Siz cumhuriyetle barışın...

1950'den 2000'lere akan yarım yüzyılda toplumun eğitim, gelir düzeyi hızla düşerken... Kökene dokunan "milliyetçilik"le din ve mezhebe dayalı "muhafazakârlık"ı kaşıyanlar hep iktidardaydı. Sosyal demokratlar, birkaç kez yer aldıkları koalisyonlarda eğitimle ilgilenecek zamanı bulamadılar. MEB'nin başına kim geçtiyse Atatürk'ün işaret ettiği "muasır eğitim"den uzaklaşarak... Siyasal baskılarla eğitimi kendi partisinin programına uydurmaya çalıştı. Ulusal eğitimde akıl ve bilimdışı siyasal zikzaklarla... Dinsel anlam yüklenen eski yazı ve dili özne yaparak... Cumhuriyetle, devrimlerle hesaplaşma çabaları MEB içinde örgütlendi.

Eğitimin de bilimi var... AKP iktidarının 24 yılında birkaçı hukukçu, birkaçı değişik alanların akademisyeni, yalnız biri eğitimbilimci olan 9 bakan değişti. 2018'den önceki bakanlar milletvekiliydi. 2018'den bu yana cumhurbaşkanının atadığı üç profesör bakan gibi Yusuf Tekin'in de meclise bir sorumluluğu yok. Atanmış bakan Yusuf Tekin, üç yıldır canının istediği gibi konuşarak bu özgürlüğü doya doya yaşıyor.

MEB içinde adı, örgütlenme biçimi, başkanının dünya görüşü iktidarla özdeş Talim Terbiye Kurulu da siyasallaşmış bir yapıdır. Ancak Haziran 2023'ten bu yana Bakan Yusuf Tekin, Talim Terbiyenin görevlerini de üstlenmiş gibi... Dinsel ağırlıklı izlenceleri, Diyanet katkısıyla okula soktuğu tarikatlar imamlarla... Eğitimde çocuklara gençlere, el icadı 5G'li 21. yüzyıl farkını yaşatıyor.

Bakan Tekin, "öğrenciler üzerinde bilişsel yük oluşturan, anlamlı öğrenmeye katkı sunmayan yaşam becerilerinin gelişimine hizmet etmeyen içerikleri" öğretim programlarından çıkarmış, "Artık 'denizlerimiz' yerine 'Mavi Vatan' kavramlarını kullanıyoruz. Bunlar yanlıştı, düzeltildi. Mesela 'Kurtuluş Savaşı' yerine artık 'Milli Mücadele' diyoruz. Neyden kurtuluyoruz Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı. 'Milli Mücadele' demek daha doğru" diyor.

"Ben bilim adamıyım" da diyen Bakana üç yanı, "Mavi Vatan"la çevrili ülkemizin 30 Ekim 1918'de başına gelenleri anımsatabiliriz... Geçmişimiz olan Osmanlı eğitimini, ekonomisini emperyaliste kaptırır, "ümmi ümmet kul" perişan... Emperyalist Mondros Antlaşmasıyla "Osmanlı İmparatorluğu'nu fiilen sona erdirmenin" sevincini yaşar. "İtilaf Devletleri" uydurma nedenlerle Osmanlının egemen olduğu her yeri işgal eder. Mustafa Kemal'e inanan yoksul halk "milli mücadele"yi, ulusal direnişi başlatır. Bu kıran kırana direnişin adıdır Kurtuluş Savaşı! Utkuyla biter!