri asla terk etmemeliyiz asla!
Zira; "Şimdi sen; Rabb'inin yüceliğini, sınırsız kudret ve kemalini övgüyle an ve secde edenlerden ol! Ve ölüm denilenkesin gerçek kapını çalıncaya dek, Rabb'ın Allah'a kulluğa ve ibadete devam et!"(Hicr S.98-99) İlahi Mesajı gereği, kulluk görevlerimizin bitişi ölüm anımızdır!
Bu yüce gayemiz için de;
Ramazan-ı Şerif Ayı'na "veda" ederken, asla kulluk kazanımlarımıza veda etmemeliyiz! Namazlarımıza, kardeşliğimize, hayırda ve iyilikte yardımlaşmamıza, beraberliğimize, birliğimize, dirliğimize, sevgi, saygı ve merhametimize asla veda etmemeliyiz!
Sadece Ramazan'da gündüz değil, senenin 12 ayında gece ve gündüz açlıkla, yoklukla ve yoksullukla mücadele eden mazlumlara, mağdurlara ve Muhacir kardeşlerimize uzattığımız yardım eline asla veda etmemeliyiz!
Bayramlara mahkûm edilen akraba bağlarına ve komşu haklarına asla veda etmemeliyiz!
Şeytan ve yandaşlarının sigara, uyuşturucu, içki, kumar, fuhuş, faiz, gıybet, yalan, iftira, sahtekârlık, şirk, küfür, inkâr, isyan vs. tuzaklarına düşen nefislerimizin bu rahmet ve af ayında yaptığımız tövbelerle, dualarla ıslahından sonra tekrar tövbe ve istiğfarlarımıza asla veda etmemeliyiz!
Mel'un şeytanın emrindeki deccalların hile ve tuzaklarından kurtulmak için tek çare "Allah'ın ilke ve inkılabı İslam Nizamı'nı inanarak yaşamaktır!"sözümüze asla veda etmemeliyiz!
Ruhlar Aleminde (Elest Bezmi'nde, Kalu Bela) diyerek verdiğimiz sadece Allah'ımıza kulluk sözümüze son nefesimize kadar sadık kalmalıyız!
Fert, toplum ve devlet olarak İslam'ın tevhid, ihlas, ihsan, infak, uhuvvet, emanet, ehliyet meşveret ve sadakat ilkelerine sadakat sözümüzü terk edeli;
Asırlardır ezenler bayram ederken, ezilenler bir gün hatta bir saat bile hiç bayram yapamadılar! Yaptırtmadılar!
Filistinlim, Doğu Türkistanlım, Türkmenistanlım, Kırımlım, Arakanlım, Ahıskalım, Afganistanlım, Keşmirlim, Iraklım, Suriyelim, Afrikalım ve diğer mazlum coğrafyamızdaki tüm mazlumlarımız bir asırdır bayram yapamadılar!

18