Brüksel ateşle oynuyor veyahut Stoltenberg'in Rusya histerisi

Rusya-Ukrayna hattında işler Batı ittifakının hesabını bozmakta. Her geçen gün Ukrayna'da durum Rusya lehine ilerlemekte. NATO Genel Sekreteri'nin beyanı ise daha ziyade Rusya lehinde oluşan gerçekliği teyit ediyor gibi. Stoltenberg şöyle diyor: "Rusya içine yönelik silah kullanma engelini kaldırmalıyız."

Macaristan Başbakanı Orban, "Bu beyanın 3. dünya savaşına götürecek" uyarısını yapıyor. İtalyan Başbakanı Meloni ise röportajında, "Stoltenberg'e böyle beyanların tehlikeli olduğunu" hatırlatıyor. Baktığımızda şöyle de düşünebiliriz: NATO Genel Sekreteri, Ukrayna'daki savaş motivasyonunun düşmesi sebebiyle "yeni psikolojik heyecan yaratma peşinde". Çünkü Ukrayna'da savaşa gitmek istemeyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Avrupa'daki göçmen Ukraynalıların çoğu savaşmak için geriye dönmek istemiyor. Zelensky'nin adımları, müttefiklerinden talepleri ve iç kamuoyuna yönelik söylemleri de aslında durumu teyit ediyor.

Bir de tabii ki Biden cephesi var. Biden kendi kamuoyuna odaklanmış ama "Rusya'yı tabiri caizse rahat bırakmaması gerekiyor". Dolayısıyla NATO Genel Sekreteri'nin konuşmasını bir de bu taraftan okuyorum. Rusya içinde NATO "dostları" fazlasıyla yapı var. Putin, bu durumu yeni "yerli elitlerin dizaynı ile önlemeye çalışacağını" beyan etmiştir. Ama bu yeni durum bile "Rusya içindeki etki alanı mücadelesinin kolay olmayacağına" işaret etmektedir.

Rusya karşıtı tutumuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Estonya Başbakanı Kallas sıkça şunları söyler: "Putin, Avrupa ile savaşa hazırlanıyor." Kallas hem de şöyle diyor: "Bu savaş Putin ve Kremlin savaşıdır, Rusları ayrı tutmak gerekiyor." O zaman aynı mantıkla bakarsak, Batı ittifakının Rusya savaşı da "halkların değil, küresel finans kapitalinin savaşıdır", Avrupa'daki halklarla bir ilgisi yok. Doğru mu anladık