Yazı, Kapadokya'nın deneyim ekonomisinde kendisini yeniden tanımlaması gerektiğini, bunun için DOF Robotics'in 20 milyon euroluk yatırımı gibi teknoloji ve inovasyon projeleriyle desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Ortalama 2 günlük konaklama süresini uzatmanın bölgenin ekonomik potansiyelini gerçekleştirmenin anahtarı olduğuna dikkat çekilirken, böyle bir dönüşümün sürdürülebilirliği ve kültürel mirasın korunması açısından ne gibi riskler taşıyabileceği sorgulanmamış gibi görünüyor.
Bir zamanlar halı, kilim ve çömlek üçgenine sıkışan Kapadokya, son yıllarda yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da dikkatle izlediği çok katmanlı bir turizm ve deneyim merkezine dönüşüyor. Bölge, klasik turizm anlayışının ötesine geçerek "deneyim ekonomisi"nin güçlü sahnelerinden biri olmaya aday.
Bu köşede yer alan daha önceki yazılarda da vurguladığımız gibi Kapadokya'da turist var, tarih var; bağlar ve yerel ürünler de var. Bu tablo, bölgenin temel avantajlarını açıkça ortaya koyuyor: güçlü bir kültürel miras, eşsiz bir coğrafya ve giderek zenginleşen bir gastronomi potansiyeli. Ancak aynı zamanda önemli bir eksik de dikkat çekiyor. Bu potansiyeli bütüncül bir deneyime dönüştürecek güçlü gastronomi ve deneyim yatırımları henüz istenen seviyede değil. Kısacası Kapadokya'da "tarih de var, lezzet de var, potansiyel de var"; ancak bunları entegre eden yapı hala gelişim aşamasında.
Yıllarca dar bir çerçevede kalan Kapadokya turizmi, artan yatırımların etkisiyle artık balon turunun ötesine geçmeye hazırlanıyor.
Bu dönüşümde rol oynayan ya da oynamaya hazırlanan çok sayıda yatırımcı var. Bu aktörlerden biri de DOF Robotics. Geçtiğimiz ay bir araya geldiğimiz DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan ve NEO Planet Genel Müdürü Tankut Tonger, Kapadokya'daki projelerini anlattılar. "Kapadokya'da 20,3 milyon euroluk yatırımla bölgenin ilk eğlence merkezini kuruyoruz" dediler. NeoCappadocia projesi, Kapadokya'yı sadece bir destinasyon olmaktan çıkarıp yıl boyu yaşayan bir deneyim merkezine dönüştürmeyi hedefliyor.
Yaklaşık 2,3 yılda geri dönüşü öngörülen proje; otel, restoran, balon simülatörü, gösteri alanı ve "flying theater" gibi unsurlarla ziyaretçiye çok boyutlu bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, klasik turizm modelinden farklı olarak ziyaretçilerin bölgede daha uzun kalmasını, daha fazla harcama yapmasını ve tekrar gelmesini teşvik ediyor.
Kapadokya'nın hem daha fazla turist çekmeye hem de gelen ziyaretçiyi daha uzun süre bölgede tutmaya ihtiyacı var. Çünkü mevcut veriler, ortalama konaklama süresinin
2 günün altında kaldığını gösteriyor. Bu, böylesi güçlü bir destinasyon için oldukça kısa bir süre. Süreyi uzatmanın yolu ise deneyim çeşitliliğini artırmaktan geçiyor.
Deneyim ekonomisi küçümsenecek bir alan değil; aksine küresel ölçekte dev bir pazar. Mustafa Mertcan'ın da ifade ettiği gibi, eğlence teknolojileri dünyada 100 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Bu da Kapadokya gibi güçlü hikayelere sahip destinasyonların neden yeni nesil yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

20